Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BUGÜN Türkiye açısından en önemli konu pazartesi günü Samsun’da DTP’nin eski başkanı Ahmet Türk’e yapılan, polisin seyrettiği saldırıdır. Devlet devletliğini yapmamıştır. CHP’nin Van’da uğradığı saldırı gibi bu olay da soruşturma bataklıklarında bırakılamaz.

        Ahmet Bey Kürt siyasi hareketinin en tecrübeli ve saygın kişilerinden birisi, hatta birincisidir. Kafaların karmakarışık olduğu, ilkelliğin prim yaptığı ve Kürt meselesinde ortalığı yumuşatacak iklimin sağlanamadığı bir ortamda ona yapılan saldırı bireysel bir işten öteye gidecek sonuçlar içerir.

        Kürt siyasetiyle ilgilenen ve bu fay hattındaki kırıkları iyi bilen herkesin ortak yargısı şudur: Bugünün siyasetçilerinin artık sözlerini geçiremeyecekleri, otorite tanımayan, umutsuz ve siyasete inançsız, şiddeti çare gören, sınırın güneyine bakan bir genç nesil şekillenmiştir. Türkiye kafalarda hızla bölünmektedir.

        Dün Amberin Zaman’ın detaylı olarak yazdığı gibi, dışarıda ABD ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile PKK’nın etkisizleştirilmesine yönelik işbirliği yeni bir aşamaya gelmiştir. Bu yöndeki gelişmelerin ayrılmaz parçası olan içerideki reform süreci ise atıldır.

        Kürt açılımının şu sırada kötü bir şakadan ibaret olduğunu söylemek abartılı sayılmaz. İktidar partisinin ilkeler üzerinde şekillenmiş bir demokrasi projesinin olmadığının en ciddi kanıtı da açılımların bugünkü hazin durumudur.

        Ahmet Türk’e saldıranın silahlı olmaması şu anda bu konuda şükredilecek tek unsurdur. Kendi başına hareket ettiğini söyleyen İsmail Ç.’nin gerçekten tek başına hareket edip etmediği bir noktadan sonra önemsizdir. Saldırının ardından, çalıştığı kahve sahibinin sözleri saldırganın en azından Samsun’da belli bir siyasi ruh halini yansıttığının göstergesidir.

        Kısacası iktidarın korkaklığına kurban giden Kürt açılımı Kürtlerde derin bir hayal kırıklığına, Türklerde güvensizlik ve öfkenin kabarmasına yol açmıştır. Bu Türkiye için tehlikeli bir durumdur.

        Bu açıdan Kürt meselesi, açılımı ve yaşanan gerginlikler Anayasa paketi ile de yakından bağlantılıdır. Toplumun çeşitli fay hatlarındaki hak arayışları gündemin asli maddeleriyse bunlarla ilgili düzenlemelerin Anayasa paketinde yer almaması kabul edilemez bir eksikliktir.

        Bu bağlamda Devrim Sevimay’a konuşan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın sözleri yabana atılacak gibi değildir. Demirtaş pakete destek vermeyebileceklerini açıklarken, bugün bununla idare edelim ileride daha iyisi olur diyenlerin mantığına itiraz ediyor. Kendisine göre: “AKP zihniyeti de eski statükonun yerine kendisini rahatlıkla ikame edebilir. İtirazımız bunadır: AKP statükoya karşı demokrasi mücadelesi yürütmüyor, iktidar mücadelesi yürütüyor... Çünkü bu statüko yıkıldığında AKP zaten devlet olacak. YÖK’te yaptığı bunun bir kanıtı değil mi?.. Zamanında başkaları ne yaptıysa şimdi de o yapıyor.“

        Demirtaş’ın eleştirisi bununla da kalmıyor:

        “Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürt sorununun çözülmesi konusunda ortak bir hissiyata sahip. Kürt sorunu silahlı yöntem dışında çözülmelidir’e karar vermiş durumda.”

        “AKP dediğimiz devletin etkili mekanizmalarını kullanan siyasi irade kendi pragmatist yaklaşımı, oy hesapları yüzünden bu olgunlaşmış koşulları değerlendirme konusunda son derece ketum davrandı.”

        Ahmet Türk’e yapılan saldırının ülkenin bu en hassas konusunda bir yaklaşım değişikliğini tetiklemesi zor. Anayasa değişikliği paketini zenginleştirmesi de. Tek beklenebilecek şey ciddi bir uyarı olarak değerlendirilmesidir.

        sozel@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar