Son Dakika

"Yüzyılın Anlaşması!"

10.05.2019 - 09:48 | Güncelleme:

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasından bu yana “Yüzyılın Anlaşması” olarak tabir edilen ve Filistin meselesini çözmeyi(!) amaçladığı söylenen planın detayları basına sız(dırıl)dı.

İsrail basınında yer alan belgede, Trump’ın göreve başlamasından itibaren Filistin davasının tasfiyesine yönelik adımlarını tamamlayan ciddi maddeler yer alıyor.

Esasen İsrail Hayom gazetesi söz konusu planın detaylarını sızdırmadan önce Trump’ın başdanışmanı ve damadı Jared Kushner,  geçtiğimiz hafta sonu Washington Yakın Doğu Araştırmaları merkezinin davetinde yaptığı konuşmada, planı yakın zamanda açıklayacaklarını duyurmuştu.  Yüzyılın anlaması olduğu belirtilen planda yer alan başlıca maddeler şöyle:

- İsrail, FKÖ ve Hamas arasında üçlü bir anlaşma imzalanacak ve bu anlaşma çerçevesinde “Yeni Filistin” devleti kurulacak.

- Batı Şeria bölgesindeki büyük Yahudi yerleşimleri İsrail’in elinde kalacak, hatta bu bölgedeki diğer yerleşim yerleriyle bağlantı kurulması için yerleşim alanları daha da genişletilecek. 

- Kudüs her iki devletin başkenti olacak, ancak kurulacak Kudüs Belediyesi İsrail’e bağlı olacak. Buradaki Araplar Yeni Filistin’in vatandaşı olacak ve Yeni Filistin Kudüs Belediyesi’ne bazı giderler için vergi ödeyecek. Kutsal alanların statüsü ise olduğu gibi devam edecek.

- Mısır, Gazze’ye havaalanı, tarım arazisi ve kurulacak fabrikalar için toprak kiralayacak. 

- Anlaşmanın uygulanması için “Yeni Filistin”e ABD, AB ülkeleri ve Körfez Arap ülkeleri tarafından mali destek sağlanacak. (ABD yüzde 20, AB yüzde 10, Körfez Arap ülkeleri ise petrol gelirlerine göre paylaştırılmak üzere, toplamda yüzde 70 oranında mali destek sağlayacak) Tabi buna, İsrail yerleşim bölgeleri arasındaki bağlantının kurulması için harcanacak para da dahil olacak.  (Yani Araplardan toplanan parayla, işgal finanse edilecek)

- Yeni Filistin’in ordusu olmayacak, sadece polis gücüne sahip olacak. Hamas, İslami Cihad gibi örgütler (şahsi silahlar dâhil) silah bırakacak.

- Bir yıl içinde Filistin hükümetinin seçilmesi için sandığa gidilecek.

- Beş sene içinde Filistin’e bir liman ve havaalanı kurulacak. Bu süre zarfında İsrail’in liman ve havaalanları kullanılabilecek. Gazze ve Batı Şeria birbirine yerden yüksekliği 30 metre olan bir otoyol ile bağlanacak. 

PLAN KABUL EDİLMEZSE NE OLACAK?

Yayınlanan metinde başka detaylar da var. Ancak başlıca maddeler bu şekilde. Peki damat Kushner’in son açıklamasında; “tek taraflı adımlar atılmadan önce tarafların bu planı ciddi şekilde incelemelerini” nasihat ettiği planın kabul görmemesi durumunda ne olacak?

İsrail medyasının yayınladığı planın detaylarında buna da yer veriliyor:

- Eğer plan Filistinli taraflarca reddedilirse, ABD’nin Filistin’e yönelik yardımlarının hepsi kesilecek ve diğer ülkelerden gelen yardımlar engellenmeye çalışılacak.

- FKÖ kabul eder, Hamas ya da İslami Cihad reddederse Gazze’ye yönelik İsrail saldırıları ABD tarafından desteklenecek. 

- Planı İsrail’in reddetmesi halinde ise İsrail’e sağlanan mali destek kesilecek. (!)

- Yani ABD yönetimi uzun süredir alt yapısını hazırladığı planın kabul edilmesi için açıkça tehdit de ediyor. Filistinli taraflar ise, en başından beri böylesine bir anlaşma veya plana karşı tepkili. 

GİDEREK DARALAN FİLİSTİN TOPRAKLARI

Bölgede Osmanlı’nın hâkimiyetinin son bulmasından sonra geldiğimiz noktada Filistin, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ne sıkışmış durumda. “Nehirden (Batı Şeria) Denize (Akdeniz)” olarak tabir edilen tarihsel Filistin toprakları küçülürken, İsrail genişlemeye devam ediyor. 

Bugün Filistin topraklarının yüzde 85’i İsrail egemenliğinde. Filistinliler ise “Nehirden denize kadar olan” bir Filistin devleti hayalinden vazgeçmiş durumda.

Birçok Arap ülkesinin desteklediği “Yüzyılın Anlaşması”nı bir gün Filistinliler de kabul edecek mi? Yoksa geçmişte olduğu gibi reddedip, yıllar sonra yine daha kötüsüne mi maruz bırakılacaklar?

