Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: 10 haftada 3 kere yenilen takım şampiyon olamaz. Hele hele son 4 maçın 2'sini kaybeden takım hiç olamaz.

Ersun Yanal ve öğrencileri ilk devrede 35 puan barajının altında bitirmemek adına kalan 7 maçın 6'sını kazanmak zorundalar artık. 1 beraberlik dışında puan kaybederlerse 35 puanın altına düşerler ki geleneksel olarak çok daha zorlu geçmesi muhtemel ligin 2. yarısında 35'in de üstünde puan almanız gerekebilir.

Geçen hafta 5-1 biten Konya maçının ardından F.Bahçe'yi oyun olarak çok iyi bulmadığımı söyleyip Kayseri maçının zorlu geçeceğini düşündüğümü belirtmiştim. Nitekim yine klasik olarak bir takımda yönetim ve hoca değişir; kadro dışılar affedilir hatta yine klasik olarak taraftar da maça ekstra hazırlanır. Ve yine geleneksel olarak bu tür durumlar için ayağa kalkış maçları olarak bir büyük takım maçı seçilir. 
Kayseri'de durum buydu. Şartların bu olacağı, yatanın kalkmayacağı, tribünlerin gazlı ve etkin olacağı, rakip oyuncuların sürekli futbol dışı işlerle sizi yormak isteyeceği, hakemle oynayacağı müsabakalardır bunlar. Bu tür takımların genellikle 1 gollük canları olur. Golü atar 7-8 dakika topa sahip olursanız bütün gaz kaçar. İşte bu maç da aynen böyleydi. Hiçbir şey oynamayan ama mücadele eden Kayseri, hakemle oynadı. Sürekli kendilerini yere attılar. Ancak devrenin sonlarına doğru F.Bahçe kendi elverişli oyununa döndü. Ve net 2 pozisyon buldu. Kötü günündeki "Vedat o golü atmalıydı" diyorken Garry inanılması zoru yaptı ve soyunma odasına 1-0 girmeyi sağlayamadı. 2. yarıya doğal olarak ilk devreye göre mücadele gücü artmış, biraz da top oynamaya çalışan bir görüntüde başladı Kayserispor. Bence Yanal zor kararı verip Emre ile başlamamalıydı bu devreye. Ya orta alana takviye olsun diye Tolga'yı ya da santrforu ikilemek adına Mevlüt'ü almalıydı. Ama Emre'yi çıkarmak zor karar işte. Bu devrede de Kayseri adına olumlu hiçbir şey yokken Hasan Ali'nin hatasında boşta kalan Umut golü attı. Golde Altay'ın hatası yoktu. Ancak tüm Fenerbahçeliler başta Yanal ve Ali Koç şunu kendilerine sormalı: Eğer kalede Muslera olsa o şut gol olur muydu? Yani o golü yedi diye Altay'ı eleştirmiyorum. Kaleciye hata da bulmuyorum ama şampiyonluk yolu rakibin hepi topu 1 pozisyon bulduğu anlarda takımı tutan kalecilerden geçiyor. 
Kayseri'nin bu gol dışında atağı yoktu. Olmasına gerek de yoktu. Yanal sonrasında çok kötü oynayan Emre'yi aldı. Her zaman yancı gibi duran hiç bir zaman tam anlamıyla bu takıma kendini veremeyen Moses'i de.. Deniz ilk kez etkili oldu. Tolga da dönenleri toplamaya yardımcıydı. Mevlüt ile de son risk alındı.
Sonra 1 direk daha derken bir de baktık ki 2 Garry 2 Vedat 1 Zanka yüzde yüz golleri kaçırmış. 3 şut direkten dönmüş. İşte şampiyonluklar bir de gol atmaktan geçiyor. 
Gelelim kalan 7 maçta 6 galibiyet alabilme formülüne.. Bir kere her deplasman aşırı zor artık. 
O zaman deplasmanlarda gol yemeyeceksin ki bunu sadece G.Saray maçında başardı F.Bahçe.. İkincisi eskisi gibi "Tüh ya, bu da kaçtı" gibi bir lüksün olamaz artık. Her büyük takım deplasmanda 3-4 net pozisyon üretebiliyor. Bunları atabildiniz mi kazanıyorsunuz. O zaman ne yapacaksınız? 
1- Hücum hattı oyuncularınıza vuruş çalıştıracaksınız. 
2- Orta alan oyuncularınıza gol atmayı hayal ettireceksiniz. Ozan mesela topu sürüp sürüp sağa sola veriyor. Bazen şut atmalısınız. Ama önce hayal etmelisiniz ki yapabilesiniz. 
3- Boşa korner, boşa serbest vuruş kullanmak yok. Bunun için çalışacaksınız. 
Ersun Yanal'ın takımının sadece 1 beraberlik limiti kaldı devre sonuna kadar. O zaman Yanal da kasım milli maç arasında bolca olmak üzere korner-duran top çalışması; Moses-Garry-Mevlüt gibi isimlere gol vuruşu çalışması yaptırması lazım.

Milli takım dönüşünde mümkün olan en efektif takımın sahaya çıkması lazım. Devre arasına 35 puanla giremezseniz transferin de anlamı yok.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!