Efendim; belki de çok çok azınızı ilgilendiren bir meseleden bahsedeceğim şimdi. Erken yaştaki evlilik mağdurlarından…

Hikayesi şu; iki genç çok küçük yaşta birbirlerini tanıyor. Aşık oluyorlar. Çoğunlukla bilinçsizlikten bazen de içinde bulundukları çevrenin yaşam şartları neticesinde; reşit değilken evlilik hayatı sürmek istiyorlar. Ancak yasalar gereği bu mümkün değil. Evlilik cüzdanına sahip olabilmek için 18’e girmeyi bekliyorlar.

Fakat o süreçte kimilerinin ailesi duruma içerliyor, polise gidip şikayetçi oluyor. İlerleyen günlerde aileler; gençlerin gerçekten birbirlerini sevdiklerine ikna olup, şikayetlerini geri çekseler dahi; yasaya aykırı bir birliktelik söz konusu olduğu için bu kez kamu davası açılıyor. Yıllar yılı sürüyor o dava. Bu süreçte çiftler çoluk çocuğa karışıyor. Reşit olup evleniyorlar da.

O küçük kız ve o küçük oğlan büyüyor, olgunlaşıyor, hatta iş güç sahibi oluyorlar. Ve bir gün dava neticeleniyor; karar; kocaya hapis.

Adam içeri giriyor; dolayısıyla ailesine ekmek de götüremiyor. Eş evde, çocuklar evde. Cezaevinin görüş günlerinde birbirlerini görebiliyorlar. Yani sadece kocalar değil, çocuklar ve aileler de cezalandırılıyor. Çok küçük yaşta büyük bir hata yapmışlar, kabul. Ama gelinen noktada o hatanın vebalini çok ama çok ağır ödüyorlar.

Tam 5 bin vaka var bu şekilde. Çocukları da hesaba kattığınızda dolaylı olarak bu durumdan etkilenen tam 25 bin kişi…

Toplam nüfusa oranla nokta kadar bile değeri olmayan bir durum diyebilirsiniz. Ama insan yaşamının sadece istatistikten ibaret olmadığını da unutmamak gerekiyor.

Tabii bu söylediklerim mesele gerçekten bu kadar masum ve naifse geçerli. Bu toplumda, tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlanan gencecik nice kız evladımız var. O sapıkları elbette aklı başında hiç kimse savunamaz. Arka çıkamaz! En başta toplum vicdanı buna müsaade etmez. Benim derdim iki vakayı birbirinden ayırabilmek.

Biliyorum; bıçak sırtı bir mevzu. Tam da bu hususta yargı merciilerinin görevi mağdur olanla suçluyu ayırt etmektir ki dava dosyasında kimin hangi suçla demir parmaklıklar ardına yollandığı açıkça belirtilir. Yani mağduriyet yaşayanla, cezayı hak edenin tespit edilmesi aslında çok zor değil.

Peki mesele nasıl böyle içinden çıkılmaz hale geldi diyenleriniz için biraz teknik detay vermek isterim.

Türk Ceza Kanunu’nun 765 sayılı 423’ncü maddesi özetle her kim ki 15 yaşını dolduran bir kızla birliktelik yaşarsa, altı aydan 2 seneye kadar ceza alır. Evlenme gerçekleşirse bu ortadan kalkar. Şayet 5 sene içerisinde boşanma olursa ceza tekrar gündeme gelir diyordu.

Fakat evlenip cezadan kurtulmaya kalkan istismarcıların işine gelen bu duruma özellikle de kadın dernekleri büyük tepki gösterdi. 2005 yılının haziran ayıydı. Ak Parti AB uyum süreci kapsamında bazı kanunlarda değişikliğe gidiyordu; bahsettiğim bu tartışmalı maddeyi de gözden geçirdi. Ve şikayet geri çekilse, evlenilse dahi erken yaşta birliktelik yaşayan erkekler günün sonunda muhakkak cezalandırılır oldu.

İşte mağduriyetler tam da bu noktada başladı. Kanundan, yasadan haberi bile olmayan gençlerle, istismarcılar arasında ayrım yapılmaksızın, aynı gerekçelerle yargılama yapıldı.

Aradan 11 yıl geçti. 2016 yılında, o kanunun değiştirilmesine yönelik bir tasarı CHP’li Atila Sertel gibi bazı milletvekilleri tarafından meclis gündemine taşınmak istendi. Ancak mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasına yönelik düzenlenmesi planlanan o af tasarısı iyi anlaşılamadı ya da iyi anlatılamadı. Dolayısıyla bazı medya birimleri, dernek ve STK’lar tarafından yine büyük tepkiyle karşılandı. Manzara ilginçti; erken yaşta evlendiği için kocası hapiste olan kadınlar eşlerine kavuşmak için meclis önünde eylem yapıyor; bazı dernekler de o kadınların haklarını savundukları gerekçesiyle tasarıya karşı çıkıyordu. O dönem CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel TBMM’de bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Mağdur eşler adına konuşan Nagehan Der “Cezayı yalnızca eşlerimiz değil biz de çocuklarımızla birlikte çekiyoruz. Resmi nikahlı eşlerimize tecavüzcü damgası vuruldu. Madem bu suçtu neden resmi nikâh yapıldı?” diye sordu. İçine düşülen çıkmaz belki de en iyi bu sözlerle ifade edilebilirdi.

Tasarı şu sıralar yine gündemde. Sürekli ısınıp ısınıp bir türlü pişemeyen yemeğe döndü. Tam olarak ne tasarlandığı henüz belli değil. Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik ikinci yargı paketinde cezaların infazına değil sisteme ilişkin bir düzenleme yapmak gerektiği şeklinde muallak ifadeler kullandı. Ki altını çizerek söylüyorum; mesele hassas, konu bıçak sırtı… Derdimiz sadece erken yaşta evlilik yapmış ailelerin ve çocukların mağduriyetini gidermek, tecavüzcüleri aklamak değil.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938