Dünya Kupası’yla yapılmış en iyi yorumlardan biri Guardian gazetesindeki bir fotoğraf altında yer aldı: FIFA Başkanı Infantino nazikçe Trump’a İspanya kadrosunda yer almadığını hatırlatıyor. Trump şampiyonluk kutlamaları sırasında epey bir süre kadrajda kaldı, FIFA Başkanı’nın kulağına eğilmesiyle azıcık da olsa kenara çekildi ama sanki kupanın kazanılmasında hakkı vermiş gibi alkışlamaya devam etti. Ertesi gün kupayı kazanan İspanya’nın paylaştığı fotoğraflardan Amerikan Başkanı’nı Photoshop yardımıyla kesip attığı bile konuşuldu.
Ama Trump’ı bu kupadan uzun süre kesip atmak mümkün olmayacak. Kupanın en iddialı takımı Fransa, şampiyonu İspanya, bütün gözlerin üzerinde olduğu futbolcu Messi olsa da 2026 Dünya Kupası başından sonuna kadar Trump ve Infantino’nun adeta bir aşk evliliğinden doğan çocuğuydu.
Belki bu açıdan bakıldığında Trump sahnenin tam ortasında olmayı hak ediyordu. Ne de olsa futbolu ABD’ye getirdi, ABD de bu spor dalındaki hakimiyetini yavaş yavaş inşa etmek istiyor. Ziyaretçiler Trump’a rağmen ABD tecrübesinden genel olarak memnun ayrıldılar. Otobanlar, AVM’ler, dev porsiyonlarla yemek sunan yol kenarı lokantaları, klimalı stadyumların hatıraları ve içi doldurulmuş rakunlarla ayrıldılar.
Geçmişte politikacılar yolsuzluk yapacaklarında en azından bunu kılıfına uydurma çabası göstermek isterlerdi, değişen dünyada ne Trump ne de Infantino böylesi bir kaygıya ihtiyaç duyuyor.
Başından beri istenen sanki ABD-Arjantin finaliydi. Trump’ın en fazla işine gelecek bileşim buydu. Kırmızı kart cezasının ertelenmesi ABD takımının üzerinde bir gölge gibi sonsuza kadar kalacaktı aslında, ama skandal Belçika’nın elemesiyle unutuldu.
Trump’a uyduruk bir barış ödülü veren, bazı operasyonlarını Zürih’ten Miami’ye taşıyan, piyasa fiyatlarıyla sırf Başkan’a yakın olmak için Trump Tower’da hiç kullanmadığı bir ofis kiralayan, başkanı Mar-a-Lago’da davetlere katılan FIFA hem ABD’yi hem de Arjantin’i fazlasıyla kayırdı.
Başından beri Arjantin’in, özellikle de Messi’nin, final oynaması için her şey yapıldı. Hakemler, belli ki aldıkları talimatla, Arjantin’i kolladılar. Olur da Fransa finale kalır da Arjantin’in rakibi olur diye Paraguay’ın haydut oyuncularının star futbolcuları sakatlama girişimlerine bile göz yumdular. Mısır’ın golünün VAR tarafından sayılmaması skandallardan sadece biriydi. Final maçında bile İspanya’nın golü göz göre göre yendi.
KUPANIN KÖTÜ ADAMI
İşin ilginç tarafı Arjantin’in pozisyonlarında VAR’a hiç danışılmadı. Ancak böyle böyle bir zamanlar İngiltere’nin işgaline karşı mağdurun şahlanması olarak kupayı kaldıran Arjantin bu senenin kötü adamı oluverdi.
Arjantin’in kaybetmesini, Messi’nin rezil olmasını isteyen sadece ben değildim. Çok kişi aynı şarkıyı tekrarlıyor bugünlerde, Arjantin’in ağlayanı yok. Gerçi yine de azınlıkta olduğumu biliyorum çünkü toplu maç izlenen pek çok yerde hiç görmediğim kadar çok Messi forması taşıyan taraftara rastladım. Yunanistan’da bir genç bana “Messi’yi destekliyorum,” dedi. “Ama Arjantin hile yapıyor,” dediğimde “Ehhh,” diye geçiştirdi.
