Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sizce dünya düzeninde ya da sisteminde değişiklik emareleri var mı?

Soruyu daraltayım. ABD’nin liderliğinde, Batı ittifakında bir sallantı oluyor mu? Kimi bölgelerindeki çatışmaların ya da gerginliklerin yeni bir boyuta geçecek kadar büyüdüğünü düşünüyor musunuz? Ticaret yapma biçiminizde ya da tüketim paletinizde bir değişiklik söz konusu mu?

Sizce birileri dünyayı bir değişime zorluyor mu? Yani birileri düğmeye bastı mı? Yok öyle olmadıysa ülkelerin aldıkları kararlar sonrasında bazı değişimlerin kapıya dayandığını düşünüyor musunuz?

Ben, evet dediğinizi varsayarak bu yazıya devam ediyorum. Olan bitenden anladığımız kadarıyla, birçok ülke de işi böyle okuyor.

***

Çin’in kuralsız rekabeti ve ABD’nin ölçüsüz cevabından sonra apayrı bir faza girdik. Kısa vadeli hesaplardan ya da zorluklardan kafamızı kaldırdığımızda işler daha da karmaşık hale geliyor.

5G, verinin anlaşılma ve işlenme biçimindeki değişiklikler, savunma sistemlerinin dönüşümü, tedarik zincirlerinin yeniden düşünülmesi, karbon bazlı enerji tüketiminden uzaklaşma, yapay zekanın iş akışlarını domine etmesi, otomotivde dönüşüm, emek piyasasında çalışanın aleyhine eğilimler gibi kallavi konular... Üstelik hepsi de peş peşe gündemimize girmişken...

Bunları yönetmenin yolu nedir?

Demokratik standartları biraz askıya almadan Çin’in sübvanse edilmiş & kızıl kapitalizmi ile başa çıkılabilir mi? Eğer daha az demokrasi ve daha güçlü bir ticari cevap karışımı olacaksa o ‘daha az’ demokratik standartları kim koyacak?

Seçmenler buna onay verecekler mi?

Bunlar epeyce kritik sorular.

Batı standartlarında bir demokrasi ve kural bazlı ticaret ile Batı artık rekabet edemiyor. Bu görüldü. ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası kurduğu yapıyı yıkma pahasına giriştiği mücadeleden bunu okuyabilirsiniz.

***

Türkiye üç aşağı beş yukarı bu işi böye okuyor. Bu şekilde bir araya getirilmiş bir külliyat yok. Ben dünyadaki gidişatı ve bizdeki uygulamaları değerlendirince adın konmamış bir dönüşüm içinde olduğumuzu düşünüyorum.

Düşük katma değerli üretim motifi nasıl aşılır? Devamlı hale gelen kur atakları nasıl karşılanır? Daha düşük faiz ortamı ve daha bol kredi ile şirketlerin maliyetleri nasıl geriler?

İşte bizim bu sorulara verdiğimiz yanıtların ortalama karşılığı kamuculuk / ekonomide devletin ağırlığının artması ya da girişimci devlet çözümü.

‘The Entrepreneurial State’ adlı kitabında Mariana Mazzucato bir önceki yazıda değindiğim sorunları ele alarak yanıtlıyor.

Özellikle belirsizliğin yüksek olduğu kritik sektörlerde ve AR&GE faaliyetlerinde yer almanın devlet için artık zorunluluk olduğunu iddia ediyor. Kimi tartışmalı ancak somut örneklerle bilinen birçok başarının arkasında zaten kamunun olduğunu tartışıyor.

Acaba devamlı yükselen borçluluk sebebiyle kamu dünya genelinde devletleşme beklerken zoraki özelleştirmelere mi başvurmak zorunda kalır? Yönetim biçimi ve siyasette şeffaflık mevcut dönüşüme ne kadar ayak uydurmalı?

Kamuyu güçlendirmeye devam eden ülkemizde uzun vadeli pratik sorunlar ve finalde ortaya çıkacak yapı için nasıl bir yol haritası çıkarıldı?

Ekonomiye eleştirileri genellikle verilerin yanlış olduğu tezinden yürüyen muhalefetimiz bu değişimi nasıl okuyor?

Buralardan yola çıkarak başlamak lazım tartışmaya...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00