Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Büyü sadece bizde değil, hemen bütün toplumlarda binlerce seneden buyana rağbet görmüş olan ve hâlâ gören bir faaliyettir, üstelik belki pek farkına varmamışızdır ama, büyücülük işi gayet geniş bir sektördür!

        “Büyü” ifadesi bu faaliyetin geniş mânâda kullanılan karşılığıdır ve böyle işlere “cincilik”, “hüddamcılık”, “havass”, “muskacılık”, “yıldıznâmeye bakmak”, “ebced” yahut “cifir” gibi alanlar da dahildir.

        Bu faaliyetler Türkiye’de asırlar boyunca hep canlı ve hareketli oldu; hastalıktan şifa bulmak, aşk derdine son vermek, iyi bir istikbal sağlamak vesaire gibi sebeplerle toplumun hemen her kesiminde rağbet gördü! Hususî kütüphanelerde bulunan elyazmaları bir tarafa, elyazması kitaplıklarında mevcut olan büyü risâlelerinin fazlalığı, rağbetin ne kadar yoğun olduğunu açık şekilde gösterir.

        İslâmî büyülerin yazılı kaynağını bundan yüzyıllarca önce kaleme alınmış olan ve temelleri çok daha önceki inançlara dayanan bazı Arapça eserler teşkil eder. Böyle eserlerin en geniş kolleksiyonu Türkiye’deki elyazmaları kütüphanelerindedir fakat bazıları çeşitli endişeler sebebi ile kataloglarda gösterilmez ve okuyucuya çıkartılmazlar.

        REKLAM

        ARAPÇA BİLEN İTHAL MALI BÜYÜCÜLER

        Büyüye olan merak hiç azalmadı, şimdi de devam ediyor ama bugün ile eski devirler arasında önemli bir fark var: Sığınmacıların gelmesi ile beraber büyücü sayısı fazlalaştı; büyü kitaplarının, özellikle de Arapça olanların satışında hemen farkedilebilecek bir artış başladı!

        Türkiye’de büyücülükle ve bu genel başlık altında yeralan diğer faaliyetler ile uğraşanların önemli bir noksanları vardı: Arapça’ya, yani İslâmî büyünün diline pek hâkim değildiler! Sahip oldukları kaynakları bu yüzden lâyıkı ile kullanamıyorlar ve bu kitaplardaki bazı muskaları, duaları ve formülleri kopye edip müşterilerine vermekle ve “Şunu, şunu, şunu yap, bu muskayı da al ve şöyle et!” demekle iktifa ediyorlardı, o kadar...

        Bu sıkıntı, Arap ülkelerinden gelen sığınmacılar sayesinde artık halledildi! Anadilleri Arapça olan büyücüler, müşterilerinin her derdine şimdi asıl kaynaklardan istifade ile, o kitaplarda yazılanları tatbik ederek karşılık vermeye çalışıyorlar. Pek farkında değiliz ama, piyasa genişledi; talep de arttı, arz da...

        Bir başka artış da, eski büyü kitabı satışında yaşanıyor...

        Türkiye’de bugüne kadar en fazla satan büyü kitapları, Türkçe olanlardı; ya doğrudan doğruya Türkçe olarak kaleme alınanlar yahut klâsik kitapların bozuk tercümeleri rağbet görürdü. Üstelik böyle kitapların arasında orijinal eserleri taklit ederek, onların şekli verilerek yazılan ama tamamen uydurma olanları da vardı... Meselâ, eski bir gazetecinin 20. asrın ilk senelerinde Sirkeci’de o zamanlar gayet meşhur olan Meserret Kıraathenesi’nde oturup birkaç ay içerisinde yazdığı, daha doğrusu uydurduğu koskoca bir kitap baskı üzerine askı yapmış ve seneler boyunca Türkiye’nin en fazla satan kitaplarından olmuştu!

        REKLAM

        Türk büyücüler, muskacılar, havass erbâbı vesaire Arapça büyü kitaplarına hürmet ederler ama lisanlarını anlamadıkları için satın almazlardı ve bu kitaplar satıcıların elinde biriktikçe birikmişti...

        İthal malı büyücülerin artması ile beraber, bu kitaplar şimdi kapış kapış gidiyor, hattâ bazı kitapçılar sığınmacılardan olan büyücülere kitapların orijinalleri yerine fotokopilerini satıyorlar! Aynı rağbet, internetten yapılan satışlara da gösteriliyor!

        Büyüye ve bu işlere inanırsınız yahut inanmazsınız, bu sizin bileceğiniz birşeydir ama büyünün hâlâ merak edilen, başvurulan ve rağbet gören sosyal bir vâkıa olduğunu inkâr edemezsiniz.

        Bu yazıyı, işte bu sosyal vâkıanın günümüzdeki vaziyetini anlatmak için kaleme aldım...

        Diğer Yazılar