Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Daha önce de yazmıştım: Çocukluk ve gençlik senelerimde, 1918 ile 1920 arasında dünyayı kırıp geçiren İspanyol Gribi’ne yakalanıp nasıl olduysa hayatta kalabilmiş olanları tanımış ve anlattıklarını uzun uzun dinlemiştim...

Eski İstanbullular’ın “nezle” dedikleri ve o günlerin şarkılarına bile konu olan İspanyol gribi 1919’da bizim eve de uğrayıp önce o sırada yirmili yaşlarında olan anneannemi yatağa düşürmüş, derken evdekilerin neredeyse tamamını kırıp geçirmiş ama canlarını alamamıştı.

O günleri anlatanların hemen tamamı, evlerde kazanlarla su kaynatıldığından bahsederlerdi. Hastalığı kapmamış olanlar, salgın boyunca her gün kazanların altına hiç durmadan odun atmışlardı…

Sıcak su, cenazeleri yıkamak içindi! Ardarda ölümler başlayınca, hükümet cenazeleri yıkayıp kefenleyecek olanların ağızlarını ve burunlarını iyice örtmelerini ve soğuk değil ılık su kullanmalarını sıkı sıkı tenbih etmişti.

Türkçe’deki “suyu ısındı” sözü de zaten buradan gelir!

90 SENE SONRA ÖĞRENİLDİ!

İspanyol Gribi hakkında bizde yapılmış araştırmalar sadece bir-iki çalışmadan ibarettir ama Batı’da bu konuda çok sayıda yayın vardır...

Şimdi, bu hastalığa yakalananların anlattıklarını senelerce dinlemiş ve dışarıda yapılmış önemli yayınların birkaçını da okumuş bir kişi olarak bazı gözlemlerimi aktaracağım.

Peşinen söyleyeyim: Bilim adamı değilim, işin uzmanlarına ders vermeye kalkışmak âdetim değildir, hele gazeteciliğimin yanında doktorculuk oynayıp bilim kurullarına ve sağlık teşkilâtına teknik konularda akıl vermeye heveslenmek hatırımdan bile geçmez. Dolayısı ile, bu yazdıklarımın sadece şahsî gözlemlerim olduğunu tekrar edeyim...

Bana, İspanyol Gribi ile Covid-19 salgınının seyri arasında bir benzerlik var gibi geliyor! Tamam, her iki hastalığa sebep olan virüsler birbirinden tamamen farklı; belirtileri de, hastalığın şekli ve seyri de bambaşka ama her iki derdin gidişatı birbirine benziyor!

İspanyol Gribi salgınında ilk vak’a 4 Mart 1918’de kaydedilmiş, gribin ikinci dalgası o senenin Ekim’inde gelip Aralık’a kadar devam etmiş ve milyonların canını almıştı. 1919 Ocak’ındaki üçüncü dalga ikincisi kadar kuvvetli olmasa da dünyanın dört bir tarafında yine ölümlere sebep olmuş ve 1920 ilkbaharında birinciden kuvvetli ama ikinciden zayıf olan dördüncü dalga gelmiş ve salgın o senenin sonbaharına doğru yavaş yavaş ortadan kalkmıştı.

Virüsün her mutasyonu yeni dalgalar getirmiş ama bulaşıcılığı artarken öldürücülüğü azalmıştı. Pandeminin nihayete ermesinde geliştirilen aşıların ve alınan tedbirlerin tabii ki etkisi vardı fakat ortalığın sakinleşmesinde virüsün öldürücülüğünü giderek kaybetmesinin de rolü büyüktü...

Ve, meselenin bir başka tuhaf tarafı: 1918’de başlayan İspanyol Gribi pandemisine sebep olan H1N1 virüsünün özellikleri salgından ancak 90 sene kadar sonra ortaya çıkartıldı!

Bilim adamları 2005’te Alaska’da 1918’de salgın yüzünden can vermiş olan bir kadının buzlar altında kalmış mezarını açtılar. Hayli kilolu olan kadının cesedi bozulmamıştı, dokularında hâlâ virüs mevcuttu. Alınan önekler laboratuvarlarda üç sene boyunca incelendi ve H1N1’in özellikleri, 2008’de yayınlandı...

HASTALAR ARTTI, ÖLÜMLER AZALDI

Günümüzdeki salgının gidişatı bana İspanyol Gribi’nin macerasını hatırlatıyor: Hafif bir başlangıç, ardından gelen vurucu dalgalar, zamanla hasta sayısında artış ama daha sonraki dalgalarda ölümlerde önceki dalgalara göre gözle görünür bir azalış...

Örnekleri bizden, yani Türkiye’den vereyim:

Meselâ, 11 Nisan 2020’de günlük vak’a adedi 13 bin 976 iken, vefat sayısı 95... 25 Haziran’da 3 bin 966 hasta ve sadece 21 vefat var. 29 Kasım’da vak’a sayısı 29 bin 845’e, ölümler 177’ye yükseliyor; 25 Aralık’ta da 17 bin 543 hasta ve 254 vefat kaydediliyor... 31 Mart 2021’de 39 bin 302 vak’aya karşılık 152 vefat olmuş...

Hasta ve vefat sayılarını oranladığınızda daha fazla test yapılması sayesinde vak’aların çoğaldığının anlaşıldığını görür ama ölümlerin bu artışa oranla azaldığını farkedersiniz...

Vefat sayısının düşmesinde Sağlık Bakanlığı ile diğer sağlık kuruluşlarının cansiperane mücadelelerinin büyük etkisi vardır ama İspanyol Gribi faciasında olduğu gibi mutasyon üstüne mutasyon geçiren virüsün bulaşıcılığı arttığı sırada öldürücülüğünün azalmasının da tesiri bulunmaktadır.

Yukarıda da söyledim; bilim adamı, doktor yahut immünoloji uzmanı falan değilim ama İspanyol Gribi’nin safhaları ile Kovid-19’un son haftalardaki vaziyetine istatistikî bir bakışla bu derdin önümüzdeki sonbaharda kademeli olarak azalacağını zannediyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!