Final maçında sahadaki Messi’nin tribünlerde aynı formayı taşıyan binlerce insandan hiçbir farkı yoktu. 39 yaşında yürüyen, doğru düzgün pozisyona giremeyen, maç bittiğindeyse sahada tek başına ağlamaklı oturan bir yalnız adamdı. Boynuz kulağı geçer misali, milyarda bir ihtimalle o meşhur Unicef fotoğrafında yıkadığı bebek büyüdü, kupayı göğüsledi.
Hiçbir şey tesadüf değil. Messi bir süre önce Inter Miami’ye transfer oldu. Inter Miami’nin sahipleri Trump’a yakın, Miami’nin bulunduğu eyalet de Amerikan seçimleri için hayati önem taşıyor. Trump da epey bir süredir Florida sakini.
Florida siyasetinde yaprak kımıldatan olay hemen her zaman göçmenlik meselesi. Obama’nın Küba açılımı orada ters tepti, Trump’ın Venezuela operasyonu destek gördü. Inter Miami’nin sahipleri de genellikle Cumhuriyetçi Parti’nin bağışçıları, Trump’ın Küba ve Venezuela politikasını destekliyorlar.
Infantino’nun Miami’de dolanması da tesadüf değil. ABD dünyanın hemen her alanında lider ama bir türlü futbola – Avrupa futboluna – sızamıyor. Messi’nin transferi, Dünya Kupası finalinin ABD’de oynanması, kupanın yüzünün ABD’de oynayan bir futbolcu olması… Hepsi önümüzdeki yıllarda daha da güçlenecek bir futbol kültürünün temelleri için. ABD’de ilk kez futbola çok yoğun bir ilgi olduğu rakamlarla da ortada.
FIFA’nın Trump’ın (veya ABD’nin) her isteğini yapmasının da çok basit, çok ilkel bir nedeni var. Kimi tahminlere göre FIFA’nın bu turnuvadan karı 13, kimilerine göre 15 milyar dolar civarında. Tahmin edilenin de üzerindeki bir hasılat bu. Sözde sağlık için konan su molaları FIFA’yı daha da zengin etti. FIFA’nın sağlık kaygısının olmaması oyuncuları haddinden fazla yoran Kulüp Dünya Kupası gibi bir saçmalığı hayata geçirmesinden belli oysa.
FIFA zaten yolsuzluklarla anılan bir kuruluştu, dünyada hesap-kitap olarak bakan Trump ve Infantino koltuklarını kar amacı kullanma konusunda birbirlerini buldular. Bu evlilik başka meyveler de doğuracak.
Bir de maçları uğurlu paltosuyla izleyen Milei var. Yeşilçam’ın en kötü dönemlerinden fırlamış bir figüranı andıran Arjantin Devlet Başkanı dünyada Trump’ın az sayıdaki destekçilerinden biri. Bu sadakatinin ödülü olarak geçen sene ABD’den 20 milyar dolar yardım aldı. Masa başındaki hesaplar tutsaydı kuşkusuz Trump da Arjantin’in kupa zaferinden kendisine pay çıkaracaktı. Kim bilir belki kupanın kendisine adanacağını, hatta armağan edilip Trump Tower ya da Beyaz Saray’da sergileneceğini hesap ediyordu.
CANI İSTEMEDİ
Türk futbol yorumcularının sık kullandığı bir tabirle olmayınca olmuyor. Bir de topun canı var.
Küçük bir çocukken Florya’daki Kaşıbeyaz’da Prekazi’yi gördüğümde ondan benim için gol atmasını istemiştim, o da söz vermişti. Kim bilir kaç bin kişi aynı şeyi istemiş o da kim bilir kaç bin kişiye aynı sözü vermişti. Birkaç gün sonra Monaco’ya karşı o olağanüstü frikiklerinden birini ağlara yolladığında o golü sahiplenenlerden biriydim.
Prekazi sadece gelmiş geçmiş en güzel frikikleri atmadı, “Topun canı var,” gibi olağanüstü bir cümleyi de Türk futboluna armağan etti. Benim gibi milyonlarca insana bu oyunu sevdiren masa başı oyunlar, fazla içli dışlı ilişkiler değil, Prekazi gibi efsaneler ve topun canıydı. O günlerde para, siyasi oyunlar falan bilmezdik. Biz büyüdük ve kirlendi dünya. Ama bazı şeyler de değişmiyor. Topun canı var işte. Trump’a, Infantino’ya, Messi’ye bu kupayı vermeyi canı istemedi.