Son Dakika

Tarihimizden tuhaflıklar: 1925’te “Şapka günahtır” diyen kadın, deli diye tımarhaneye kapatılmıştı!

16.12.2018 - 02:01 | Güncelleme:

Bu köşede, arşivlerimizde bulunan ama şimdiye kadar yayınlanmamış bazı belgelere arada bir yer veriyorum…

Bugün de böyle yapacak, 1925’te yaşanmış tuhaf bir hadiseden, şapka giyilmesinin “dinî bakımdan doğru olmadığını” söyleyen bir hanım öğretmenin “Bu kadın delinin teki” denerek tımarhaneye kapatılmasından yine belgelere dayanarak bahsedeceğim…

Yayınlayacağım dört adet belgenin ikisi İstanbul’da Şehremini’nde oturan Ayşe adındaki hanım öğretmenin 1925 Ekim’i ile Kasım’ında Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’ya şapka konusunda yazdığı mektuplar, diğer ikisi de bu mektuplar ile ilgili resmî yazışmalar, yani Ayşe Hanım’ın tımarhaneye kapatılma belgeleri...

O günlerde şimdi kısaca “Şapka Kanunu” dediğimiz “Şapka İktisası Hakkında Kanun”un çıkartılması için çalışmalar devam etmekte ve Türkiye’de şapkadan başka bir serpuşun kullanılmasının yasak edileceği söylenmekte idi. Kanun, Ayşe Hanım’ın 27 Ekim ve 2 Kasım’da gönderdiği mektuplardan sonra, 25 Kasım 1925’te çıktı ve 28 Kasım’da Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

İlk belge, Ayşe Hanım’ın Mustafa Kemal Paşa’ya kanunun çıkmasından bir ay önce, 27 Ekim 1925’te gönderdiği mektup. Ayşe Hanım şapkanın ve papazların bellerine sardıkları “zünnar” isimli kemerin hadiste ve fıkıhta “küfür” olarak görüldüğünü yazıyor.

Mektubun altında, Çankaya’nın mektubu “gereğinin yapılması” için Başvekil İsmet Paşa ile İçişleri Bakanı Cemil Bey’e havale ettiğine dair bir not var.

Ayşe Hanım 2 Kasım’da bir başka mektup daha gönderiyor, Kırım’ı işgal eden Bolşevikler’in bile Türk okullarına dokunmadıklarını yazıyor ve “Namaz yok, oruç yok, medenîyiz dediniz, şapka giydiniz, hani ya teşvikâtınız (teşvikleriniz, şevklendirmeniz) efendim?” diyor.

Bu mektup da İçişleri Bakanı Cemil Bey’e havale edilmiş ve Cemil Bey mektubun altına “Bu imza ile diğer bir mektup daha vardı. Tahkik ettiriniz, bu kadın kimdir?” notu ile talimat vermiş.

İşte, tımarhaneye kapatılan Ayşe Hanım’ın 27 Ekim 1925’deki ilk mektubunda günümüz Türkçesi ile yazdıkları:

“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne,

Saadetlû efendim hazretleri,

Fıkhın kaynağı kitap, sünnet, icmâ-yı ümmet ve kıyâs-ı fukahâ olmak üzere dörttür. Önü çıkıntılı ve etraflı serpuşumuz ve zünnâr denilen belbağı dinimizce küfürden sayılır. Binaenaleyh hiçbir mazeret yoktur. Hakkında hadis-i şerif vardır. Din büyüklerinin içtimaı ise bu ikisi hakkında da ve küfür sayılmışlardır. Bir de, dinimizin kıyamet gününe kadar hükmü bâki olduğu için hadis-i şerifin hükmünü hiçbirşey feshedemez.

Ey milletin reisleri!

Biz cehaletimizle girdaba düştük. Şimdi mecburiyetle giyiyor isek pek bellidir ki, ileride evlâlarımız keyifleri için giyeceklerdir. Artık şimdiden milletdaşlar birbirimizi kaybettik, tanıyamıyoruz. Milletimizin geleceği ve dinimiz için bu pek büyük darbe, Allah’ın indinde pek büyük bir mesuliyettir. Milletlere karşı mecbur isek, bütün hadisler ve müçtehidler bu ikisi hakkında böyle söylememiş olsalardı, vallahi sizlere karşı isyan sayılmazdı.

Merak etmeyin! Tarihimizde dinimizce asîliz, necîbiz, milletlerce de temiziz. Bütün dindaşlarımız için söylüyorum, biz cehaletimizle düştük, bizi affedin, yani yine size yalvarıyorum. Bizi kurtarın efendim. Bu hususlarda emir ve karar siz efendimizindir.

