Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Fatih Nurullah takma adıyla Uşşaki tarikatı lideri olarak kendini tanıtan Eyüp Fatih Şağban’ın 12 yaşındaki bir kız çocuğa cinsel saldırı suçunu işlediği iddiasıyla tutuklanmasının ardından yeniden alevlenen “tarikatlar” sorununa ilişkin tartışmalar devam ediyor.

Tarikatları “sosyal ağ” olarak görenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Bu nedenle her geçen gün mürit sayısını artıran tarikatların kapatılmasını mı, denetlenmesini mi tartışacağımıza karar verelim.

Bu noktada da, Osmanlı döneminde bile denetlenen tarikatların, günümüzde denetlenmesinde yaşanan sıkıntıların bir an önce çözülmesi gerekir.

İçişleri Bakanlığı koridorlarında gezerken, FETÖ ile mücadele konusunda uzmanlığı ve başarısı tüm camia tarafından bilinen KOM Başkanı Mahmut Çorumlu ile karşılaştım.

Son günlerde kamuoyuna yansıyan tarikatlar ve cemaatler konusunda sohbet etme şansımız oldu. Sohbet sırasında, “Bir tarikatın tehlikeli olup olmadığını sivil bir vatandaş nasıl anlar?” sorusunu yönelttim. Çorumlu, “Uzun süredir FETÖ, İslami cemaat ve tarikatlarla hükümeti karşı karşıya getirmeye çalışıyor” cümlesini kurdu.

Din istismarıyla ülkede darbe yapmaya bile yeltenen FETÖ’nün, bu kez tarikatlara el atması aslında beklenen bir durum. GATA Başhekim Yardımcısı’nın yarattığı infial de bunun en önemli kanıtlarından biri olmalı.

Gelelim sorumuza…

Bir tarikatın tehlikeli olup olmadığını nasıl anlarız?

İşte, işin uzmanı Mahmut Çorumlu’nun verdiği hap gibi yanıt:

1-Kod isim kullanan her grup, cemaat ve tarikatlar sıkıntı yaratır. Ayrıca çok tehlikelidir. FETÖ ve Adnan hocada gördük bunu

2-Mehdilik ve Mesihlik olanlara dikkat etmek gerekir. Sıkıntılıdır.

3-Devlet içinde örgütlenmeye çalışan ve devlet hiyerarşisine “gölge hiyerarşi” kuranlar…

4-Şeffaf olmayan, herkesin rahatlıkla girip çıkamadığı ve kapalı kapılar ardında sırları olanlara dikkat etmek gerekir.

5-Devletin kurucu felsefesine karşı olanlar tehlikelidir.

Kamuda çalışan avukatlar çoklu baro sistemine geçildikten sonra baskı gördüklerini söylüyor. Kamuda Çalışan Avukatlar Derneği Başkanı Coşkun Türkmen, “Mesai arkadaşlarımıza baskı yapılıyor” diyerek bu durumu kamuoyuyla paylaştı.

Yasada, Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabileceği ve bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatların esas alınacağı yazıyor.

Türkmen, yasanın çıkmasının ardından kamuda çalışan mesai arkadaşlarına baskı yapıldığı duyumlarını aldıklarını açıkladı.

Türkmen, baskıları kabul etmeyeceklerini söyledikten sonra şunları ekledi: “Yıllardan beri, emeğinin karşılığını alamayan, aşırı iş yüküne rağmen yasal süresi içerisinde iş yetiştirmeye çalışan, fiziki çalışma koşulları yeterli olmayan, görev yeri olan Adliyelere ulaşımda araç tahsis edilmediği için ücretini kendisi ödediği toplu taşım aracı ile gitmek zorunda kalan ve benzeri pek çok sorunla mücadele ederken mesleğin vakarını da korumaya çalışan mesai arkadaşlarımızın sorunlarına çözüm üretmek yerine, kendi hür iradesi ile istediği baroya üye olma/olmama muhtariyetine sahip meslektaşımıza yapılan baskıları kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.”

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00