Resmî Gazete’de geçtiğimiz Cuma günü tarihimizi ve tarihçiliğimizi yakından ilgilendiren çok önemli bir yönetmelik yayınlandı: “Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”…

Önümüzdeki haftadan itibaren uygulanacak olan yeni kuralların ayrıntılarına girmeden önce, arşivlerimiz hakkında kısa bilgiler vereyim:

“Arşiv” demek “devletin hafızası” demektir, tarih zaten belgeye dayanarak yazılır  ve sahip oldukları belgelerin hem eskiliği hem de adedi bakımından dünya üzerinde en geniş hafızaya sahip iki devlet vardır: İngiltere ve tâââ 14. asırdan itibaren resmî yazışmalarını muhafaza edebilmiş olan Türkiye!

Arşivlerimizdeki en eski belge, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi dönemine aittir…

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimize kadar Başbakanlık’a bağlı bir genel müdürlük olan Devlet Arşivleri iki ana bölümden, İstanbul’daki Osmanlı ve Ankara’daki Cumhuriyet Arşivleri’nden meydana geliyordu. Ama hemen her resmî kurumun, meselâ Dışişleri’nin, İçişleri’nin, MİT’in, Adalet ve Millî Savunma Bakanlıkları’nın, diğer bakanlıkların, Tapu-Kadastro’nun, Nüfus İdaresi’nin, Kızılay’ın ve birçok genel müdürlüğün kendi arşivleri vardı.

En önemli arşivlerden biri de ATASE, yani Genelkurmay’ın elindeki Askerî Tarih Arşivi idi…

Mevzuata göre başta MİT olmak üzere bazı kurumlar ve bakanlıklar arşivlerini bizzat kendileri muhafaza edebilirlerdi ama bunların haricindeki kuruluşlar ellerindeki evrakı devlet arşiv sistemine vermek zorundaydılar fakat kanunlara ve yönetmeliklere riayet edilmediği için milyonlarca evrak devlet arşivinin bünyesinde yer alamamış, bulundukları müesseselerde kalmış, üstelik tasnif bile edilmemişlerdi.

Şu anda sadece Ankara’da kendilerine ait arşivleri olan resmî dairelerin adedi otuzdan fazladır!

16 Temmuz 2018’de yayınlanan 11 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı” tesis edildi, daha önce Başbakanlık’a bağlı olan Devlet Arşivleri bu yeni başkanlığa, yani bütün medenî memleketlerde olduğu gibi devletin zirvesine bağlandı ve MİT ile TBMM’nin haricindeki bütün müesseselere ellerinde bulunan belgeleri saklama süreleri sona erdiğinde Devlet Arşivleri Başkanlığı’na devretmeleri yükümlülüğü getirildi.

Uzun ve ciddî bir çalışmanın neticesinde geçtiğimiz Cuma günü Resmî Gazete’de yayınlanan yönetmelik, işte 16 Temmuz 2018’deki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin uygulanması ile alâkalı kuralları belirliyor…

ESKİ TÜRKÇE BELGELER TOPARLANIYOR

Yönetmeliğin ayrıntılarına girmeyecek, sadece tarihimizi ve tarihçilerimizi yakından alâkadar eden “Geçici 1. Madde”sini nakledeceğim:

Maddede, “Yükümlülerin elinde bulunan arşiv belgesi niteliğini kazanmış Osmanlıca (eski harfli Türkçe) belgeler mevcut düzen içerisinde, ayıklama ve tasnif işlemlerine tâbi tutulmaksızın ve devir teslim ve envanter formu hazırlanmaksızın, devir-teslim tutanağı ile birlikte bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Başkanlığa devredilir” deniyor.

Bu madde eski harfli arşiv belgelerine sahip bulunan ama belgeleri araştırmacıların istifadesine sunmalarını bir tarafa bırakın, şimdiye kadar doğru dürüst tasnif etmeyi bile düşünmemiş olan kurumların ellerinde ne varsa, önümüzdeki iki ay içerisinde Devlet Arşivleri Başkanlığı’na devredecekleri mânâsına geliyor. Aynı madde, arşivlerinde nelerin bulunduğunu bilmemelerine rağmen belgeleri ille de saklamaya, daha doğrusu mahzenlerde çürütmeye hevesli kurumların örneğine defalarca rastlanan “Tasnifi hele bir tamamlayalım da, devlet arşivlerine ondan sonra göndeririz” şeklindeki bahanelerine de son veriyor!