27 Ekim 1925.

İstanbul Topkapı Şehremini Cafer Ağa Mahallesi Gizlice Evliya Caddesinde 19/13 numaralı hânede Ayşe”.

Ayşe Hanım’ın 2 Kasım 1925’te gönderdiği ikinci mektup da şöyle:

“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne,

Saadetlû efendim hazretleri

Kazâ, derece itibarıyla üç çeşittir: Birincisi dine, ikincisi cana, üçüncüsü mala gelen kazâlardır. Bunun en müthişi dine olanıdır ki, en felâketlisidir.

Ey milletin reisleri!

Yokluğa doğru gidiyoruz. Yani, cumhuriyet hükümeti iflâs ediyor. Bu âciz kişi, Kırım’ın Bolşevikler tarafından ikinci defa istilâsında orada idim. Kanun yok, nizam yok, ama insaniyet konusunu o kadar düşünüyorlardı ki evler, bütün mektepler işgal olunduğu halde “Türk”, “Türkcanka” diye bizim boş kalan mekteplerimizi işgal etmediler. Namaz yok, oruç yok, medenîyiz dediniz, şapka giydiniz, hani ya teşvikleriniz efendim.

2 Teşrinisâni 1341.

İstanbul Topkapı Şehremini Cafer Ağa Mahallesinde Gizlice Evliya Caddesinde 19/13 numaralı hânede sâkine Ayşe”.

YOLUN SONU: TIMARHANE…

Mektuplar hakkında Çankaya’nın talimatı ile açılan soruşturmanın neticesini bildiren İçişleri Bakanı Cemil Bey (Uybadın), Cumhurbaşkanlığı Özel Kalemi’ne iki ayrı yazı göndermiş…

Cemil Bey ilk yazısında yine günümüzün Türkçesi ile şöyle diyor:

“Şapkanın şer’î bakımdan caiz olamayacağına, vesaireye dair Ayşe imzasıyla Reisicumhur Hazretleri’ne takdim olunup soruşturulması için Başbakanlıktan havale ve tevdi buyurulan iki adet mektup üzerine gerekli soruşturmanın yapılması İstanbul Vilâyeti’ne tebliğ edilmiş idi.

Tahkikatın sonucunu bildiren cevabî yazıda ismi geçen Ayşe Hanım’ın ifadesinden merhum Seraceddin Efendi’nin kızı olduğu, Kazan’da doğduğu ve 28 yaşında bulunduğu, sorgusunda şapka giyilmesine şer’î bakımdan izin verilmemesine bu kuralın değiştirilemeyeceği, tevil ve tefsir edilemeyeceği, kullanmanın da küfür olacağı için bundan kaçınılması maksadıyla 27 Ekim 1925 tarihli mektubu yazdığını, işini takip için Millî Eğitim’e gittiği zaman namaz kılmak için bir yer bulamayıp diğer bir mahalde kılmaya mecbur kaldığını ve açıkça oruç yenip namaz kılınmadığı için bu gibi dinî gereklere ve ibadet edeceklere kolaylık gösterilmesine emir buyurulması maksadıyla da 2 Kasım 1925 tarihli diğer mektubu yazmış olduğunu ifade ettiği, Çorum’da öğretmenlik yaptığı sırada Nakşibendî tarikatına girdiği öğrenilmiştir. Aklî melekelerinin zayıf olduğu ifade tarzından ve davranışlarından anlaşılan ismi geçen kişinin muayeneye sevkedildiği bildirilmiş ve bahsedilen mektuplar ek olarak arz ve takdim kılınmıştır efendim.

3 Ocak 1926,

İçişleri Bakanı Cemil”.

Ayşe Hanım hakkındaki soruşturma bir ay içerisinde tamamlanmış, kadının “aklından zoru olduğu” için tımarhaneye kapatılmasına karar verilmiş ve İçiçleri Bakanı Cemil Bey 14-15 Şubat’ta gönderdiği yazı ile karardan Cumhurbaşkanlığını da haberdar etmiş:

“Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’ne,

3 Ocak 1925 tarihli yazımıza ektir: Şapkanın şeriata aykırı olduğuna vesaireye dair mektup yazan Ayşe Hanım’ın aklı dengesindeki hastalık dolayısıyla tedavi için Toptaşı Tımarhanesi’ne sevkedildiği anlaşılmış olmakla, arzolunur efendim.

14/15 Şubat 1926,

İçişleri Bakanı Cemil”.

BELGESİZ TARİH OLMAZ!

