Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ŞÖYLE diyelim, rahatlasınlar:

        Hepinizin her şeye yetkisi var.

        İstediğinizi içeri atmaya... İstediğinizi bırakmaya... İstediğiniz savcıyı kazımaya... İstediğiniz hâkimi parlatmaya...

        Sonsuz yetkiniz var! “Yargı bağımsızdır” diye yüz kere yazın... Yüz kere yalandır.

        Yargı bağımsızlığı, bağımsız kafa ister. Bağımsız kafa, bağımsız vücutta mı bağımsız vicdanda mı bulunur Savcı Bey?

        Ama lafı kime diyorum, değil mi? Hangi taraftayım, hangi tarafa doğru sesleniyorum?

        Hükümetin, bakanın, müsteşarın “yargıya müdahalesi”ne ses çıkarmayan feryat da var.

        Genelkurmay’ın, Yüksek Yargı’nın, HSYK’nın, Başsavcı’nın “yargıya müdahalesi”ni pek normal bulan figan da. Kimi yargı kalesini kaptırmamak istiyor; Anayasa’nın darbe ürünü olması umurunda değil. Kimi kaleye girmek istiyor; bakan ve müsteşarı HSYK’da bırakmaktan utanmıyor!

        Diyelim ki, “yargının hakikati bulmasını ve buna saygı duymayı” istiyorum: Hangi yargı, hangi hakikat, hangi saygı! Daha cumhurbaşkanını nasıl seçeceğini tam bilemeyen, adayın kimliğine göre 367 çeşit numara yapılabilen; demokratik seçimleri yüzde 10 barajla nasıl antidemokratik yaparız diye inat edilen;

        Genelkurmay Başkanı-Başbakan mutabakatı ve Adalet Bakanı-HSYK işbirliğiyle savcı kazınabilen ülke. Yüz kere mutabık olmasalar ne yazar!

        Balyoz davası mı?

        Ortada birtakım belgeler var. Ya doğrudur ya düzmece. Doğru ise, birtakım “silahlı” kuvvetlerin “kaos, darbe” peşine düştüğü şüphesi (yargı sonucuna kadar) yüksek düzeydedir. Ve çok ciddi suçlamadır.

        Düzmece ise, kişilere haksızlık edilip özgürlük ve haysiyetleriyle oynandığı şüphesi (yargı sonucuna kadar) yüksek kalmaya devam eder. Bu da ciddidir elbet.

        Kimimiz, yargı sonucuna kadar birine; kimimiz ötekine inanmaya devam edebilir.

        Ama hikâye bu değil ki!

        “Yargı süreci” işlemiyor memlekette. İşlememesi için yırtınan kuvvetler dolu.

        Aç kapa, sok çıkar, içeri dışarı.

        Erken kalkan savcı, hâkim, başsavcı “darbe” yapıyor!

        Binlerce genç; işkence, yıllarca mahkûmiyetsiz tutukluluk; delilsiz yargı; resmi ve toplumsal önyargı süreçleriyle hayatlarını veya hayatının baharını kaybetti.

        Ne Erdoğan yanmıştı buna...

        Ne darbe işkencecisi Türün’e hayran Çetin Doğan!

        Ne “laik medya” dert etmişti, ne şimdi “yandaş” denen. O çocukların cesetleri, infazları, hastalıkları, sakatlıkları, ruhları üstünden; hepsini ezerek dere tepe düz giden sözde “bağımsız yargınız”, geldi kendi gölgesine çarptı. “Askeri müdahale”ye gıkı çıkmayanlardan bile, “yargıya müdahale” diye dertli şakıyan koca bir koro çıktı.

        Kendi mali, ticari, iş hukuku davalarına “yandaş hâkim” tayin ettirmek, davayı belirlemek için Yargıtay, Başbakanlık, Bakanlık, HSYK, Adliye koridorları arşınlayan medya, siyaset, iş dünyası ile onlara yardakçılık yapan mensuplara sahip önyargı dünyası mı anlatacak yargı bağımsızlığını!

        Siz vatandaşsınız. Bence, artık sadece kendi vicdanınıza güvenin!

        Yeter ki, kafanız vicdanlı düşünsün, vicdanınız aklınızdan da beslensin, aklınız farklı bilgi, şüphe ve sorularla hakkaniyetle muhakeme etsin! Aslında “bağımsız yargı”nın temeli de bu kadar basitti.

        Bence, hükümet, HSYK, Başsavcı müdahale etsin; tutuklayan savcı ve hâkimler ile serbest bırakanlar bilek güreşi yapsın... Kazanan haklı olsun! Hepten güreşebilirler de!

        “Serbest güreş”, yargı bağımsızlığına daha çok uyar! Yağlı güreş olmaz; sık sık kayar!

        utalu@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar