HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Şehzadenin ardından basın öyle hatalar yaptı ki...

25 Eylül 2009 Cuma, 17:21:22Güncelleme: 17:21:22

SULTAN Abdülhamid'in torunu Şehzade Osman Ertuğrul Efendi önceki gece vefat etti ve haber bazı gazetelere "Son Osmanlı öldü", "Osmanlı Hanedanı'nın son mensubu hayata veda etti", "Taht sahipsiz kaldı", hattâ "Hanedan bitti" şeklinde çok yanlış şekilde yansıdı.
Şimdi, bazı teknik kavramlara açıklık getirerek işin aslını ve doğrusunu anlatayım:
"Tahtın vârisi" demek, "artık mevcut olmayan bir hükümdarlık şayet devam etseydi, tahta oturacak olan kişi" demektir. Ama bu verâsetin taht ile yahut o hükümdarlığın yerini almış olan rejimle fizikî ve hukukî bir bağlantısı yoktur. "Tahtın vârisi" sözü, "tahtta hakkı olan prens" mânâsına gelir fakat taht ortada bulunmadığı için bu hakkın monarşinin yerini alan devletten bir "alacak" şeklinde anlaşılmaması, sadece bir "hatıra" olarak kabul edilmesi gerekir ve "tahtın vârisi", bugün "aile" yahut "hanedan reisi" demektir.
"Şehzade", bir padişahın oğlu yahut o oğulların soyundan gelen erkeklere denir ve Batı'daki karşılığı "prens"tir. Padişah veya şehzade kızları ise "sultan"dırlar ve "sultan" kavramının batı dünyasındaki karşılığı, "prenses"tir.

UNVAN, ERKEKTEN GEÇER

Osmanlı aile kanunlarına göre, asalet, yani "hanedan mensupluğu" sadece erkekten geçer. Hanedan mensubu olan bir erkeğin, yani şehzadenin oğlu şehzade; kızı ise sultandır ama hanedan bağlantısı kızın, yani sultanın çocuklarından itibaren kesilir ve şehzadelerin soyundan gelenler "prens" olurken, sadece sultanlar "prenses" sayılırlar ve sultanların erkek veya çocukları artık prens yahut prenses değil "beyefendi" ve "hanımefendi"dirler. Bu kişiler "hanedan" değil, "aile mensubu" sayılırlar.
Osmanlı verâset kanunlarına göre taht, bizde bilinenin aksine babadan oğula değil, ailenin en büyük erkeğine, yani en yaşlı şehzadesine geçer ve bu kurala 17. asırdan, Birinci Ahmed'in iktidar yıllarından buyana itina ile uyulmuştur. Meselâ, önceki gece vefat eden Şehzade Osman Ertuğrul Efendi'ye "tahtın vârisi" yahut "hanedan reisi" sıfatları amcasının oğlu ve kendisinden üç yaş büyük olan kuzeni Şehzade Mehmed Orhan Efendi'nin 1994'teki vefatı ile geçmiş, kendisinin vefatından sonra da bu sıfatlar sıralamada kendisinden sonra gelen diğer kuzeni Şehzade Bayezid Efendi'ye gitmiştir.
Ve, unutmayalım: İdare şekli şu anda Cumhuriyet olan Türkiye'de hukuken ne bir sultan, ne de bir şehzade vardır. Yaşayan kişiler için kullanılan bu unvanlar sadece bir aile geleneğinin devamıdır ve tarihî bir hatıradan ibarettir.

ŞU ANDA 24 ŞEHZADE VAR

Dolayısıyla "Son şehzade vefat etti", "Osmanoğlu ailesi sona erdi" gibisinden ifadeler baştan aşağı yanlıştır, zira Osmanoğlu ailesinde şu anda erkek soyundan gelen, yani "şehzade" olan ve hayatta bulunan 24 kişi daha vardır. Önceki gece vefat eden Osman Ertuğrul Efendi "İmparatorluk döneminde dünyaya gelen şehzadeler içerisinde hayatta kalan son kişi"dir; yani "saray görmüş son şehzade"dir. "Aile reisliği" demek olan "hanedan reisliği" ve "taht vârisliği" ise devam etmektedir ve yukarıda da yazdığım gibi, Osmanoğlu ailesinde sadece şimdilik 24 erkek, başka bir ifade ile "şehzade" bulunmaktadır.
Osmanlı Hanedanı'nın yeni reisi Şehzade Bayezid Efendi'nin kim olduğunu ve hangi padişahın soyundan geldiğini merak edenler için de kısaca söyleyeyim: Sultan Abdülmecid'in torunlarından İbrahim Tevfik Efendi ile Hadice Şadiye Hanım'ın oğludur, 1924'te Paris'te dünyaya gelmiştir ve hâlen New York'ta yaşamaktadır.
Pazar günü, gazetedeki "Tarihin Arka Odası" sayfasında Osmanoğlu ailesinin çok önemli bir mensubunun 700 senelik Osmanlı Tarihi'nde bir ilk olacak olan çok önemli bir açıklamasını yayınlayacağım.
Osmanlı Tarihi'ne meraklı iseniz, sakın kaçırmayın!

 

Diğer Yazıları

Serhoşlar Bayramı

  • Yayın Tarihi: 28/07/14 01:06
  • [javascript protected email address]
BAYRAMINIZ kutlu olsun... Bugün bayram münasebeti ile gündemin dışına çıkıp eğlenceli birşeyler yazayım ve eski devirlerin İstanbul'unda Ramazan Bayramı'nın ilk günü yapılan ve 1908'e kadar devam eden tuhaf bir kutlamayı anlatayım dedim. Bu kutlamaya,...
Devamını Oku

Nefret, ideoloji hâlini alıyor!

  • Yayın Tarihi: 25/07/14 00:53
  • [javascript protected email address]
MARİO Levi ile hiç karşılaşmadım, tanışmadım; sadece bir romanını, "İstanbul Bir Masaldı"yı okudum ve birçok sayfasında çocukluğumun İstanbul'unu hissettim. Birileri, Gazze'de yaşanan faciaların ardından başlatılan "İsrail mallarını boykot" kampanyasına...
Devamını Oku

İşte, 1917’deki uğursuz telgraf

  • Yayın Tarihi: 23/07/14 00:21
  • [javascript protected email address]
BUGÜN bu köşede gördüğünüz telgrafı birkaç sene önce yayınlamıştım ama belgede bahsi geçen hadise şimdi dünya gündeminin ilk sırasında yeraldığı için yeniden yayınlamakta fayda gördüm. 8 Kasım 1917 tarihli telgraf, o sırada Sivas'taki Üçüncü Ordu'yu...
Devamını Oku

Şucâiyye, yani Mantartepe

  • Yayın Tarihi: 21/07/14 01:30
  • [javascript protected email address]
ÖNCE, bundan yetmiş küsur sene önce yayınlanmış bir kitaptan yapacağım şu alıntıyı okuyun: "...Önümüzde, Gazze'nin bütün kısa dağlarına ve düşmanın cephesine hâkim, külâha benzer bir küçük tepe var. Bu tepede Şeyh Ali Mantar'ın çıplak türbesiyle iki ölü...
Devamını Oku

Savarona

  • Yayın Tarihi: 18/07/14 00:38
  • [javascript protected email address]
BUNDAN böyle cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanılmasına karar verilen Savarona baştan aşağı elden geçirilmiş, her tarafı yenilenip pırıl pırıl yapılmış ve Çankaya'nın kullanımına tahsis edilmesi için Kültür Bakanlığı'na devrediliyormuş. Savarona'nın...
Devamını Oku
Tüm Yazıları