Ülkemizde yükseköğretim sistemi, büyüklüğü bakımından dünyanın önde gelenleri arasına girdi. Ancak dijitalleşmeden, uluslararasılaşmaya, finansman sorunundan kitleselleşmeye kadar pek çok meydan okumayla karşı karşıya. 2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı başvuruları, ÖSYM tarafından dün itibarıyla alınmaya başlandı. Süreç 6 Mart'a kadar da devam edecek.

Dün yine İstanbul’da, ağırlıklı olarak rektörlerin ve akademisyenlerin katıldığı önemli bir toplantı tertip edildi. Amaç, yükseköğretimin sorunlarını ve çözüm önerilerini kapsayan bir rapor tanzim etmekti.

“Geleceğin Türkiye’sinde Yükseköğretim” raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda İLKE Derneği Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş tarafından hazırlanan raporda ilginç veriler bulunuyor.

ÖĞRENCİ SAYIMIZ 100 ÜLKENİN NÜFUSUNDAN FAZLA

Rapora göre Türkiye’de yükseköğretim öğrenci sayısı dünyada yaklaşık 100 ülkenin, Avrupa’da ise 20 ülkenin nüfusundan daha fazla. Erdoğmuş; “206 yükseköğretim kurumu, 7 milyon 560 bin 371 öğrenci, 161 bin 123 öğretim elemanı ile yükseköğretim sisteminin önemli bir niceliksel büyüklüğe ulaştığını” söylüyor. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının 49.35, Türkiye'deki uluslararası öğretim elemanı sayısının ise 3 bin 55;  Türkiye'nin yayın sırasında dünyada 20. atıf sırasında ise 26. sırada olduğunu hatırlatan Erdoğmuş, Türkiye’nin geleceğe güvenle bakabilmesi için, bu görünümün iyileştirilmesinin şart olduğunu ifade ediyor.

Alandaki sayısal büyümenin artık nitelik ve kaliteye dönüşmesi gerekiyor. Son dönemlerde araştırma ve yayın sayılarında da artış gerçekleşti ve Türkiye dünya sıralamasında 18-20 bandında bir aralığa oturdu. Ancak bu düzey, Türkiye’nin sosyo-ekonomik gelişimi ve dünyadaki ağırlığının artması için yeterli değil.

Dünyada özellikle kamu yönetimi anlayışında; adem-i merkezîyetçilik, şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk, katılımcılık, vatandaş memnuniyeti, hizmet kalitesi, e-devlet, kaynakların etkin kullanımı ve verimlilik gibi öne çıkan yeni yaklaşımlar son yıllarda yaygınlık kazanıyor. Bu yaklaşımlar, yükseköğretim yönetimi ve yapılanmasını da etkiliyor.

Yükseköğretimde uluslararasılaşma eğiliminin artarak devam edeceği dikkate alınırsa, bu alanı etkileyecek yasal gelişmelerin zamanında ve uluslararası uyumu gözeterek yapılması önem kazanacaktır. Başka ülkelerden alınmış diplomalar için yapılan tanıma ve denklik işlemleri bu gelişmelere örnek gösterilebilir.

Yükseköğretim kurumlarının evrensel olmaları sebebiyle, çevresel konulara ilgi duymak, araştırma ve projelerle daha iyi bir çevrenin oluşumuna katkı sağlamak gibi sorumlulukları da var. Bu nedenle gelecekte, çevresel konularda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri ve sorunların önlenmesine katkı sağlamaları yönünde beklentiler artıyor.

Uzun bir geçmişe ve köklü bir geleneğe sahip üniversiteler, değişimin en zor gerçekleştiği kurumlar. Bu geçmiş ve gelenek, üniversitenin hem en güçlü hem de en zayıf yönünü oluşturuyor. Süreç içinde oluşmuş derin, sistematik ve güvenilir bilgi, üniversiteye güç katarken; sahip olduğu bu özgüven ve gelenek, aynı zamanda değişime direnç veya geç cevap verme ile sonuçlanabiliyor. Bugün artık karşı karşıya kaldığımız değişim ve gelişmeler yükseköğretimde de değişimi zorunlu kılıyor.

ÜNİVERSİTELERİN FİNANSMAN SORUNU

Kamu kaynaklarıyla finansmanını sağlayan yükseköğretim kurumlarının, eğitim öğretim kalitesinin artırılması ve nitelikli araştırmalar yapılabilmesi için daha fazla finansmana ihtiyacı var. Bu nedenle üniversitelerin sürdürülebilir finansman kaynağı bulmaya yönelik çalışmalar yapması da oldukça önemli.

Üniversitelere dağıtılan kamu kaynakları için belli oranlarda performans kriteri konulması, rekabet oluşturabileceği için faydalı olabilir. Yükseköğretim kurumlarının, proje geliştirmeleri, mezunlarla, toplum ve iş dünyası temsilcileriyle ilişkilerini yoğunlaştırarak, bağışların artırılması gibi finansman kaynakları geliştirmeleri, geleceklerine katkı sağlayacak öneriler.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!