BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Arif Hür, Ebru Cündübeyoğlu ve Hakan Yılmaz ile yeni oyunları Ölü'n Bizi Ayırana Dek hakkında HT Magazin'de konuştu. Ebru Cündübeyoğlu ile Hakan Yılmaz ikilisi şu sıralar birlikte seyirci karşısına çıktıkları ‘Ölü’n Bizi Ayırana Dek’ tiyatro oyunuyla gündemdeler. Boşanmaya karar vermiş Cansu ile Serdar’ın çalkantılı ilişkilerini konu alan oyunun kahramanları ile Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde bir araya gelerek oyun üzerinden ilişkileri masaya yatırdık...

‘Yalancı Romantik’in üzerinden 9 yıl geçti ve yeniden birliktesiniz. Neler hissediyorsunuz?

Hakan Yılmaz: Ebru’yla dizide oynarken kafamızda sahneye birlikte çıkma düşüncesi vardı fakat bir türlü gerçekleştirememiştik. Ama kader ağlarını örmüş.

Ebru Cündübeyoğlu: Araya yıllar girdi ama biz bağlantımızı hiç koparmadık. Sırt sırta verdiğimiz zaman sahnede birbirimize çok güveniyoruz. İkimiz de birbirimizin dilini biliyoruz. Hakan’la kafa yapı- mız ve espri anlayışımız birbirine denk! Projenin dokuz yıl demlenmesi gerekiyormuş.

Oyunda boşanmaya karar vermiş bir çifti oynuyorsunuz. Bu çift, seyircilere ne vaat ediyor?

H.Y.: Cansu ve Serdar, evlilik hayatı canlarına tak etmiş, modern ancak boşanmaya karar vermiş bir çift. Boşanmadan bir gece önce kendileri için düzenlenen bir kutlama partisine katılırlar, ancak burada sabah aynı yatakta uyanırlar. Bir gece öncesine dair çok az şey hatırlayan kahramanlarımızı bekleyen asıl sürpriz, salondaki kanepede uzanmakta olan cesettir. Ne yapacağını bilemeyen çiftimiz bir yandan “Hangimiz katil?” sorusuna yanıt arıyor.

E.C.: Öte yandan kahramanlarımız ilişkilerini, evliliklerini, geçmişlerini, kendilerini bulundukları noktaya taşıyan olayları yeniden değerlendirecek, karşılarına çıkacak sürprizlerle mücadele etmeye çalışacaklar. İnsanlara salondan ayrıldıktan sonra yüzlerinde güzel bir tebessüm bırakacağız.

Her ne kadar boşanma çabasında olsalar da iki zıt kutbun birbirlerine olan bağlılıklarına da tanıklık ediyoruz. Zıt kutuplar birbirini çeker mi sizce?

H.Y.: İki tane aynı zihniyette insan bir araya gelirse o ilişki uzun soluklu olmaz, monoton olur. İlişkilerde biraz çatışma gerekli.

E.C.: Çeker tabii! Oyunda iki zıt kutuplu karakterin birbirlerini ne kadar olumlu etkilediğini göreceğiz. Her ilişkinin bir kimyasal tepkime olduğunu düşünüyorum. Kolanın içine buz attığında başka, limon attığında başka, nane attığında tatları başka oluyor. Kola hep aynı ama neyle tepkimeye girdiği önemli. İlişkilerde, en büyük yanlış, ‘sadece benim dediğim olur’ zihniyetidir!

Günümüzde ilişkilerin ve evliliklerin evrildiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

H.Y.: Evlenmek kadar boşanmak da olağan. Eskiden boşanmayı düşünen çiftler, çocuğa can simidi derlerdi ama artık çocuk da evlilikleri kurtarmıyor. İnsanlar evlendikten sonra kendi öz benliklerini kaybettikleri için boşanıyorlar. Hem artık aşklar sosyal medyada yaşanıyor!

E.C.: Zaman akıyor ne ilişkiler ne de evlilikler, ‘Doktor Jivago’ filmindeki gibi kalıyor. Eskiden kadın ve erkeklere biçilen roller daha keskindi. Günümüzde kadın da erkek kadar emek harcıyor. İnsanlar bazı durumlarda kendilerini gürültülü çevrelerden soyutlamalı. İlişkilerde uydu gibi olmamalı, gezegen gibi olmalıyız.

H.Y.: Velhasıl, el âlem ne der diye yaşamamak lazım!

‘Ebru’nun yanında Gandalf gibiyim’

Hakan bey ciddi oranda kilo verdiğinizi görüyoruz. Ebru Hanım’da ise pek bir değişiklik söz konusu değil...

E.C.: Gözümün altındaki kremi, içimdeki ışığı hiç söndürmüyorum. İçimi ferahlatacak şeyler yapı- yorum, olumsuz şeyleri kafama takmıyorum. Hep pozitif düşünüyorum. Çevrenize sevgi verirseniz genç kalırsınız.

H.Y.: Ebru’nun en sevmediğim özelliği yaşlanmaması. Yanında Gandalf gibi kaldım. 90 kilodan 70 kiloya düştüm. Beni uzun zamandır görmeyenler, “Abi hastalandın mı?” gibi tepkiler veriyor. Yahu birader, ‘Ayrılsak da Beraberiz’deki Teoman değilim artık, 48 yaşındayım. Ebru Cündübeyoğlu gibi kendimi donduramadım.

‘Üzülmeyin, çok kazanmıyoruz’

Dizi oyuncularının aldığı ücretler sıkça gündeme geliyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

H.Y.: Ortaya konulan eserin maddi yanı değil, sanatsal yanı tartışılmalı.

E.C.: Oyuncular bazen bir CEO kadar bazen de sette çalışan bir çaycı kadar kazanabilir. Ama üzülmesinler, çok kazanmıyoruz. Rakamların doğruluğuna şüpheyle bakıyorum.

‘Tiyatro beni ayakta tutuyor’

20 yılı aşkın süredir oyunculuk yapıyorsunuz. Kariyerinizde hayal ettiğiniz noktada mısınız?

H.Y.: On kere dünyaya gelsem yine aynı mesleği seçerdim. Bu işi sevmiyorsan, yapamazsın! 48 yaşındayım ve beni ayakta tutan yegâne şeylerin başında ailem ve tiyatro geliyor.

E.C.: Hakan’ın aksine düşünüyorum. Her oyun prö- miyeri öncesinde keşke masa başında olsaydım diyorum. İktisat mezunuyum. Her seferinde keşke bankada çalışsaydım, bir masam olsaydı falan diyorum. Ama sahneye çıktıktan sonra yine iyi ki buradayım diyorum. Değişik bir ruh hali!

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000