Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İstanbul’da, mesela Tuzla’da “sel felaketi” oluyor. “Doğal felaket” ya, “doğal”, yani normal sayılıyor. Oysa “anormal arsızlık” dereleri yutmuş. Dere yataklarını değiştiren inşaatlar, dere yatağı dolduran molozlar, dere yatağına kusan arsızlar!

        Rize’de sel felaketi oluyor.

        “Tabii afet” ya, “tabii”!

        Bakan koşuyor, koşan bakıyor, “vah vah çok üzüldük 12 canımıza”. Gündoğdu bir anda Pakistan oluvermiş ama “doğal”!

        Oysa Karadeniz epeydir usanmaya başlamış.

        HES denen hidrolektrik santral furyası; kimi gizli gizli, sinsi sinsi.

        Ağaçlar kesiliyor, dere yatakları saptırılıyor, sapıttırılıyor; molozlar yatakların bağrına kusuluyor.

        Ama felaket doğal! Doğanın öfkesi ile insanın arsız doğası birbirine karışıyor.

        Kendi yurdunu yağmalayan, kendi toprağını yutan, kendi deresini kurutan, kendi sonunu hazırlayan, kendi hayatını çürüten bir arsızlık humması. Arsızlığın temel şartı; duyarsızlık, umursamazlık.

        Doğasını korumak isteyenleri hor gören; yağmanın kod adını sözde büyüme, kalkınma koyan bir küstahlık seli.

        İsyan eden doğaya karşı boynu bükük gibi duran, ama arsızlığa isyan eden insanı “Herkes aklını başına alsın” diye tehdit edebilen bir “çevre ve orman” bakan körlüğü.

        Habertürk sitesindeki bir okur yorumuyla insanlara ve doğaya başsağlığı dileyeyim:

        “Şu ana kadar bu habere 28 yorum yapılmış. FB ve GS ile ilgiliyse 400 küsur yorum var. Ne milletiz ama! Neysek oyuz. Neyi hak ediyorsak onu yaşıyoruz. Durum budur.”

        Doğal sorumsuz

        100 günü geçti…

        Karadon’da onca madenci ölümün sorumlusu olarak, müdür ile bazı yetkililer tutuklandı.

        Raporlar kurum ile taşeronu toplam yüzde 100 sorumlu bulmuştu zaten.

        Peki o sorumluların üst sorumluları ne olacak? Kurum yöneticileri, bakanlık yetkilileri, iş güvenliği müdürleri takdirname mi alacak? İlle tutuklansınlar, demiyorum.

        Ama utandıklarını, yüzde 100’ün altında kaldıklarını nasıl anlayacağız?

        “Güzel öldüler” diyebilen bakan, ölü ailelerinin kalbini göçükte bıraktıktan sonra, tutuklu ailelerine de hangi yüzle ne diyecek:

        “Güzel hapsedildiler” mi?

        Japon olun, harakiri yapın, demiyorum. Ama daha fazla sorumlu olun ve biraz utanın!

        Doğal hizmetçi

        Bedelli askerlik bir kez daha konuşma gündemine girdi. Ordunun asker ihtiyacı konuşuluyor ya…

        Burası da “hukuk devleti” ya…

        Yıllardır yürürlükte olan bir kanun da konuşulsun. Fiilen geçerli olup olmadığı; uymayanlara (bazı göstermelik vakalar dışında) ne yapıldığı; ihlalinin arızi mi olduğu yoksa sistemli mi sayılacağı:

        “Erleri hizmetçi olarak çalıştırmak.”

        Askeri Ceza Kanunu, ta 1930’dan beri, az tadilatla, 114. maddede, “Erleri hizmetçi gibi çalıştırmayı” ciddi suç sayıyor:

        “Askerlik şeref ve haysiyetine uymayan şekilde süfli hizmetlerde çalıştırmak…” 6 aya, bir seneye kadar hapislik bir suç.

        Mahkum olan yok değil ama çok değil; ama “erleri hizmetçi gibi süfli işlerde çalıştırmak” organize!

        Kimi erat buna torpil sayesinde de koşturuyor olabilir; kimi garibim ise boynu bükük.

        Sonuç değişmez ki.

        Eri, askerliğin gerektirdiği zorunlu ve belirli hizmetler dışında; gazino garsonluğundan kamp komiliğine, evdeki badanadan hanımın alışveriş poşetlerini taşıtmaya; oğlanı okula götürmekten arabanı yıkatmaya kadar çalıştırıyorsan, en azından bu suçtan şüpheli veya zanlısın!

        “Asker millet” ile “demokratik, sosyal, hukuk devleti” ordudaki “hizmetçi erat” ile “114’ü ihlal eden” sayısını merak etmiyorsa, bir suçun hesabını sormuyorsa, Cumhuriyet bu imtiyaz biçimini kazımıyorsa, nice tartışma kökten palavradır paşam!

        Diğer Yazılar