Bir örnek vereyim: İmparatorluk zamanına ait “tapu tahrir”, “timar”, “kale mustahfız” ve “evkaf” defterleri ile “ruznamçe”ler senelerden buyana işlerine hiçbir şekilde yaramamasına rağmen Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün elindedir ve daha böyle milyonlarca evrak bakanlıkların ve genel müdürlüklerin depolarında unutulmaya terkedilmiştir.

Yönetmelik gereği Devlet Arşivleri Başkanlığı’na devredilecek olan önemli arşivlerin başında ATASE’de yani Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Daire Başkanlığı’nda, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nde, Dışişleri Bakanlığı’nda ve PTT Genel Müdürlüğü’nde bulunan belgeler ile Topkapı Sarayı’nda âtıl vaziyette duran evrak geliyor.

UNUTMAYALIM: ÖNCELİK, “ATASE”DEDİR!

Şimdi, Osmanlı Arşivleri’ne kırk küsur sene öncesinden, yani Sultanahmet’te, Vilâyet’in bahçesindeki bir binada çalışıldığı zamanlardan itibaren giden ve evrak hazinemizin serencâmını yakından takip eden bir tarih meraklısı olarak bazı temennilerimi maddeler hâlinde yazıyorum:

* Yönetmelik uyarınca Devlet Arşivleri Başkanlığı’na devredilecek olan en önemli arşiv, ATASE’de bulunan milyonlarca evraktır. 19. asrın ikinci yarısından, tâââ Kırım Savaşı’ndan buyana askerî tarihimiz ile, özellikle de Birinci Dünya Savaşı ve İstiklâl Harbi ile alâkalı bütün herşey bu arşivdedir ve tarihçiler ATASE’deki evraktan şimdiye kadar doyurucu şekilde istifade edememişlerdir. Devlet Arşivleri’nin ATASE evrakını öncelikle ve âcilen tasnif ederek araştırmacılara açması ve böylelikle bazı dönemleri hâlâ sisler içerisinde bulunan askerî tarihimizin üzerindeki bilinmezliklerin kaldırılmasını sağlaması gerekmektedir.

* Bir diğer önemli arşiv, Dışişleri Bakanlığı’ndadır, bu arşivde şimdiye kadar başlatılan tasnifler maalesef fiyasko ile neticelenmiştir ve belgeler düzgün bir tasnife hasrettir!

* Ankara’daki Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan ve bundan seneler önce dijital çekimleri yapılan belgelerin birçoğu düşük çözünürlükle, perişan şekilde taranmışlardır, dolayısı ile okunamaz haldedirler! Taramaların bundan böyle adam gibi yapılması şarttır! Zira bir arşivin dijitalleştirilmesinden maksat onbinlerce evrakı lâf olsun diye yahut iş yapmış gibi görünmek maksadıyla scannerdan geçirmek değil, araştırmacının önüne doğru dürüst, temiz görüntüler getirmektir.

Devlet Arşivleri geçmişte, özellikle de koalisyon hükümetleri zamanında bu müessesenin önemini, ne olduğunu ve ne işe yaradığını bir türlü idrak edemeyen birkaç yöneticinin verdiği tuhaf kararlara ve personele yaşatılan bütün sıkıntılara rağmen tarihçilere elinden gelen katkıyı sundu ve hâlen de sunuyor…

Arşivlerimizin mevcut dertleri ve yönetmeliğin uygulanması hususlarında ileriki günlerde de yazacağım ama şimdilik şu kadarını ifade edeyim: Yayınlanan kararname tarihimizin artık daha noksansız şekilde yazılabilmesi için mükemmel bir fırsattır!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • yldzy_1876 24 gün önce İnşallah sis perdeleri kalkar hocam. Biz de burdan sizi takip ederek bir şeyler öğreniriz.
    CEVAPLA
  • timurbedirli 29 gün önce İnşaallah.
    CEVAPLA
1881 -
1938