Gelişen ülkeler arasında ekonomik büyümesiyle dikkat çeken Türkiye'nin bankacılık sektörü 2050 yılına kadar gelişmiş ülkelerle yarışır konuma gelecek. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers'ın (PwC) küresel bankacılık sektörünün mevcut durumu ile 2050 yılına kadar geçireceği değişimi inceleyen "Bankacılık 2050: Gelişen Piyasalar Daha Ne Kadar Büyüyecek?" isimli raporunda ilginç tespitler yer alıyor. Rapora göre, başta Brezilya, Türkiye, Endonezya ve Meksika olmak üzere E-7 (Gelişen 7) ülkelerinin bankacılık sektörleri özellikle bireysel bankacılık alanındaki hızlı gelişmeye paralel olarak 2050 yılına kadar gelişmiş ülkelerden daha yüksek kâr getirir konuma ulaşacak. E-7 ülkelerinin bankacılık sektörlerindeki bu hızlı gelişimin şirket birleşmeleri ve satın alma işlemlerine de yansıması bekleniyor. Raporda ekonomileri yeniden yapılanma sürecine giren E-7 ülkelerinin girişim sermayesi şirketleri için de cazibe merkezi haline geldiği öne sürülüyor.

 

Yabancı yatırım artacak  

Raporu Referans'a değerlendiren Unicredit Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Araştırma Direktörü Simon Quijano-Evans, 2006'da Rusya, Ukrayna ve Türkiye dışındaki Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin bankacılık sektörlerinin yüzde 80'inin yabancı sermayenin elinde bulunduğunu belirterek, Türkiye'de bu oranın sadece yüzde 25 seviyesinde bulunduğunu söyledi. Bu oranın artması için potansiyel bulunduğunu belirten Quijano-Evans, yabancı sermaye açısından Türkiye bankacılık sektöründeki potansiyelin rekabeti artıracağını ve ara giderleri azaltacağını savundu. Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen banka birleşme ve satın almalarındaki artışa dikkat çeken PwC Türkiye Denetim Hizmetleri ve Finansal Hizmetler Sektörü Lideri Zeynep Uras ise, E-7 ülkelerinde bu trendin devam edeceğini dile getirdi. Uras bu süreçte yerel bankaların satın alınmasının yanı sıra, yabancı şirketlerin E-7 pazarlarına girişinin ve E-7 ülkelerindeki bankaların yurtdışında yatırımlara yönelmesinin de söz konusu olacağını söyledi.  

E-7 ülkelerinin önde gelen bankalarının dışarıya doğru genişlemesi ve küresel “yetenek savaşı”nda büyük rakipler haline geleceği öngörülüyor. Hali hazırda G-7 ülkelerindeki kuruluşlarda deneyim sahibi olan çalışanları çekmek için Rusya, Çin ve Hindistan önemli atılımlar gösteriyor. E-7 bankaları bu çalışanların bilgi ve uzmanlık düzeyini geliştirdikçe küresel ve yerel pazardaki rekabet güçlerini de artıracaklar.

 

Bankacılık ekonomiden hızlı büyüyecek  

Raporda ekonomik büyümenin tarım, üretim ve hizmet olmak üzere 3 ana devresinin olduğu belirtilirken, son devrede bankacılık başta olmak üzere mali hizmetlerin yer aldığının altı çizildi. Son 20 ila 30 yıldır sanayi sonrası kalkınma döneminde bulunan tüm G-7 ülkelerinin banka varlıklarının gayri safi yurtiçi hasılalarının üzerinde olduğunun altı çizilirken, gelişen ülkelerin de aynı paralelde ilerleyecekleri öngörüldü. Çin dışında E-7 ülkelerinin bankacılık sektörlerinin şu anda küresel piyasada küçük kaldıkları vurgulanırken gelecek 50 yılda bu ülkelerin bankacılık sektörlerinin milli gelirlerinden daha hızlı büyüyeceği ileri sürüldü. PwC tarafından geçtiğimiz yıl mart ayında hazırlanan “Dünya 2050” raporunda 2050 yılına kadar E-7 ekonomilerinin G-7 ülkelerinin şu andaki milli gelirlerine göre yüzde 25 oranında üzerine çıkacağı, satın alma gücünde ise yüzde 75 öne geçeceği öngörülüyordu.  E-7 ülkelerinin bankalarının kârının 2025'e kadar G-7 ülkelerinin yarısına ulaşacağınının belirtildiği raporda, kârlılık oranının 2050 yılına kadar G-7 ülkelerinin üzerine çıkacağı belirtildi.

 

Türkiye Avrupa  ülkelerini geçebilir

Bankacılık sektörüne ilişkin olarak, piyasada öngörülen döviz kurlarına göre, Çin’deki yerel kredilerin 2010 yılına kadar Almanya ve İngiltere’yi, 2025 yılına kadar Japonya’yı ve 2050 yılına kadar ABD’yi geçeceği öngörülüyor. Rapora göre Hindistan da mevcut düzeyin çok üstüne çıkarak 2040 yılına kadar dünyanın 3 'üncü yerel bankacılık pazarına sahip olabilir ve uzun vadede Çin’den daha hızlı bir büyüme gösterebilir. Brezilya, Endonezya, Meksika, Rusya ve Türkiye de mortgage, tüketici kredileri gibi perakende bankacılık hizmetlerindeki gelişmeler ve hızlı ekonomik kalkınmanın etkisiyle bankacılık sektöründe hızlı büyüme gösteren ülkeler olacak. Bu ülkeler, bankacılık sektöründe 2050 yılından önce Fransa, İtalya gibi Avrupa ülkeleri ile kıyaslanabilir büyüklüklere ulaşacaklar.  Ancak Simon özellikle tüketici kredilerinin gelişen piyasalarda da risk ihitmalini artırdığını  savunuyor. Simon 'a göre,  riskle mücadelede 2 noktanın dikkatlice incelenmesi gerek iyor. Bunlar, zayıf bir kur rejiminin hakim olduğu bir dönemde dövizle kredi alımlarındaki artış ile ticaret açığının çok yüksek olduğu ülkelerdeki iç borçlanmanın yarattığı riskler.

Referans


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
Kredi hesaplama, kur çevirici, "bir depo kaça dolar?" ve fazlası için tıklayın.
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme