Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 3 günlük bir ziyaret için Rusya’ya gitti. Ziyaret sırasında iki lider kameralara gülümseyen pozlar verdi, birbirlerine “Dostum” diye hitap etti ve iki ülke şirketleri önemli anlaşmalar imzaladılar. İlerleyen satırlarda bu anlaşmaların detaylarını okuyabilirsiniz.

Küçük bir hatırlatma, ziyaretin zamanlamasının ve süresinin ABD Başkanı Trump’ın Birleşik Krallık’ı da kapsayan Avrupa turu ile aynı ana gelmesi, sanırım bugünkü yazımızı daha da anlamlı kılıyor.

Asya’nın iki büyük rakip ülkesi…

Aslında arası 50 yıl öncesine kadar hiç de iyi olmayan iki ülkeden bahsediyoruz. Çin’i Mao Zedong, Sovyetler Birliği’ni de Brejnev’in yönettiği dönemlerde, iki ülke arasında “Asya Kıtasının Lideri” olmak konusunda kıyasıya bir mücadele vardı. Bu mücadele iki ülke sınırında , 60’ların sonunda adı tam konmamış olsa da silahlı çatışmaya kadar gitmişti.

Ancak 90’lardan sonra Asya Kıtasının bu iki büyük ülkesi arasında ilişkilerin yeniden toparladığını gördük. 1991 yılında Çin ve Sovyetler Birliği’nin sınır sorunlarını çözmeye yönelik imzaladığı anlaşma sonrasında, bu iki ülkenin birbirine yaklaştığını gözlemledik.

Ancak bu yakınlaşma her zaman mesafeli oldu.

İki ülkenin de dünya liderliğine oynamak istemesi ve bunun için farklı stratejileri kullanıyor olması aradaki mesafeyi sürekli kılıyordu.

Ancak ABD Başkanı Trump’ın hem Çin’i hem de Rusya’yı aynı anda hedef tahtasına koyması, bu iki ülkenin aralarındaki rekabeti bir kenara koyarak stratejik anlaşmalar yapmaya başlamasına neden oldu.

Hikayemize geri dönelim..

Bilindiği üzere ABD Başkanı Trump , Çin’i “Ticaret Savaşları” ile köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Trump önce iki ülke arasındaki ticaret dengesizliğinin altını çizerek, ABD’nin Çin’den aldığı ürünlere “vergi koydu”. İlk etapta Çin’in 300 milyar dolarlık ihracatına yüzde 25 vergi koyan Trump, Çin’in kalan 325 milyar dolarlık ihracatı için de “yüzde 25 vergi” sopasını sallamaya devam ediyor.

Ancak Trump’ın “Çin ile olan hesabı” sadece ticaret dengesizliği üzerinden yürümüyor. Internet dünyasında son 20 yılın en büyük kırılma noktalarından biri olacağı iddia edilen “5G Network” teknolojisine büyük oranda hakim olan şirketler büyük oranda Çin Şirketleri. Huawei de bu şirketlerin en önde geleni. Trump yönetimi “Huawei’nin sahiplik yapısının net olmadığı, Çin Devleti ile organik bağının olduğu ve bunun da güvenlik açığı yarattığı” iddiası ile Huawei’nin ABD’de işlem yapmasını yasakladığı gibi müttefiklerine de “Huawei ile iş yapmamaları” çağrısında bulunuyor. Hatta çağrıdan öte “Huawei ile çalışırsanız Amerikan firmaları ile çalışamazsınız” diyor.

Gelelim Rusya – ABD ilişkilerine…

Trump yönetiminde önce ABD’nin Rusya’ya başlattığı ekonomik yaptırımları hatırlıyoruz. Rusya’nın Ukrayna ile olan çatışması ve Kırım’ın ilhak edilmesi sırasında , ABD bu ülkeye çok kapsamlı ekonomik yaptırımlar uyguladı. Rusya’nın bu yaptırımlar sonrasında “Batı Finans dünyasından” borç alma imkanı tamamen sona erdi.

Trump yönetimi sırasında da bu yaptırımları devam etti. Trump yönetimi, mevcut sorunların yanına bir başka konuyu “ Kuzey Akımı 2 Projesini” de ekleyerek devam etti. Rusya’nın Ukrayna üzerinden geçerek Avrupa’ya sattığı gazın güzergahını değiştirmek ve miktarını artırmak için yaptığı, Baltık Denizin altından geçerek , Almanya ‘da karaya çıkan Kuzey Akım2 Projesi , Trump Yönetiminin tepkisini çekti. Bu tepki hem Rusya’ya hem de Almanya’ya yöneltildi.

ABD, 2 rakip ülkeyi aynı masaya oturttu

ABD’nin sıkı markajı ve yaptırımlarından bunalan Çin ve Rusya stratejik anlaşmalar imzalamaya başladılar. Kısa süre önce iki ülke topraklarında ortak yapılan askeri tatbikatla göz dağı veren Rusya ve Çin şimdi de ekonomi ve ticaret alanlarında iş birliğine gidiyor.

Xi JinPing’in , Rusya ziyaretinde bu işbirliğinin en çarpıcı olanlarından biri Çin teknoloji devi Huawei ile Rus Telekom şirketi MTS arasında “5G network kurulumu ve kullanılması” için atılan imza oldu.

Ayrıca St. Petersburg’da “Ekonomi Zirvesinde” bir araya gelen iki lider “ABD Dolarının dünya ticaretin tekel durumunda olmasından” şikayet edip, iki ülke arasındaki 100 milyar doların üzerindeki ticareti artırmak için yoğun çaba harcayacaklarını açıkladılar.

ABD Başkanı Trump’ın dış politikasının ana ekseni yeniden “2 kutuplu bir dünya” oluşturmak . Bu sebeple serbest ticaret anlaşmalarını iptal ediyor, AB gibi büyük ekonomik oluşumları da hedef tahtasına koyuyor.

Belli ki bu politikalar karşı cenahta yankı bulmuş. Rusya ve Çin oluşturulmaya çalışılan 2 kutuplu dünyada yerlerini sağlamlaştırıyor. Burası net.

Sorun diğer ülkelerin bu iki kutuplu dünya düzenine nasıl ayak uyduracakları ?

Soğuk Savaş döneminden sonra çok şey değişti ve bir çok ülke için “ya ben ya o” şeklinde dikte ettirilen bir dünya düzenine uymak hiç kolay olmayacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!