• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Sema şovu tamam, bir de mahya kuruverin

27 Ağustos 2010 Cuma, 12:33:13

Gazetelerde bir haber: Ramazan münasebetiyle Atatürk Havalimanı'nda etkinlik programı hazırlanmış, programda Mevlevî semaı da varmış. İlk sema geçen hafta yapılmış, o sırada bilet işleriyle uğraşan turistler çok etkilenmişler, hayran kalmışlar, "Aman, ne güzel şey buuu! Good, very very good! WonderfuI" demişler...
Turistten takdir alabilmek için havaalanının ortasına oldu olacak işlemeli örtülere sarılmış bir tabut koyup şöyle tumturaklısından feryad ü figan arasında bir de cenaze namazı kıldırsaydınız, mutlaka daha etkileyici olurdu! Düşünün bir kere, ölümü simgeleyen tabut, şayet bulunabilirse ağlayıcı kadınlar, koskoca sarıklı bir imam ve hüznün derinliklerine dalmış kalabalık bir cemaat... Dünya var, âhıret var, turistin mutlaka hayran kalacağı cenaze namazı figürleri var; hele etraftan yükselecek feryadlar, iç çekmeler, gizli hıçkırıklar ve nihayet ardarda tekbirler...
Toprağı bol olsun, böyle bir sahneyi kurgulamak için Fellini neler vermezdi, kimbilir?

TURİSTİK MEZE MİSÂLİ...

Haberi okuduğumda Ramazan ile Mevlevî semaı arasında ne münasebet olduğunu düşündüm ama bulamadım. Sonra, ilerki günlerde havaalanına ebru tekneleri kurulacağını okudum ve daha da şaşırdım. Ramazan, sema ve ebru!
Havaalanına semazen götürüp bilet ve bagaj koşuşturması içindeki turiste "Bakın, ne cicilerimiz var!" dercesine apar topar sema seyrettirmek, asırlar öncesinden gelen mistik bir geleneği ayağa düşürmemizin son örneğidir.
Mevlevî semaı dans yahut raks değildir, mâlûm, başka birşeydir ama bir de bugünlerin sema meraklılarına bakın:
Zenginin yenisinin cân-ı azîzi mahdumunun sünnetinde sema istiyor, davet sahibinin görgüsüzlüğü diyelim... Bazı restoranlarda çatal, bıçak ve kadeh sesleri arasında ortada birileri güya sema ediyor, mekânın sahibinin cehaletine verelim... Halıcı yahut çakma antika satıcısı, müşteri turistin gözünü boyamak için daracık dükkânına semazen getirip göz boyamaya çalışıyor; adamın para hırsı diyelim; bu işin semazen oldukları söylenenler için de ekmek parası halini aldığını düşünelim.
Peki ama, dinî bir raksı "Ramazan geldiiii!" diyerek havaalanının ortasında ne olup bittiğini anlamaktan âciz şortlu turiste seyrettirmeye kalkanlara ne diyeceğiz? Her Aralık'ta Konya'daki şeb-i arusun Mevlevî âyini öncesinde gazino havalarına bile rahmet okuturcasına hep aynı grubun ucuz pop ilâhisi konserine çevrildiği yetmezmiş gibi şimdi havaalanındaki bu kültürel çöküş teşhiri kimin fikri?

BİR DE VİNÇ GETİRİN...

Tanıyanlar, dostlarım, arkadaşlarım bilirler... Bu bahislerde hiçbir zaman aşırı fikirler taşımadım, inanan inanır, isteyen örtünür ve hiç kimse başkasının davranışı hakkında söz söyleme hakkına sahip değildir, zira bu konular kişiler ile yukarısı arasındaki bir meseledir diye düşündüm.
Ama işler dönüp dolaşıp da asırlar öncesinin mirası olan semaı eğlence vasıtası, meze yahut turistik raks haline getirmek gibi cehaletten kaynaklanan saygısız bir kültür sefaleti hâlini alınca, herşey değişiyor...
Havaalanındaki "Ramazan EtkinIikIeri"nin zannedersem tek bir eksiği kalmış: Pistin yanına vinç getirip kontrol kulesi ile vinç arasına "Have a nice trip" yani "İyi yolculuklar" yazılı mahya kurmak! Ama öyle elektrikli falan değil, eski usul kandilli mahyalar... Turistler mahyaların kuruluşuna emin olun hayran kalır, "Waaaaw! Vallahi very interesting, hakikaten amazing, billahi remarkable!" derler...

Diğer Yazıları

Gafletin böylesine pes!

  • Yayın Tarihi: 03/02/12 11:19
  • [javascript protected email address]
HABERTÜRK'te dün, Bülent Günal'ın Türk Tarih Kurumu'nda Tarih Araştırmaları Grubu Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek'in Halep'te bulduğu bazı belgeler konusunda önemli bir haberi vardı. Prof. Çiçek 1915'te tehcire tabi tutulup Suriye'ye gönderilen...
Devamını Oku

Itrî Yılı

  • Yayın Tarihi: 01/02/12 10:06
  • [javascript protected email address]
UNESCO, 2012'yi "Itrî Yılı" ilân etti. Bugün tedavülde olan yüz liralık banknotların üzerinde hayâlî bir resmi bulunan "Itrî", yahut tam adı ile "Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi" 17. yüzyılın meşhur bestecisidir. Bugüne...
Devamını Oku

Nefret tarihçiliği

  • Yayın Tarihi: 30/01/12 10:00
  • [javascript protected email address]
GEÇEN gün, TV'de tarihimizin bilinmeyen son devri hakkında yeni bir kitap çıkartmış olan "tarihçi" bir hanımefendiyi dinledim...Hanımefendi ekranda saydırıyor da saydırıyordu... 1915'den girdi, Dersim'den çıktı, Edirne olaylarına uğradı, Varlık...
Devamını Oku

Büyükelçinin küpesinin geçmişinde Yavuz değil, Asyalı dervişler vardır

  • Yayın Tarihi: 29/01/12 19:27
  • [javascript protected email address]
Tek küpeli diplomatımız olan Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu, küpesinin ilhamını Yavuz Sultan Selim'den almış olduğunu söyledi. Bu iddiaya kaynaklık eden ve Yavuz'a ait olduğu söylenen Topkapı Sarayı'ndaki meşhur küpeli tablo aslında Şah...
Devamını Oku

'El mer'u ma'â men ehabbe'

  • Yayın Tarihi: 27/01/12 10:07
  • [javascript protected email address]
YAZININ başlığında okuduğunuz Arapça ibare "Kişi sevdiği ile beraberdir" mânâsına gelir, Hazreti Muhammed'e ait bir söz, yani "hadis"tir.Bazı hadis kitaplarında ibarenin sonuna "fî yevme'l-kıyâme" kelimeleri ilâve edilir, yani hadisin tamamı "El...
Devamını Oku
Tüm Yazıları