Beden yarıştırma, beden üzerinden çemkirme daha çok kadınlara özgü bir berbat bir alandır. İşte son örneği, Diyarbakır’da HDP il binası önünde eylem yapan annelere desteğe gitmiş kadın bakana bir gazeteci kadının “sığamayan bakan” diye ettiği, aslında ideolojik motivasyonlu o utanç verici, galiz söz. Utanç verici olması bakan açısından değil, sözü eden bakımından.

Ama utanç faslını fazla kilo barındıranlara yükleyip, buna da sağlık bakımından bir etik meşruiyet kazandırmaya çalışanlar da var. İşte ABD’nin en gözde talk show’cularından, siyasi hiciv ustası komedyen Bill Maher’in “şişmanları utandıralım ki yemesinler” çıkışı tam da bu kategoriye giriyor. ABD neredeyse bir haftadır Maher’in sözlerini, daha doğrusu aynı kanalda, HBO’da talk show yapan James Corden’ın ona verdiği verdiği, diyalektik bakımından iyi çalışılmış cevabı tartışıyor. Medya, sosyal medya ve TV’lerdeki tartışma programlarında, beden olumlama akımıyla birlikte rafa kaldırılan “fat shaming” davranışı irdeleniyor. (Fat shaming kavramı ‘şişman’ sözcüğünü içerdiği için konu gereği orijinal ‘şişman’ deyişine sadık kalıyoruz yazı boyunca, tercih etmemekle birlikte!)

James Corden'dan Bill Maher'e, "Senin gibi günde 35 bin kalori yakacak üstünlüğe sahip olacak kadar şanslı değiliz..."

Örneğin Whoopi Goldberg’li The View programında dört kadın konuyu masaya, Bill Maher’i sanık sandalyesine yatırıyor. Maher’in gündem olmak için provokasyon yaptığı, kimsenin ‘aman şişman olayım da sırtım ağrısın, merdiven çıkayamayayım’ heveslisi olmadığı, ayrıca obezitenin yoksullukla doğrudan ilişkisi olduğu vurgulanıyor ki, Corden’ın cevabı bu bilimsel veriyi de içeriyor.

“ŞİŞMANI UTANDIRMAK ZORBALIKTIR”

Bill Maher’ın argümanına göre kimse, ileride uçak koltuğunda iki kişilik yer kaplamak üzere obez olarak dünyaya gelmiyor. Ama sanki  şişmanlık iyi bir şeymiş gibi tuhaf bir noktaya gelindiğini, ne kadar sağlıksız olduğuna hiç işaret edilmediğini, oburluğun yeryüzü kaynaklarını da bitirdiğini  söylüyor. Aslında Amerika ölçeğinde dediği doğru, hamburger olacak sığırların küresel ısınmaya katkısı vs. Bana kalsa tartışma şu noktada başlıyor: Obeziteyle mücadele için aynı sigara ve emniyet kemeri bahsinde olduğu gibi insanları utandırmak gerekiyor ki, utancından nikotini bırakıp emniyet kemerini takmak zorunda kaldığı gibi, gırtlağını da tutsun. Bu nedenle de “Fat shaming sona erdirilmemeli, geri dönmeli” diyor Maher.

Ve James Corden kendi programında İngiliz üslubuyla sözü alıyor; Maher’in andığı şişmanlardan biri olarak saydırmaya başlıyor. Saydırmak derken, adam ne de olsa komedyen, kırıp geçiriyor gülmekten. Diyor ki, “Fat shaming, bir yere gitmedi ki, geri dönsün. Her yerde hatırlatılıyor bize, uçakta, Instagram’da. Pencere kenarına soğusun diye turta koyduktan sonra ‘sakın yaklaşma’ bakışıyla baktıklarında.”

Devam ediyor Corden; “Şişmanların aptal ve tembel olduğuna dair aşağılayıcı bir görüş var. Hayır değiliz. Fazla kilonun bizim için iyi olmadığını da biliyoruz. Diyet yapıyoruz ama olmuyor. Herkes Bill Maher gibi günde 35 bin kalori yakacak üstünlüğe sahip değil. Şişmanları utandırmak, sadece utandırır. Ve utanç depresyona, anksiyeteye yol açar, insanı kendine zarar verecek şekilde daha çok yemeye sevkeder. Şişmanı utandırmak zorbalıktır. Bill, Avrupalıların iki kişilik yemediğini söylüyor. Şekilde görüldüğü üzere ben Avrupalıyım, 37 yılım orada geçti. İnanın, Avrupa’da da şişmanlar var. Salgın haline gelen obezite bir sağlık sorunu olarak tabii ki tartışılmalı; abuk cubur gıdalar, porsiyon kontrolü ve egzersiz eksikliğinin katkıda bulunduğu da bilinmeli ama yoksulluk da önemli bir faktör obezitede. Genetiğin de rolü var. Leptin hormonundaki bozukluk doğrudan obeziteye yol açıyor… ”

YOKSULLUK VE İTİLMİŞLİK OBEZİTE FAKTÖRÜ

Corden, çocukluk çağındaki obezite ile yoksulluk arasında direkt bağ kuran Michigan Üniversitesi’nde yapılmış bir araştırmaya atıfta bulunuyor. O araştırmaya göre ABD’de çocuklar arasındaki obezite oranı ortalama yüzde 10; ancak gelir düzeyi düşük, eğitimsiz ve işsizliğin yüksek olduğu kesimlerde bu oran yüzde 23-33’e kadar çıkıyor. Etnik gruplar da farklı değerler gösteriyor: 12-19 yaş arası siyahların obezite oranı yüzde 23.7; aynı yaş grubunda beyazların obezite oranı yüzde 16.1.

Dünya ölçeğinde de aynı durum söz konusu. Obeziteyi global sağlık krizi olarak niteleyen Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2 milyar yetişkin fazla kilolu ya da obez. Refahla obezite arasında doğru değil, ters bir orantı var. Son yıllarda gelişmiş ülkelerde obezite gerilerken, kaynakların kıt olduğu ülkelerde sağlıklı gıdaya erişim imkanı sınırlı olduğu için fast food’la beslenme oranı artıyor. Kiloların toplandığı coğrafya Güney Pasifik. Cook Adaları ve Tonga’nın da bulunduğu beş ülkede obezite oranı yüzde 60’ın üzerinde.

Neticede kendisi için geçerli olmasa bile, özellikle yokluk ve obezite ilişkisi bağlamında James Corden haklı. Ancak tartışma “fat shaming” meselesine fazla odaklanmış görünüyor, Maher’in ABD özelinde vurguladığı savurganca gıda tüketimi es geçiliyor.

Bu arada, Maher ile Corden’ın aynı kanalda şov yapmanın dışında, sinema kariyerlerindeki tartışmalı (!) rolleri bakımından da ortak yönleri varmış. Bunu da Corden’ın programdaki tiradı sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz. Maher “Avokado Ölüm Cangılındaki Yamyam Kadınlar” filminde oynamış. Böyle bir film gerçekten var; 1989 yapımı. Corden ise “Lezbiyen Vampir Katiller” adlı klasik (!) filmde görünmüş. İşte o filmden Almanca trailer…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!