Cumhuriyet dönemi tarihçiliğimizin en vahim noksanı, olayları hiçbir belgeye dayandırmadan, ideolojik maksatlarla ve sadece lâf ederek yorumlama merakımızdır.

Memleketteki kamplaşmanın sebeplerinden biri, son dönem tarihinin işte bu şekilde keyfî ve hattâ uydurma şekilde yazılması, daha doğrusu pazarlanmasıdır! Geçmişin önemli hadiseleri belgelerle desteklenerek ortaya konduğu takdirde senelerden buyana netice vermeyen tartışmalara konu teşkil eden meselelerin hem asılları anlaşılır, hem tarih mazî ile didişme ve siyasî hesaplaşma vasıtası olmaktan çıkar, hem de idraksahipleri “Bütün bunlar hakikaten olmuş, bitmiş” derler ve son dönem tarihi yazılırken yapılması gereken belge gizlemek değil, aksine yayınlanmalarına teşvik etmektir!

Tarihçilerin ve eski harfleri bilen meraklıların da istifade edebilmeleri için, şimdi Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde muhafaza edilen Ayşe Hanım ile alâkalı dört adet belgenin orijinallerinin görüntülerine aşağıda yer veriyorum.

Ayşe Hanım’ın Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’ya 27 Ekim 1925’te gönderdiği ilk mektup. Mektup, Başvekil İsmet Paşa ile Dahiliye Vekili Cemil Bey’e havale edilmiş. (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 01013090-2).
Ayşe Hanım’ın Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’ya 27 Ekim 1925’te gönderdiği ilk mektup. Mektup, Başvekil İsmet Paşa ile Dahiliye Vekili Cemil Bey’e havale edilmiş. (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 01013090-2).

Ayşe Hanım’ın Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’ya 2 Kasım 1925’te gönderdiği ikinci mektup. Bu mektup da Başvekil İsmet Paşa ile Dahiliye Vekili Cemil Bey’e havale edilmiş. (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 01013090-1).
Ayşe Hanım’ın Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’ya 2 Kasım 1925’te gönderdiği ikinci mektup. Bu mektup da Başvekil İsmet Paşa ile Dahiliye Vekili Cemil Bey’e havale edilmiş. (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 01013090-1).

İçişleri Bakanı Cemil Bey’in Ayşe Hanım’ın alınan ifadesi hakkından 3 Ocak 1926’da Çankaya’ya gönderdiği yazı (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 1013090).
İçişleri Bakanı Cemil Bey’in Ayşe Hanım’ın alınan ifadesi hakkından 3 Ocak 1926’da Çankaya’ya gönderdiği yazı (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 1013090).

İçişleri Bakanı Cemil Bey, Ayşe Hanım’ın tımarhaneye kapatılması konusunda Çankaya’yı bilgilendiiyor (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 1016464-163).
İçişleri Bakanı Cemil Bey, Ayşe Hanım’ın tımarhaneye kapatılması konusunda Çankaya’yı bilgilendiiyor (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 1016464-163).

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • risalet
    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bir çok konuda fikirleri,düşünceleri ve yaptıklarıyla tam bir deha olduğunu idrak etsemde Şapka ve Harf kanunlarına bir türlü anlam veremiyorum.Çok tartışmalar izledim ve devrim kitapları okudum ama tatmin edici makul bir neden göremedim bu devrimlerin nedeni için.
  • yellnikoff
    Murat Bey, merhaba. Ben sizin devlet arşivleri okumanıza imreniyorum. Kendim Elifba bilip, matbu eserleri okuyabilsem de, arşiv ve rika okuyabilmek gerçekten bambaşka bir hadise. Kendimi bu konuda eğitmek istiyorum. Nereden başlamalıyım? Ortalıkta çok fazla kitap var ve hangisine güveneceğimi bilmiyorum açıkçası. Size Twitter'dan ulaşmak istedim fakat tahmin ettiğim üzere hesabınız iletilere kapalı idi. Umarım bana nereden başlamam ve neyi nasıl ilerletmem gerektiği konusunda malûmat verirsiniz. Sağlıcakla kalın, çalışmalarınızın devamını diliyorum.
  • ermaner
    hadis-i şerif ?
  • onur07 16 Aralık 2018 Pazar 09:57
    Helal olsun sn Bardakçı.Belgeli yazılarınızda bizi daha aydınlatmanız dileğiyle. Kolay gelsin
  • tarzan 16 Aralık 2018 Pazar 08:50
    emeğiniz takdire şayan
  • mutlakdeger 16 Aralık 2018 Pazar 08:11
    dogru neyse onu ogrenelim
Kalan karakter : 300