Hakim ile mütehakkim
Birincinin manasını da bazen manasızlıklarını da herkes biliyor.
İkincisi de, bazen daha gençler kullanmakta, anlamakta zorlansa da, fiilen her an idrak ediliyor.
Tahakkümden mütehakkim, hürmetler eder!
***
Şimdi aktaracağım konu, fazla ayrıntı gibi.
Esasta tam bir “devlet içi kavga.”
Bu kavgalar sık sık “muharebe”, kadim “harp” halinde yaşanıyor zaten.
Bakın, hukuk işleri nasıl garabetlere tabii.
Referandum dolayısıyla, hükümet “Yargı bağımsızlığı” derken; karşıtları “Yargı bağımsızlığı” diye bağırırken.
***
Aktaracaklarımın kaynağı tamamen “askeri hakimler”.
Hepsini bilemem ama, birçokları çifte dertliler.
Adı üstünde “bağımsız yargı, yargıç güvencesi” gibi hususlarla yaşaması gereken bu kişiler, aynı zamanda asker ve memur.
Memur ya; devletin, hükümetin elindeler…
Asker ya; üstlerinin, komutanların emrindeler.
Ve şu kritik dönemlerde bile, hu“kukla” haldeler.
Anlattıkları mesleğe özel gibi; ama nasıl sadece mesleki, nasıl sadece onlara has olabilir ki Hocam!
İşte askeri hakim subayların (“Bu sorunun düzelmesi için lütfen yazın” diyerek) aktardıklarıyla anladıklarımın harmanı:
***
***
“Hakim”i biliyorsunuz zaten.
“Mütehakkim” ise “tahakküm eden” oluyor.
Bilmez olur musunuz?
Sadece bazılarını diğerlerinden ayırıyorsunuz, o kadar.
Oysa her tahakküm eden tahakküm eder!
Belki size, belki ötekine, belki hepinize.
Hakkınıza, hukukunuza, fikrinize, ruhunuza, kişiliğinize, kimliğinize, hayatınıza, hayatiyetinize, haysiyetinize!