Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Demokrasi” diyen anında “zort”luyor!

        Başbakan sözde kafiye yapacak; “önemli olan soy” diye ucu ırkçılığa nazır buyuruyor.

        Bu ülkede en kolay söylenen laf!

        “Türklüğü ve üstünlüğü”nü başkası üstünden ispat ve ötekini aşağılama fırsatı.

        Oysa iş “soy”a geldi mi, acayip zengin ve karışık etnik tarihli ülkede kimsenin “saflık” iddia edecek durumu yok; lüzumu da yok zaten!

        Karşıtını “soy”a sürüklerken milyonlarca insanı yaralayan bir başbakan “demokrasi” dese n’olur, “açılım” yapsa n’olur…

        Bir yandan manastırda ayine izinle kendini aşarken, bir yandan hükümetinin “Dink cinayeti savunması”na geçit veren garabet olur!

        Nazilere nazire soy peşinde koşarken, soyu yüzünden öldürülmüş insanı nerdeyse bir Nazi’yle bir tutan hukuk faşizanlığı olur!

        İşte onun açtığı “soy” yoluna Melih “Kök-çek” fırladı.

        Kök avcıları! Karekök kazıcıları!

        Sözde “Annesi Ermeni olsa ne olur” deyip kanırtan, birini oradan vurmaya, kitle önüne atmaya, bir nevi linçe satmaya teşne bir tıynet.

        ***

        O yüzden belki de…

        “Dink cinayeti” için Cumhurbaşkanı, onca zaman sonra, “İhmal var” derken…

        Bir bakmışsın “ihmal”in tüm sorumluları daha büyük görevlere getirilmişler.

        Yetmemiş. İktidar onlardan polis olanlara bir de “bonus” vermek üzere. İhmalleri, hataları, yeşil ışıkları incelenirken dahi terfi edebilsinler diye.

        Kusurları varsa bile, onlar kusura bakmasın diye!

        ***

        Oy avcılığı için soy avcılığı herhalde demokrat makyajın en çirkin aksesuarlarından olmalı. Belki aksesuardan da ötedir!

        Ne ki bir sefillik de şu:

        Haklı olarak bu “soy”culukta “ırkçılık izleri” gören kimileri; şimdi bazısı Ergenekon sanığı da olan asker ve sivil şahsiyetlerin; insanların ırkını, soyunu, etnik kökenini nasıl aşağıladıklarını hiç görmedi; umursamadı.

        Bu aşağılama ve saldırıyla insanları nasıl hedef haline getirdiklerini, öldürülmesine bile vesile olduklarını bir utanç meselesi saymadı.

        O da onların “sop” ayıbı!

        Çağdaş demokraside sivil toplum şeymiş!

        Bir başbakan “Bertaraf olur” dedi mi ciddi laftır.

        Diyemez, tehdit edemez, kulak çekemez, parmak sallayamaz, yok olmak veya yok etmek üstüne, “millet iradesi”yle kılıç sallayamaz.

        Bir ayıp da bu.

        ***

        Ama TÜSİAD’a sözleri içinde doğru bir “öz” mevcut:

        “Bu ülkeyi sermayenin hegemonyasına terk etmeyeceğiz. İktidarlarla kedi köpek gibi oynamak bitti.”

        Sermayeden yalnızca TÜSİAD’ı anlaması, iktidar kankalığıyla piyasa, ihale üstünlüğü sağlayan; çalışanlarını köle gibi hegemonya altında tutan başka sermayeleri kayırması bir yana…

        Bugüne kadar başbakanların pek diyemediği doğru şu:

        Bazıları üstümüzde doğal hegemonyası var sanıyor!

        Büyük sermaye, büyük medya, büyük hoca, büyük yargı mensubu, büyük asker olarak!

        Hegemonyaları tabii oldu ama bu imtiyazlar, bu üstünlük taslamalar doğal değil.

        Aynı şey, hegemonyaya karşı çıkarken, hegemonya koşturan iktidar için de geçerli.

        Kimse bu toplumun beyi, ağası, paşası, hocası değil!

        TÜSİAD da öyle.

        12 Eylül darbesi baş destekçileri; sözde demokrasi talep ederken işyerlerinde demokratik, sosyal hakları budayanlar; medya kartel ağalığını üye yapıp böyle nasıl demokrasi olur diyemeyenler; CHP’nin 70’lerdeki nispeten en (hatta tek) sosyal demokrat haline tahammül edemeyip Ecevit’i vuranlar; “çağdaş demokraside sivil toplumun rolü” diye cevap yetiştirirken “çağdaş demokraside sendikanın rolü”nü asla ağzına almayanlar; parası kadar çok konuşmaya alışanlar önce kendileriyle yüzleşecek…

        Sonra bize sivillik ve demokrasi öğretecek.

        CHP’nin ana müttefiki de onlarsa, seveyim öyle sosyal demokratlığı!

        Diğer Yazılar