Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Türk dış politikasının seyri ve olası etkileri, fırsat ve tehditleri bir arada irdeleyebileceğimiz bir jeo-stratejik alan ortaya koyuyor. Söz konusu alandaki ülkeler göz önüne alındığında Libya’da, D. Akdeniz’de hatta Irak’ta meydana gelen gelişmelerin birbirini tetikleyen bir hal aldığını da gözlemliyoruz. Alanın bir ucunda işler iyi giderken diğer tarafın karmaşıklaşması, S400’lerden sondaj gemilerine, F35’lerden vekalet savaşlarına kadar bir dizi enstrümanın hassas bir şekilde yönetilmesini gerekli kılıyor.

Hal böyle olunca Türkiye, Libya’da göreli olarak belirli fırsatlar elde ederken, Suriye ve özellikle İdlib’de karşısına çıkabilecek bariyerleri en aza indirebilmek mecburiyetinde. Bunların başında da göç tehdidi geliyor.

Bugün İdlib’de yaklaşık 3 milyon kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarının olduğu bölgelerde sayı 2 milyonun üzerinde… Türkiye açısından uzun süre taşınamayacak bir yük!

KIŞA HAZIRLIK YAPILIYOR

Meselenin kritik bir yanı da 2019 yılı Aralık ayından itibaren İdlib’in güneyi ve Halep’in batısına yönelik saldırılar nedeniyle Türkiye sınırına yakın bölgelere yaklaşık 1 milyon kişinin göç hareketliliği yaşamış olması. Ateşkes sonrasında harekat bölgelerinden yaklaşık 280 bin kişi İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde bulunan evlere geri dönüş yapmış. Ancak daha önemlisi son dönemde yer yer rejimin ihlalleri sebebiyle Türkiye sınırına göç edenlerin gözlenmesi.

Bu kapsamda Aralık 2019’dan bu yana Türkiye İdlib’de kamp bölgeleri oluşturuyor. Öncelikle Ocak 2020 itibariyle 8 noktada yaklaşık 700 dönümlük bir alanda kamplar kuruldu. Göç hareketliliğinin devam etmesiyle birlikte Mart ayına gelindiğinde 13 noktada 650 dönüme yakın bir arazide kamplar oluşturuldu. Bu son kısımdaki kampların önemli bir kısmı Reyhanlı sınır kapısına yakın yerler.

Yani göç tehlikesi hâlâ geçmiş değil ve sayıları 1 milyonu aşkın insanın her an Türkiye’ye göç edebilme riskiyle karşı karşıyayız. Şu an geçici bir çatışmasızlık hali söz konusu ancak bunun sürdürülebilirliği tartışmalı. Rusya’nın kendisi açısından soğuk gelişmeler yaşandığında İdlib’i ısındırması sürpriz olmamalı artık…

Dolayısıyla Türkiye kış aylarına hazırlıklı olabilmek ve hareketlilik yaşansa bile orada karşılayabilmek için briket evler yapıyor. Salgın sürecinde bu daha da hızlandı. Bu evlerin biri yaklaşık 7-8 bin liraya yapılabiliyor. Ömürlük bir yaşam alanı değil. Yine de Türkiye açısından bir göç ihtimalini daha ötelenebilir kılıyor.

AFAD’IN KAMPANYASI

Briket ev yapımında devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları birlikte çalışıyorlar. AFAD ve Kızılay dışında 9 dernek 1 vakıf aracılığıyla süreç devam ediyor. Bu evlerin yapımında şu ana kadar 69 bölgede çalışma yapılmış 50.285 ev taahhüt edilmiş ve bunun 10.762’si tamamlanmış. Bir kısmı hâlâ proje aşamasında ve çalışmalar sürüyor. Buna göre projelendirilen briket yapılarda toplam bitirme oranı %57 düzeyinde. AFAD Başkanlığı hedeflediği 2518 briket yapının %77’sini tamamlamış… Geçtiğimiz gün düzenlenen “Bir aradayız İdlib’İn yanındayız” kampanyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan 50 adet, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise 20 adet briket ev ile destek olacaklarını ifade ettiler. Bu kapsamda 81 il valiliği 5 Bin ev yapmayı taahhüt ediyor. Proje aşamasında geçilecek ve ardından evler tamamlanacak. Bu süreçte Türkmenlere ayrı bir başlık açılmasında büyük fayda görüyorum.

Ulupamir Köyü hakkında yazımızdan sonra köyde bir hareketlilik başladı.

Tüm köy sakinlerinin kenetlendiği ve HES yapımına karşı birlikte hukuk mücadelesi vereceklerini duyuyoruz. Köylüler tek su kaynağını korumak için haklı olduklarına inanıyorlar. En çok beğendiğim duruşları ise bunu asla siyasallaştırmadılar. Birilerinin kullanmasına izin vermediler. Doğrudan yetkili makamların konuyu dikkate alması için büyük bir gayret sarf ediyorlar. Gelişmeleri paylaşmaya devam edeceğim.

*

Irak'ta yeni kurulacak hükümette Türkmenlerin bakanlık alması için Irak Parlamentosu Başbakan'a yetki vermişti. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Kazimi, günler geçmesine rağmen teklifi hâlâ meclise getirmiyor. Yani Millet iradesine direniyor. Kimler bunu engelliyor? Bu sorunun üzerine gitmek gerekiyor.


*

İki gün önce Moskova'daki “Zafer Günü” töreninde Putin'in davetiyle bazı devlet başkanları da vardı... Törendeki bir detay ise Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in SSCB'nin Nazilere zaferini simgeleyen "Georgi Kurdelesi" takmamasıydı! Vaktiyle Kazak steplerini istila eden askerler de takmış. Ruslar ise orada bulunmalarını yeterli görüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00