Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ZİHNİMDEN hiç çıkmayan siyasi görüntülerden birini sizlerle de paylaşayım:

        AK Parti’nin kuruluş günü (14 Ağustos 2001)... Partinin kurucu heyeti basın karşısında... Türkiye’nin merakla beklediği partiyi Genel Başkan Tayyip Erdoğan basın mensuplarına tanıtıyor... Ortalıkta heyecanlı bir hava var... Sorular, cevaplar...

        Kurucu heyet TV’de akşam haberlerini birlikte izlemek üzere partinin Yıldız’daki ilk genel merkezindeler... Akşamın ilk haber programı 18.30’da TGRT’de, o kanal açılıyor... Aaa, o da ne; ilk haber AK Parti’nin kuruluşuyla ilgili basın toplantısı değil, bir başka partinin genel başkanının AK Parti’nin neden başarılı olmayacağına dair basın toplantısı...

        Tayyip Erdoğan’ın yüzüne bakıyorum... Öfke kırmızısı...

        Neyse ki, saat 19.00’da diğer kanalların haberleri başlıyor ve hepsinde kısa da olsa ilk haber AK Parti...

        Yüzler gülüyor...

        Neden hatırladım ve hatırlatıyorum bu bayağı eskimiş olayı?

        Şundan: Kurucu heyet içerisinde yer alan AK Parti’nin ağır topu Bülent Arınç, önceki gün CNN-Türk’e çıktı ve her zamanki samimiliğiyle neden yeniden aday olmadığını anlattı. Bu arada, sorulara cevap olarak, içinde sakladığı bazı rahatsızlıkları da dışa vurdu. Dün gazetelere tepkilerini ilk yansıtan tiplere bakınca kuruluş gününü karartan o olayı hatırlamadan edemedim.

        Bir avuç insan... Kurulu düzene aykırı bir yolculukmuş gibi yansıtılan bir siyasi mücadeleyi başlatmışlardı. Neredeyse Türkiye’nin bütün yerleşik güçleri karşılarında yer alıyordu; kendilerini kurucu kadroyu oluşturanlardan çok daha üstün gören, sonradan sessizce AK Parti’ye katılacak eski arkadaşları da karşılarındaydı...

        Medyada, tek kanal ve tek gazete dışında, yakın sayılacak gazeteler ve kanallar bile, onların iktidara yürüyüşünü durdurmaya çalışıyordu.

        AK Parti’ye umut gözüyle bakan tek tür yazar vardı yerleşik düzen gazetelerinde; onlar da yakın arkadaşları tarafından alay edilmeyi de göze alarak savunuyordu AK Parti’nin siyasi hayattaki varlığını... Diğerleri, bir yandan meslektaşlarını alaya alırken, bir yandan da AK Parti’nin ne zaman kapatılacağına dair spekülasyonlar yapıyordu.

        Tabii bugün manzara farklı.

        AK Parti’nin içinden baktığınızda da farklı, medyayı gözünüzün önünde tutarak baktığınızda da...

        Kurucu kadroya tepeden bakıp etkileri altındaki medyayı kullanarak gidişi durdurmak için mücadele açanların bir bölümü, AK Parti içerisinde bugün ve elleri altındaki medya gücünü (tabii sosyal medyada trol gücünü de) Bülent Arınç gibi samimi AK Partililiği müsellem olanlara karşı kullanıyorlar.

        Medyadaki varlığını AK Parti düşmanlığına borçlu niceleri, şimdilerde, AKP adına kalem oynatıyor veya ahkâm kesiyor. Aralarından AKP sayesinde devlette önemli konumlara tırmananlar bile var.

        Geç katıldıkları halde temsil görevini üstlendikleri partili köşelerden ve sosyal medyadan, 2001’de AK Parti’yi “umut” sayarak destek vermiş kalemlere dönük tezviratlar yapanlar az değil. Televizyon kanallarında hep onlar...

        Samimiyet abidesi siyasiler ortalıktan çekilir, AK Parti’nin iktidarını desteklerine borçlu olduğu kanaat önderleri seslerini ancak ortak imza kampanyalarıyla duyurabilir iken, AKP’nin seçmen desteği ne halde?

        AK Parti, yeni bir siyasi kadro ve yepyeni yüzlerden oluşan bir medya korosuyla gidiyor 1 Kasım seçimine...

        Oyların daha yükseklere tırmanacağı umuduyla...

        Bülent Arınç’ın CNN-Türk’te söyledikleri bana bunları hatırlattı.

        Diğer Yazılar