Dün gece geç vakit Konya’daki bir dostumun babasının vefat haberini aldım ve hemen telefon edip taziyede bulundum…
Cenazenin kalktığı söylenmişti ama sonradan bugün kalkacağını öğrendim, katılma imkânım olmadığı için bâri çiçek göndereyim dedim ama ne mümkün?
“Sevgililer Günü” olduğu için hiçbir çiçekçide çiçek kalmamış! Sadece İstanbul’da yahut başka büyük şehirlerde değil, Anadolu’da ve hattâ en muhafazakâr yerlerde bile tükenmiş; âşıklar, mâşuklar önceden sipariş verip çoktan birbirlerine göndermişler!
İnsan sevdiğini senenin sadece bir gününde hatırlarmış gibi milleti “Kesenin ağzını aç, hediye al, mutlaka para harca, bugün masraf etmen şart, etmezsen sevmiyorsun demektir” diye dürtükleyip duran “Sevgililer Günü”, “Anneler Günü”, “bilmemne günü” misâli tüketim toplumuna mahsus güya “özel” günler, gereksiz yere israfa teşvikten başka birşey olmadıkları için bana gayet itici gelir.
“Sevgililer Günü”, aslı eski Roma ile antik Yunan asırlarında vârolan ve sonradan güya batılılaştırılan, daha doğrusu hristiyanlaştırılıp Aziz Valentin ile özdeşleştirilen bir pagan festivalidir! Şubat’ı aşk, romantizm ve bereket ayı olarak gören o devrin insanları her 15 Şubat’ta tanrıça Juno Februato’nun şerefine “Lupercalia” dedikleri bir festival yapmayı âdet edinmişler, Katolik kilisesi sonradan 15 Şubat’ı orasından-burasından itekleyip bir gün geriye çekmiş, 260’lı senelerde hapiste ölmüş bir adamcağızın adıyla özdeşleştirip “Aziz Valentin Günü” ilân etmiş ve 14 Şubat sonradan mükemmel bir tüketimi teşvik faaliyetinin neticesinde “Sevgililer Günü” hâlini almıştır!
Kişinin sevdiğine “Seni koskoca sene içerisinde sadece bugün hatırladım! Ne çok sevildiğini abla!” dercesine her 14 Şubat’ta sepet sepet çiçek göndermesi, hediye alması, vesaire etmesi aslında sadece kendisini alâkadar eder! Niçin böyle düşündüğünü veya yaptığını benim yahut başkalarının soruşturmaya kalkışması gereksizdir ama artık millete para harcatma çabasından ibâret olan “Sevgililer Günü” bizde tuhaf bir sosyal karmaşaya döndü: 14 Şubat’ı muhafazakâr çevreler de ciddiye almaya başladılar, “Sevgililer Günü” vesilesi ile muhafazakâr gençler de birbirlerine çiçek, hediye, vesaire gönderiyorlar!
Muhafazakâr delikanlının 14 Şubat’ta bir şey yapmaması ne mümkün? Eli mahkûm, eli! Çiçek vesaire almasa yahut o gün beraberce bir tarafa gidip birşeyler yemeyecek olsalar kız “Herkes bugünü sevgilisine ayırıyor, yoksa beni sevmiyor musun?” diye kıyametleri kopartıyor…
Maddî vaziyeti pek iyi olmayan birçok muhafazakâr gencin yeni tanıştığı ve gönül verdiği kendisi gibi muhafazakâr kıza aşkını ilân edebilmek için “Şu 14 Şubat hele bir geçsin de…” diye beklemesinin sebebi de bu: Zaten kıt olan parasını çiçeğe, bilmemnereye harcamamak!
“Sevgililer Günü muhafazakârına da, diğerine de mübarek olsun” diyeceğim ama ortada bir tuhaflık mevcut: 14 Şubat’ı ciddiye alan muhafazakârlar arasında, 31 Aralık’ın Hristiyanlar için dinî bir gün olduğunu zannedip yılbaşı kutlamalarına karşı çıkanlar da var…
Müslümanlar’ın 24 Aralık, yani Noel gecesi Katolik kiliselerine gidip papazdan kutsanmış ekmek dilenmeleri bence de hâlis uçukluktur, tamam. Bu işin saçmalık, 31 Aralık’ta kendini kaybetme merakının da gereksiz olduğunu söyleyebilirsiniz ama yılbaşını Hristiyanlar’ın kutsal günü zannederken tâââ putperestlik asırlarından kalan ve yine o dine, yani Hristiyanlığa mâlolmuş “Sevgililer Günü”nü aşk ve şevk ile kutlayacaksınız!
Tuhaflık işte burada!
Tanrıça Juno Februato ile Aziz Valentin’i muhafazakâr kesimin bile anmaya ve onlara mahsus günleri kutlamaya başlaması hem muhafazakâr kültürde temellerin artık pek sağlam olmadığını ortaya koymakta, hem de tüketime teşvik çabalarının toplumu nasıl tesiri altına aldığını apaçık göstermektedir!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Fatma Gögercin_523876827722500 14 gün önce Tebrik ederim üstadim yine yerinde ve dogru bir yazi olmus.
    CEVAPLA