Bu ülke, incir çekirdeğini doldurmayacak işlere harcadığı enerjiyi bilime harcasa uzaya çıkmıştı.

Salak bir Belçikalı çocuğun kendini komik sandığı bir trollemenin üzerine; sadece ve tek kaynağı Burak Yılmaz'ın Instagram paylaşımı olan havalimanı karşılama nezaketsizliği eklenince ülkede olay oldu. Belçikalı bulundu, üzerinde forma ile özür diletildi.

Bu çocuk bulunana kadar İzlanda nüfusunun yüzde 10'u 'fırçacı sanılarak' taciz edildi.

Sosyal medya hesapları hacklendi.

Olaya devlet - hükümet erkanı dahil oldu.

İki beceriksiz pasaport memuru ile bir sosyal medya trolü bizim sosyal medyamızın gazı ile tüm ilgi-alakamızı maç dışına çekti.. Diyorum ya, bu enerjiyi başka işlere harcasak uzay çağına geçerdik.

Bu şartlar altında tehdit alan ve her zamankinden daha fazla motive olan İzlanda takımı, maç dışında her şeyle ilgilenen Türk Milli Takımı'na karşı ilk yarıya çok iyi başladı. Haklı olarak 2-0 öne geçtiler.

Çok rahat 3 ve 4'ü de bulabilirlerdi. Dorukhan'ın kafa golü ile maça dönebildik ve 2. yarıda gördük ki maça dönebildiğimizde İzlanda pozisyon dahi bulamadı..

Konsantrasyon eksikliği muhakkak vardı. Ancak en büyük sebep hep aynı.. İzlanda'ya karşı hep aynı şey oluyor, topu bize bırakıyorlar, kaptırdığımız toplar ile direkt hücuma çıkıp pozisyon üretiyorlar. Çalışılmış duran top organizasyonları da var.

Bize karşı Fransa dışında herkes böyle oynayacak. Topu bize bırakacaklar. Sonra hatalarımızı kovalayacaklar. Moldova ve belki Arnavutluk bulduklarını değerlendiremeyecek ama İzlanda değerlendirebiliyor. Skor alabiliyor.

Elbette Mahmut'un olmaması, Ozan'ın ilk yarıdaki rekor top kaybı yapması, İrfan'ın bir türlü form yakalayamaması nedeniyle yeterli pas yapamamamız oyun olarak geride kalmamızda etkili oldu.

Ancak şu bir kez daha görüldü: Genelde Türk takımları, özelde Şenol Güneş takımları 'yapmaya' çalışan; topu isteyen takımlara karşı daha iyi oynuyor. (Bkz: Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi performansı)

Ancak topu bize bırakıp, hatalarımızdan direkt hücum şansı çıkarmaya bakan takımlara karşı zorlanıyoruz. (Bkz: Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi Maçları)

Moldova da bize aynı taktiği deneyecek. Ama onlar sonuçlandırma konusunda eksiklik yaşayabilir. İçerideki Arnavutluk maçı da zor geçmeye aday ama zor da olsa kazanmaya yakın tarafız. Lakin İzlanda gibi oynayan rakiplere karşı bir formül üretmeliyiz.

Yine de bir dönem her hali ve hattı ile eleştirilen, açıkça sevilmeyen Milli Takım'dan İzlanda'ya yenilse de 'canınız sağolsun' denilen Milli Takım'a dönüş çok mühimdir. Bu takımın bu imajı koruması çok önemli.

Umarız İzlanda'da yapılan bir takım yanlışlar, pırıl pırıl Milli Takımımız'ın imajını bozacak uygulamalara sebebiyet verecek rövanşist duygulara dönüşmez. Bu 'güzel takım'ın hali tavrı bozulursa asıl o zaman yenilmiş olacağız..

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!