Siyaset dilimiz son zamanlarda öyle bir kibarlaştı, öyle bir inceldi ve öyle bir çıtkırıldım üslûba büründü ki, sormayın!
Eskiden öyle ardarda bir düzine seçim kaybetmiş muhalefet partisi ve lider zaten mevcut değildi; iki-üç seçimden mağlûp çıkan parti liderine bile “Çekil git!”, “Beceriksizliğin yetti artık!”, “Bırak anam bu işi bırak, haydi git evine, torunlarınla oyna!” yahut “O makamı daha fazla kirletme!” meâlinde sözler söylenir ve netice de alınırdı...
Seçim tarihimizin ezelî mağlûbu CHP’nin parti için muhalifleri son seçimin ardından böyle anlaşılır ifadeleri kullanmaktan artık her nedense utanıp çekinir oldular ve “İstifa” yerine şifreyi andıran tuhaf bir kavramdan medet umuyorlar:
“Değişim” sözünden!...
Üstelik bu söz eğilip bükülüp öyle şekillere sokuluyor ki, yeni moda çıtkırıldım siyasî şifreler şayet malûmunuz değilse, sanki bir düzine seçim kaybedip mağlûbiyet şampiyonu olan genel başkanın liderliği bırakıp gitmesi istenmiyor da partililer kendi aralarında çok üst entellektüel seviyede sosyolojik ve felsefî sohbet yapıyorlarmış zannına kapılabilirsiniz.
Meselâ başmuhalif “Türkiye muhalefetini buradan çıkarmak, CHP’nin göstereceği kararlı değişim iradesine bağlıdır” şeklinde muammayı andıran ağır felsefe dolu bir cümle kuruyor. Bunu “Bir kişinin iradesiyle değişim olmaz”, “Örgüt yapısının dönüştürülmesi” ve “Somut bir tavır almak için erken olduğu”, başmuhalifin “Adaylık konusundaki tutumuna değişim talebinin tabanda ve parti örgütlerinde yansımasına göre karar vereceği” gibisinden daha da derunî ifadeler takip ediyor...
Ve sonra yine başmuhaliften “Değişim şarttır, değişim iyidir!” diye şiirimsi bir başka açıklama geliyor...
Hazret sanki siyasî mesaj vermiyor, “Kalsiyum şarttır, kalsiyum iyidir, çünki kemikleri güçlendirir, bol bol yoğurt yiyin” diye tıbbî tavsiyede bulunuyor!
On iki adet mağlûbiyet madalyasının sahibi Genel Başkan da kendisine açıkça “Çekil git!” diyemeyip “Değişim!” isteyen muhaliflerine aynı şekilde, yani sembolik edebiyatın zirvesini teşkil eden bir üslûpla cevap veriyor; “Gemiyi limana sağlam götürmek yine kaptanın görevidir. Kaptan olarak gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin” buyuruyor.
Dümeninde olduğu gemi 28 Mayıs’ta kayalara bindirmiş, durmaksızın su alıyor, battı batacak ama ne gam!
İl başkanlarının da böyle çok üst seviyedeki bir tartışmaya katılıp kendilerini o makamlara getiren lidere vefa borçlarını ödemek için bağlılıklarını arzetmeleri şart ya...
Bunun için benim gibi sıradan zekâya sahip olanların anlayış seviyelerinin kat kat üzerinde ifadelerle kaleme aldıkları bir tabasbus bildirisi hazırlıyor ve “Değişim, albenisi olan sihirli bir sözcüktür. Kalıcı bir değişimi, dönüşümü sağlayacak olan, kişilerden ziyade fikirler ve ilkelerdir” diyorlar...
Buyurun, ne demek istediklerini çözebilirseniz çözün!
Muhalefetin siyasî dili artık böyle anlaşılmaz, içinden çıkılmaz bir haldedir ve edebiyat fakültelerinin en namlı metinler şerhi profesörleri bile bu cümlelerdeki derunî mânâları çözmekten âciz kalırlar!
BU TELEFONU ARAYIN, DERDİNİZ BİTSİN!
Şimdi, tam bir düzine seçimden mağlûp çıkmasına rağmen bizzat getirdiği delegelerden örülü etrafındaki duvarın aşılıp da kurultayda alaşağı edilmesi mümkün olmayan genel başkanın istifasını isteyen ama her nedense bir türlü “Git!” diyemeyip “değişim”, “dönüşüm”, “terelelleşim”, “şimşimşim”, “şümşümşüm” gibi şifrelerin ardına sığınan parti içi muhalefete sevabına bir yardımda bulunacağım:
Hemen (0532) 347 84 .....’ü arasınlar...
Bu, Ankara’da enkaz kaldırma vinçleri kiralayan bir şirketin telefon numarasıdır ve ana muhalefet partisinin uğradığı derdin devâsı artık sadece bu şirkettir!
Arayıp en büyük ve en güçlü vinci talep ettikleri takdirde öyle logaritmik delege hesapları ile uğraşmalarına, değişim şifrelerinden medet umup nükleer formülleri andıran ifadelerle kelime oyunları yapmalarına veya Bolu’dan tâââ Ankara’ya kadar boş yere taban tepmelerine hiç lüzum kalmaz. Genel Merkez’in adresini verirler, koskoca bir vinç gider, enkazı kaldırıp götürür ve etrafı pirüpak eder!