Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Bir ülkede yönetenler için en temel meşruluk zemini rıza ve itaat dengesinde ortaya çıkar. Öyle ki siyasi iktidar gücünü ve meşruiyetini korumak istiyorsa öncelikle karar ve eylemlerine yönelik olarak yönetilenlerin rızasını kazanmak durumundadır.

        Burada en uygun meşruluk alanı, halkın gönül gücünü ve güvenini ayakta tutabilmektedir.

        Güven o kadar önemli ki sadece iktidarın kararlarını değil vatandaşın gelecek beklentisinin gerçekliğini de test eden araçsallık taşır. Güven azaldıkça salt güvensizlik artmaz aynı zamanda belirsizlik ve umutsuzluk da artar.

        Ve güven sosyal sistemde yayılma hızı en yüksek olgudur. Çünkü bilgi kadar sezgiyle hareket eder.

        Geriye dönüp bakıldığında iktidarı 18 yıl boyunca öne çıkaran detaylardan biri "sorunları yine bunlar çözer..." algısı ve ifadesiydi. Bu algı şimdilerde ciddi bir güven krizine tanıklık ediyor.

        Ben de her geçen gün artan toplumsal güvensizliğin Türkiye’deki temel problemlerden biri olduğunu söylüyordum.

        Ne yazık ki halkın yaşadığı ekonomik problemleri salt dış kaynaklı saldırılarla ilişkilendirmek düşüncesi ve söylemi sarmalı daha da güçlendiriyor. Böylesi dönemlerde güveni kazanmak ve güçlendirmek gerekirken güvensizliği tetiklemek gerçekten hataların en büyüğü olsa gerek!

        Hafta başında açıklanan tüketici güven endeksi, toplumsal güvenin üzerinde dolaşan karabulutlara tercüman olacak türden. Bu endeks tüketiciler üzerindeki yapılan anketten elde ediliyor.

        2009’dan bu yana en düşük seviyesine gerileyen güven düzeyi, aylık bazda 5,7 puan kayıpla 71,1’e düştü. Buradaki 71,1 yanıltmasın çünkü 100’ün altındaki rakamlar güvensizliği 100’ün üzerindeki değerler de güveni ifade ediyor. Tüketici güven endeksinin bu rakamlara yaklaştığı tarih 2008’in Kasım ayında yaşanan küresel mali krizin hemen sonrasıydı. Orada da 73,9’a ulaşmıştı. Endeksin detaylarına bakıldığında artan güvensizliğin temelinde gelecek kaygısı olduğu açıkça görülüyor. “Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi” 68,9’a gerilerken, “genel ülke ekonomisine yönelik beklenti” 68,2’ye gerilemiş. Ve burada da bir önceki aya göre yaklaşık 9 puanlık bir gerileme söz konusu. Hanenin geçen döneme ilişkin mevcut ekonomik durum algısı ise 60,7’den 56,1’e gerilemiş.

        Son kulvarda Türk Lirasının dolar karşısında yaşadığı değer kaybı ve bu işim nereye varacağı bugün her hanenin cevap aradığı soru...

        Ama bence gelecek için kaygıları derinleştiren esas tehlike yukarıda bahsettiğim toplumsal güvenin çöküşü... Siyaset kurumunu seçime doğru ilerlerken zorlayacak asıl bariyer burası olacaktır.

        Diğer Yazılar