Süper Kupa organizasyonumuz harikaydı. Emeği geçen herkesi kutlarım. Liverpool'um kupayı kazandı. Ama zor şartlarda sezona başlayan Chelsea'nin daha iyi oynadığı gerçeğinin de altını çizelim.

Dün sosyal medya, "Ben de maçtaydım" paylaşımları ile doluydu. Herkes adeta bir konserde, bir etkinlikte, bir açılıştaymışcasına maçtaydı. UEFA organizasyonları bir yana İngilizler bunu başardı. Futbolu 'şov işi'ne çevirdiler. İki İngiliz takımının mücadelesi olunca da bir Premier Lig derbisi izlendi. İşte şov kısmının artması da bundandı.

Bir kere hiçbir oyuncu kendini yere atmadı. Kimse yerde kalmadı. "Yerde yatan takım arkadaşı nedeniyle topun taca atılması" sadece 1 kez yaşandı. 120. dakikada da benzer bir durum oldu ama hakem maçı bitirdi. Kadın hakem ilk 45'te sadece 3 kez faul çaldı. Bu kadar tempolu, fizik mücadeleyi üst düzey uygulayan iki ekibin maçında çalınan faul sayısı ilk 45'te sadece 3'tü. Çünkü her oyuncu ayakta kalmaya çalıştı. Kimse kendini yere atmadı. Topu kaybetmek üzereyken yalandan yere düşmedi. Hakeme itiraz oldukça makul boyutlardaydı. Oyuncu davranışları genelde saha içinde kalmaya yönelikti. Faul olduğu düşünülen ya da beğenilmeyen hakem kararında kulübeler hep birlikte ayağa kalkıp sahaya doğru adım atmadı. Tribünlere oynayan bir tane bile futbolcu olmadığı gibi teknik adamlar da tribünlere oynamadılar. Lampard'ın, "Liverpool'un maçı cuma iken bizim Manchester United maçını pazar günü oynamamızı sorgulamamız gerekiyor" cümlesi dışında tek bir 'sitem-eleştiri' yoktu. Misal Chelsea'li yöneticiler "FA bize düşman" şeklinde twitler atmadı.

Bizim ülkemizde futbola dair olumlu bir referans verilmesi gerektiğinde herkes Premier Lig'i örnek gösteriyor. Yönetici ve başkanlarımız örneklemeleri İngilizler üzerinden veriyor. İşin organizasyon ve pazarlama alanına gelene kadar futbol kültürü konusunda ne kadar geride olduğumuzu ise kimse konuşmuyor. Futbol kültürümüzü o seviyelere çıkarmadan pazarlama boyutunu da o seviyelerin yanına dahi yaklaştıramayacağımızı artık anlamalıyız. Kendini yere atan ve faul alan futbolcumuzu kendimi yuhalamazsak, gereksiz yere kırmızı kart göreni alkışlarla soyunma odasına gönderirsek, yere yatıp eliyle koluyla hakemi işaret edip kaptırdığı topun ceremesini hakeme çıkarmak isteyen oyuncumuza "kalk ayağa oyna" diyemezsek Premier Lig'in yanından dahi geçemeyiz.

TFF'nin de bu konuda adımlar atması lazım. Öncelikle yerde yatan oyuncu varken topu taca atma yalanını kesinlikle bitirmeliyiz. Bu yetkiyi sadece hakeme vermeliyiz. Yorulan her adam yerde yatıyor ve oyun sürekli kesiliyor. Bunun önüne geçmeliyiz. Futbol sahtekarlıklarından bıktım. Sırtında rakibin elini hisseder hissetmez kendini yere bırakan ve hakemin faul çalacağını bilen oyuncudan gına geldi. "Düşsene, penaltı verecek" zihniyetinden nefret ettim. Bu konuda hakemlerin de kesin kararlı olması lazım. TFF'nin de hakemlere yetki vermesi şart. Topu taca atma yalanını bitirelim. Hakemlerimiz de her temasa faul çalma saçmalığına bir son versinler. Tempo artmazsa para da artmaz. Bunu artık anlayalım lütfen...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • umitdemm@gmail.com 2 ay önce Yazdıklarınızı yürekten destekliyor ve katılıyorum. Türkiye liglerinde oynayan tüm futbolcular; yerlisi, yabancısı maçlarda dürüdt davranmıyor. Haksız faul kazanmak, gol kazanmak, rakibini attırmak son derece normal. Bunun emek hırsızlığı olduğu, örneğin mağazadan bir şey çalmaktan farksız olduğunu düşünmüyorlar mı?
    CEVAPLA