Andorra maçını ıkına sıkına kazanmamız, Moldova maçına olumlu yansıdı. Bunun böyle olması beklenirdi. Kim ne derse desin, ne kadar uyarırsanız uyarın bu tür maçlara oyuncuları konsantre etmek zor. "Nasıl olsa yeneriz" düşüncesi size en az 45 dakika kaybettiriyor. Andorra maçında da öyle oldu. 2. yarıda da sıkıldık ama 3 puanı aldık.

Moldova'ya karşı ciddiyetle sahadaydık. Yine kanatlara çok inemedik. Yine sıfırdan içeri top çevirmedik, ama bu kez ikiye bir denedik, bilhassa İrfan ile çalım denedik ve en önemlisi dönen topları toplayabildik.

Golü bulmak adına yine fazla üretemedik ama Dorukhan'ın nefis savunma arkasına pasında Cenk golcülüğünü hatırladı. 
2. yarıda tamamen oyunun hakimiydik ve pozisyon üretemesek de topu da vermedik. Sıkıcı kötü bir oyun ama garanti oynuyorduk. Deniz Türüç'ün nefis frikik golü ile fişi çektik. Çalhanoğlu'nun Cenk ile gole dönüşen şutu ilk anda gol olsa onun için de bir moral olurdu. Ama bence Hakan, bu takımda dünkü gibi sonradan oyuna giren isimlerden biri olur.

İlk milli maçını oynayan Abdülkadir Parmak'a hayırlı olsun; ilk kez golle buluşan Yusuf Yazıcı'ya 'devamı gelsin' diyelim. Rahat galibiyet ile 15 puana ulaştık. Arnavutluk'un İzlanda'yı yenmesi bizim için mükemmel bir sonuç oldu. Arnavutlara teşekkür edelim.

Ekim fikstüründe Fransa deplasmanı elbette zor. Ama geri kalan 3 maçın ikisinden (Arnavutluk ve Andorra) 2 galibiyet almamız ile İzlanda'ya yenilmememiz halinde gruptan çıkmayı garantileriz. Yapmamız gerekeni yaptık ve eylül fikstürünü gerektiği gibi bitirdik. Darısı ekim fikstürüne..

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!