Ha Mona Lisa'yla tanışmışım ha Tania'yla
1 500'lü yılların başında Floransa'da Leonardo Da Vinci'nin bir sergisindesiniz... Eserlerden biri Mona Lisa... Uzun uzun bakıyorsunuz, "Ulan bu kadın gülüyo mu gülmüyo mu?" diye düşünürken yanınıza birisi yaklaşıp "Tablodaki kadın burada, tanışmak ister misiniz?" diye soruyor.
Duvardaki yağlıboya kadın etiyle buduyla yanıbaşınızda: "Merhaba Mona Lisa!"
Birebir aynı duyguyu verir mi bilmem ama buna benzer bir şeyi geçen hafta Koray Erkaya'nın 'Don't Tell Mama' adlı nü fotoğraf sergisinde yaşadım.
Erkaya'nın 'erotik ama asla avamlaş-mayan' siyah-beyaz fotoğraflarını incelerken fotoğraflardaki kadınlardan biriyle tanıştım...
Şimdi bir an gözlerinizi kapatın, benim yerime kendinizi koyun...
Karşımda yaklaşık 2 metreye 1.5 metre ebadında siyah-beyaz bir vajina duruyor... Göbeğinden üstü ve dizlerinden aşağısı görünmeyen bir kadın elinde bir puro, vajinasını eliyle tutmuş..
Kasığının kenarında bir dövme... Bir yazı ve çiçek figürü...
Evet işte böyle bir durumda, muhteşem eserin karşısında büyülenmiş bir şekilde öylece durup en ince ayrıntısına kadar incelerken arkadaşım, "Tanıştırayım Tania" dedi. 1.60 boyunda var yok, çıtı pıtı, küçücük bir kadın Tania... "Merhaba" deyip fotoğrafa döndüm...
"O benim" dedi!
Bir Tania'ya bir yaklaşık 2 metreye 1.5 metre ebadındaki purolu bir el tarafından tutulan vajinaya baktım. "Kusura bakma tanıyamadım... Fotoğrafına hiç benzemiyorsun" demişim...
Saniyenin binde biri bir zamanda aklımdan geçen -ki normalde saatte bir aklımdan bir şeyler geçer- binlerce cümle arasından belki de en aptalını seçip Tania'ya iltifat etmek ve durumu toparlamak için konuşmaya devam ettim: "Sen de sahnede devleşen sanatçılar gibisin... Fotoğrafta çok farklı görünüyorsun!"
Ben söyler söylemez bu cümlenin ardından aklımdan "Geri zekâlı!" diye bir ünlem geçti...
Tania tebessüm etti...
GERÇEKTEN ÇOK FOTOJENİKSİNİZ!
Böyle durumlarda Homer Simpson
yanım kafamın içinde "Doh... Doh..." diye diye oradan oraya koşuşturmaya başlıyor...
"Çok güzel çıkmışsın" desem bir türlü, "Gerçekten fotojeniksin" desem başka türlü...
Fenerbahçe maçında yanlış anons yapan anonsçudan beter bir durumdayım anlayacağınız...
Dut yemiş bülbülden hallice bir şeyler gevelemeye çalışırken Tania, karşı duvardaki göğüsleri gösterdi: "Bu da benim!"
Beynimin sulandığını ve içindeki Ho-mer'ın da o sularda boğulduğunu hissetim...
Bir yandan dilimi ısırırken bir yandan da "Fotoğrafta daha diri duruyorlar" diye saçmaladım içimden, Tania'nın burnumun dibindeki göğüslerine bakarken...
İlk fotoğrafa dönüp kasığındaki dövmesinde ne yazdığını sordum.
"Mutluluk burada" yazıyor dedi...
Dizginlemeye çalıştığım Homer'ın ipini serbest bıraktım...
"Özellikle yazmana gerek yok mutluluğun orada olduğunu, biliyoruz zaten..." diye işi iyice arsızlığa vurdum...
Asırlar gibi gelen 5 dakikadan sonra sergiden ayrıldım...
Şimdi bu yazıyı yazarken hâlâ Tania'-nın yüzünün neye benzediğini düşünüyorum... Bazı insanlar sadece sanatlarıyla hatırlanıyorlar!!