Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ARKADAŞIM Fevzi Çakır ilk haberi verdiğinde TBMM’de kulisteydim…

AK Parti’nin etkin ismi ile de yan yanaydım…

“OHAL uygulamasını 3 yıl daha uzatma kararı mı aldınız?” diye sorduğumda yüzü buruştu.

Haberin içeriğinden duyduğu rahatsızlığı yüzünü ters yöne çevirip derin bir nefes alarak gösterdikten sonra şu cümleleri kurdu:

“Doğru olmadı… O kadar da söyledik; biz diyeceğimizi dedik. Karar yukarının onun dediğine de uyarız. Ama yanlış olduğunu da kendi içimizde söylemeye devam ederiz. Hayırlısı bakalım…”

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün de olumlu yaklaşmadığına yönelik bilginin geldiğini belirttim.

“Sadece o değil, çok sayıda arkadaşımız var. Neyse bunları sonra konuşalım…” deyip hızla yanımdan ayrıldı.

Birkaç gün sonra partinin bir diğer etkin ve yetkin ismi ile yine kuliste karşılaştım…

Parti içinden gelen yakınmaları aktardım.

“Gerekli mesajlarımızı yolladık, üzerinde çalışılıyor…” dedi, daha fazla soru sormamamı istedi.

Esprilerinden birini daha yapıp yoluna devam etti…

DESTİCİ DE KARŞIYDI

15 Temmuz yayınımızda Cumhur İttifakı bileşenlerinden BBP lideri Destici’ye OHAL ile ilgili soruyu yöneltince, “Üç yıl doğru olmamış, iki yıl yeterliydi” yaklaşımını gördüm.

Özellikle seçime giderken böyle bir havanın yaratılmasının iyi olmadığını da kayda geçirdi.

Bu da gösteriyordu ki sadece AK Parti değil, ortak sosyolojik tabandan gelen mesajların da önemli bir etkisi olmuştu.

Sonunda Grup Başkanvekili Bülent Turan sürenin 3 yıldan bir yıla indirildiğini açıkladı.

ETKİLİ OLDULAR

Aktarıldığına göre bu noktada başta AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım, Grup Başkanvekili Bülent Turan ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün önemli katkısı olmuş…

İhraçların yerine getirilebilmesi için yasalarda zaten gerekli düzenlemelerin yapıldığı, OHAL cümlesinin dahi tabanda ciddi tepkiye neden olduğu, eğer bir ihtiyaç olursa TBMM’de istediklerinde bir hafta içinde yeniden düzenleme yapabileceklerini belirtmişler, muhalefetin bu konudaki eleştirilerine atıf yapmışlar.

DİKKATE ALINIYOR

Cumhurbaşkanı gelen mesajlar karşısında bir daha değerlendirmiş ve sürenin bir yıla indirilmesinin uygun olacağına karar vermiş.

Burada dikkat çeken AK Parti’de yeni bir şeylerin olmaya başlaması.

Çünkü yakın geçmişe kadar bir karar alınır ve yanlış da olsa yola devam edilir, öyle komisyondan, Genel Kurula geliş sürecinde ara değişikliğe gidilmesiyle çok sık karşılaşılmazdı.

Ancak son dönem hem kamuoyundan gelen tepkiler hem de milletvekilleri ve parti yönetimlerinden giden mesajlara çok daha fazla dikkat edildiği görülüyor.

Eskiden olduğu gibi, “yasa bir çıksın sonrasına bakarız” yaklaşımı gösterilmiyor.

Daha önemlisi yanlış olduğunu savunanlar da geçmişte olduğu gibi, “ben söyleyeceğimi söyledim, siz bilirsiniz” diye geriye çekilmiyor.

Bunun kendisi açısından da ileride ciddi sorun teşkil edeceğini gördüğü için ısrarını devam ettiriyor ve sonuç da alıyor.

AK Parti’de bir şeyler farklılaşıyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Erzurum'daki şu cümlesi de gelinen noktayı özetliyor:

"AK Parti, Türk siyasetine halen yön veriyorsa, 84 milyonun umudu olmaya devam ediyorsa, sebebi istişareye açık olmasıdır..."

KKTC Parlamentosu, içi TBMM Genel Kurulu’nu çağrıştıran, küçük bir yapıdan oluşur…

Yukarıdan aşağı doğru basamaklı şekilde inen, arka tarafında izleyici locaları bulunan, Türkiye Büyükelçiliği binasının tam karşısındaki bir yapıdır.

Hatta bina ile ilgili de tartışmalar devam edegelir…

Uzun süredir yeni bir Meclis binasına ihtiyaç olduğundan söz ediliyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın başlayacak gezisinin ilk durağı KKTC parlamentodaki konuşması sırasında iki müjdesi olacağını açıklayınca aklıma ilk olarak yeni parlamento binasına ilişkin talepler geldi.