Filistinliler 1937’de İngiltere’nin Yahudi ve Arap olmak üzere iki devlet planına karşı çıkmışlardı. O dönemde öngörülen Yahudi Devleti, İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarının üçte birini kapsıyordu. Ancak Araplar’ın karşı çıkışı Filistin’e Yahudi göçünü durduramadı.

İngiltere 1947 yılında Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere devretti. BM hemen bir plan geliştirdi. Planda yine iki devlet öngörülüyordu. Ancak bu sefer toprakların yüzde 56’sı Yahudiler’e bırakılıyordu. O dönem Filistin meselesinin temsilci olan Arap Yüksek Komitesi buna karşı çıktı. Bu plan da uygulanmadı. 

Ortadoğu’nun bugünkü kaderini ören baş aktör İngiltere nihayet 1948’de Filistin’deki manda idaresine son verme kararı aldı. Ancak son İngiliz askerinin çekildiği günün ertesi İsrail Devleti kuruluşunu ilan etti. 

Araplar’ın Nekba (Büyük Felaket) dedikleri İsrail’in kuruluşunun ardından Arap ülkelerinin İsrail’e saldırıları püskürtüldü. Bunun sonucunda, Ürdün Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı ilhak ettiğini açıkladı. Gazze Şeridi ise Mısır kontrolünde kaldı. 

1967’ye gelindiğinde ise İsrail, 6 gün savaşlarında Mısır’dan sadece Gazze’yi değil, Sina Yarımadası’nı aldı. Ürdün’ü ise Doğu Kudüs ve Batı Şeria’dan çıkardı ve Suriye’de Golan Tepeleri’ni işgal etti. BM ise 242 sayılı kararıyla İsrail’in bu topraklardan çıkmasını istedi.

Mısır ve Suriye, 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı'nda şanslarını bir kez daha denedi ancak sonuç yine hüsran oldu. Mısır ilerleyen süreçte İsrail’i tanıyarak barış anlaşması imzaladı, Golan Tepeleri ise İsrail’de kaldı. İsrail 1982’de ise Lübnan’ı işgal etti. 

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜN KABULÜ

1987’de başlayan intifada ile direniş kararlılığını gösteren Filistinliler’in sürgündeki hükümeti Filistin Ulusal Konseyi, 1988’de Cezayir toplantısında, BM’nin 1947’deki iki devletli çözüme dayanan planını kabul etti. 

1993’teki meşhur Oslo görüşmeleriyle ise Filistinliler İsrail’i tanımaya hazır olduklarını beyan ediyor, buna karşın İsrail işgalinin geri çekilmesini şart koşuyorlardı. Oslo süreci, daha sonra bunun bedelini canıyla ödeyecek olan İzak Rabin ile Yaser Arafat’ın canlı yayında tokalaşmasıyla akıllarda kaldı.

İsrail, ABD öncülüğünde devam eden görüşmeler ve varılan anlaşmalara rağmen hiçbir zaman üzerine düşeni tam olarak yerine getirmedi. Zaman zaman geri çekilmeler olduysa da, İsrail’de sağın yükselmesi çözümsüzlüğe giderek daha fazla su taşıdı. Sonunda 2000 yılında İkinci intifada patlak verdi. 

İsrail 2002 yılında tekrar Batı Şeria’yı işgal etti. ABD ise çözümsüzlükten Filistin yönetimini sorumlu tuttu. 2005’te Gazze ve Batı Şeria’dan güçlerini çekmeye başlayan İsrail, Gazze’yi her koldan abluka altında tutmaya, Batı Şeria’da ise yerleşim yerleri inşa etmeye devam etti. 

Yaser Arafat daha sonra İsrail ve ABD ile giriştiği diplomatik çözüm yolunun Filistin aleyhine işlediğini görse de, ölümünden sonra yerine geçen Mahmut Abbas, bu yolu sürdürmekte ısrarlı davrandı. 

Daha önce İsrail’in her türlü varlığına karşı çıkan Hamas ise, 2017’de yayınladığı yeni tüzük belgesiyle, 1967 sınırları çerçevesinde bir Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıkladı.

14 Mayıs 2018’de ise ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı uyarınca, Tel Aviv’deki ABD büyükelçiliği Kudüs’e taşındı. Batı Şeria’daki işgaller meşrulaştırıldı(!), ABD Golan işgalini tasdik etti.

Anlayacağınız, bu güne kadar kabul edilmeyen her anlaşma sonrası Filistinlilerin toprakları küçüldü, şartları daha da ağırlaştı.
 
Geçmişte kabul edilmeyen anlaşmalara bugünün şartlarında bakanlar; “keşke 1937’de İngilizlerin teklifini kabul etseydik” , “1947’de BM’nin planı makul müydü?” , “1967 sınırlarına bari tamam diyebilir miydik” noktasına kadar getirildiler. Öyle ki İsrail devletini tamamıyla reddeden Hamas dahi yeni tüzük belgesinde, dolaylı olarak 1967 sınırlarını kabul edeceğini ilan ediyordu.
İsrail yıllar içerisinde Filistin’e yönelik baskı, işgal ve kısıtlamaları sürekli arttırarak hep “ölümü” gösterdi, “sıtmayı kabul edin” dedi.
“Yeni Filistin Devleti” planı da geçmişten farklı değil. Filistin’in yenilgi ve yalnızlığı arttıkça, anlaşma şartları da ağırlaştırılıyor.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300