• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Kadir  Kaymakçı

Kadir Kaymakçı

[javascript protected email address]

Ha Mona Lisa'yla tanışmışım ha Tania'yla

02 Haziran 2010 Çarşamba, 04:09:14


1 500'lü yılların başında Floransa'da Leonardo Da Vinci'nin bir sergisindesiniz... Eserlerden biri Mona Lisa... Uzun uzun bakıyorsunuz, "Ulan bu kadın gülüyo mu gülmüyo mu?" diye düşünürken yanınıza birisi yaklaşıp "Tablodaki kadın burada, tanışmak ister misiniz?" diye soruyor.
Duvardaki yağlıboya kadın etiyle buduyla yanıbaşınızda: "Merhaba Mona Lisa!"
Birebir aynı duyguyu verir mi bilmem ama buna benzer bir şeyi geçen hafta Koray Erkaya'nın 'Don't Tell Mama' adlı nü fotoğraf sergisinde yaşadım.
Erkaya'nın 'erotik ama asla avamlaş-mayan' siyah-beyaz fotoğraflarını incelerken fotoğraflardaki kadınlardan biriyle tanıştım...
Şimdi bir an gözlerinizi kapatın, benim yerime kendinizi koyun...
Karşımda yaklaşık 2 metreye 1.5 metre ebadında siyah-beyaz bir vajina duruyor... Göbeğinden üstü ve dizlerinden aşağısı görünmeyen bir kadın elinde bir puro, vajinasını eliyle tutmuş..
Kasığının kenarında bir dövme... Bir yazı ve çiçek figürü...
Evet işte böyle bir durumda, muhteşem eserin karşısında büyülenmiş bir şekilde öylece durup en ince ayrıntısına kadar incelerken arkadaşım, "Tanıştırayım Tania" dedi. 1.60 boyunda var yok, çıtı pıtı, küçücük bir kadın Tania... "Merhaba" deyip fotoğrafa döndüm...
"O benim" dedi!
Bir Tania'ya bir yaklaşık 2 metreye 1.5 metre ebadındaki purolu bir el tarafından tutulan vajinaya baktım. "Kusura bakma tanıyamadım... Fotoğrafına hiç benzemiyorsun" demişim...
Saniyenin binde biri bir zamanda aklımdan geçen -ki normalde saatte bir aklımdan bir şeyler geçer- binlerce cümle arasından belki de en aptalını seçip Tania'ya iltifat etmek ve durumu toparlamak için konuşmaya devam ettim: "Sen de sahnede devleşen sanatçılar gibisin... Fotoğrafta çok farklı görünüyorsun!"
Ben söyler söylemez bu cümlenin ardından aklımdan "Geri zekâlı!" diye bir ünlem geçti...
Tania tebessüm etti...

GERÇEKTEN ÇOK FOTOJENİKSİNİZ!

Böyle durumlarda Homer Simpson
yanım kafamın içinde "Doh... Doh..." diye diye oradan oraya koşuşturmaya başlıyor...
"Çok güzel çıkmışsın" desem bir türlü, "Gerçekten fotojeniksin" desem başka türlü...
Fenerbahçe maçında yanlış anons yapan anonsçudan beter bir durumdayım anlayacağınız...
Dut yemiş bülbülden hallice bir şeyler gevelemeye çalışırken Tania, karşı duvardaki göğüsleri gösterdi: "Bu da benim!"
Beynimin sulandığını ve içindeki Ho-mer'ın da o sularda boğulduğunu hissetim...
Bir yandan dilimi ısırırken bir yandan da "Fotoğrafta daha diri duruyorlar" diye saçmaladım içimden, Tania'nın burnumun dibindeki göğüslerine bakarken...
İlk fotoğrafa dönüp kasığındaki dövmesinde ne yazdığını sordum.
"Mutluluk burada" yazıyor dedi...
Dizginlemeye çalıştığım Homer'ın ipini serbest bıraktım...
"Özellikle yazmana gerek yok mutluluğun orada olduğunu, biliyoruz zaten..." diye işi iyice arsızlığa vurdum...
Asırlar gibi gelen 5 dakikadan sonra sergiden ayrıldım...
Şimdi bu yazıyı yazarken hâlâ Tania'-nın yüzünün neye benzediğini düşünüyorum... Bazı insanlar sadece sanatlarıyla hatırlanıyorlar!!

Diğer Yazıları

Mayıs sıkıntısı!

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 09:09
  • [javascript protected email address]
Kafamı toparlayabilsem yazmak istediğim bir dolu şey var! Ama kafam en az havalar kadar karışık bugünlerde. Beynim günlük güneşlik bir güne uyandığında kalbimde bardaktan boşanırcasına sağanak yağmurlar yağıyor. Kalbim sıcakken kafamın içinde soğuk soğuk...
Devamını Oku

"Ezan" diyen Yılmaz Erdoğan

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 13:30
  • [javascript protected email address]
Günlerdir insanlar Yılmaz Erdoğan'ın ortaya saçtığı pirincin taşlarını ayıklamaya çalışıyor! "Türkiye'deki bir sette günde beş kez ezan için durursun, 'aziz Allah' dersin, beklersin, çay içersin ama filmde duyulmaz o ezan..." diyen Erdoğan'ın ne...
Devamını Oku

İstemem eksik olsun!

  • Yayın Tarihi: 05/05/12 14:06
  • [javascript protected email address]
TÜRKİYE dev bir sahneye döndü! Girenin çıkanın belli olmadığı bir ortaoyunu oynanıyor uzun zamandır... Üç aşağı beş yukarı aynı tekst farklı dekorlar önünde yeniden yeniden karşımıza geliyor! Hemen hemen aynı aktörler spor, sanat, siyaset, eğitim,...
Devamını Oku

Ayrıntılı magazin!

  • Yayın Tarihi: 28/04/12 11:23
  • [javascript protected email address]
"Bir zamanlar Almanya'nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı. Zengindi, saygındı, mutluydu; günün birinde gencecik bir metres uğruna karısını terk etti; sevdi, sevilmedi ve yaşamı felaketle son buldu. Öykünün hepsi bu kadar. Biz de üstünde...
Devamını Oku

Büyüyünce Jedi olacağım!

  • Yayın Tarihi: 21/04/12 11:17
  • [javascript protected email address]
Aslında bugün oturmuş size bu satırları yazmak yerine bir Jedi Şövalyesi olarak evrenin selameti için kötülerle mücadele ediyor olmam gerekiyordu. En azından 10 yaşında böyle bir hayalim vardı! Anadolu lisesine girmek için test çözeceğime teneffüslerde...
Devamını Oku
Tüm Yazıları