Çünkü uzun süredir böyle bir adımın atılması gerektiğinin altı Lefkoşa'da hemen her kesim tarafından dile getiriliyordu.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 95 milyon Euro bedelle 4,5 yılda tamamlamayı planladığı Lefkoşa’daki Pasydy tepesine yapmayı planladığı yeni parlamento binası da örnek gösteriliyordu…

Ana muhalefet partisi ile muhalefetin ağırlıklı bölümünün protesto etme kararı aldığı Erdoğan’ın gezisindeki sürprizlerden biri bu olur mu?

Onu kestirmek olası değil ama bu yönde bir beklentinin olduğunu belirtebilirim.

MARAŞ KONUSU

Bir diğeri ise Maraş konusu…

Geçen sefer sahil kesimi açılmıştı.

Bu kez de aynen 2003 yılında yapıldığı gibi sınırlar açılıp, “Gelin Maraş bölgesindeki malınızı alın” çağrısı yapılabilir mi?

Bu yönde beklentide olan çok.

Çünkü Maraş bölgesindeki gayrimenkullerin %74’ü Rumlara, geri kalan %25’i ise başka ülke vatandaşlarına ait olduğu biliniyor.

Ayrıca mal sahiplerinin ağırlıklı bölümünün de vefat ettiği gerçeği de ortada duruyor.

Aynen 2003-2004 döneminde olduğu gibi yeni bir komisyon kurulup, Maraş bölgesinin açılıp insanların mallarını almalarına, KKTC’de ortak yaşamın adımını atmalarına olanak tanınır mı?

Eğer bu olursa ne AB Komisyonu’nun ne de Başkan Biden’a mektup yollayan senatörlerin diyecek sözü kalır…

Yazılıp çizilen diğer bir konu, KKTC'nin güneyinde yeni bir rezerve rastlandığı meselesine gelince; zaten bu konuda enerji dergilerinde de bazı yazılar yer aldı, bir rezerv olma ihtimalinden söz edildi.

Ancak bu Karadeniz'de kesin tanımı yapılan ve muhtemelen de gelecek hafta Cumhurbaşkanı'nın Karadeniz gezisi sırasında bütün dünyaya teyidini göstermek için yapılan, "gaz yakma...", yani kuyudan gazın çıktığını yakarak gösterme eylemine benzer bir noktaya geldiğini söylemek imkansız.

Bir gaz tespiti var ama bu kesinleşmiş rezerv anlamına gelmiyor... 

Bunları tam öğrenebilmek için yarını bekleyeceğiz; ne olduğunu ancak o zaman göreceğiz…

BİLİM Kurulu son dönem nasıl ve neden çıkarıldığı bilinmeyen haberlere konu oluyor.

Bunlardan biri daha dün tedavüle sokuldu.

İddiaya göre, “maç, tiyatro, sinema ve AVM'ler, kapalı ortamlarda yapılan kalabalık toplantılar, düğün, kına, konser, kongre, dernek toplantısı gibi etkinliklere aşı olmayanlar alınmayacak…” 

Bilim Kurulu üyelerini arayıp sordum.

Evet, bazı üyelerin bu yönde talebi olmuş.

Nasıl ki HES kodu ile AVM’lere iş yerlerine otellere girilebiliyorsa, aşı için de uygulanmasına karar verilmesi istenmiş.

Ancak öneride kalmış, karara dönüşmemiş.

Zaman zaman benzer önerilerin gelip üzerinde müzakere edilmesi söz konusu olabilirmiş.

Peki, karara nasıl dönüşüyor diye sordum, anlattılar:

“Öneriler gelir, bunlar Bakan Yardımcısı tarafından derlenir. Kurula en son Bakan gelir ve derlenen öneriler yeniden ele alınır. Üzerinde müzakere edilip karara bağlanır…”

Bu konuda böyle bir gelişme olmamış.

GURBETÇİ AŞISI

Zaten ağırlıklı olarak yurt dışında birinci doz aşısını yaptırmış gurbetçilere ikinci veya üçüncü doz aşılarının hangi yöntemle yapılması üzerinde yoğunlaşılmış.

Bir de 6 Eylül’de açılması planlanan ilk, orta ve liselerde nasıl bir önlem alınması konusunda fikir tartışması yapılmış, buna ilişkin bir yol haritası hazırlanmasına karar verilmiş.

Durum bundan ibaret…

Olmalı mı derseniz, aşı olmayanın kesinlikle evinde oturması tavsiye edilmeli.

Olmuyor ise başkasına zarar vermemeli, aşı sayısının artışına engel getiren söylemde bulunanlara da maliyet çıkarılmalı.

Yoksa bunun önüne geçilemez.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00