Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜNDEN itibaren ABD’nin Irak’taki muharip birlikleri bu ülkeden çekildiler. Hesaba göre tüm Amerikan birlikleri 2011 sonuna kadar çekilecekler ancak bunun tam nasıl gerçekleşeceği konusu henüz muğlaklığını koruyor. ABD’nin, güvenlik stratejisi açısından bu denli önemli gördüğü bir ülkeden ve bölgeden tümüyle çekileceğine pek ihtimal verilmiyor.

        Nitekim eğer ABD ile Irak hükümeti anlaşabilirlerse, beklenti 2011 sonrasında Irak hava sahasının Amerikan kontrolünde kalması. Bunun ötesinde ABD, Irak güvenlik güçlerini eğitmeyi sürdürecek ve hava kuvvetlerine F-16’lar satması da söz konusu. Diğer Körfez ülkelerinde de üsleriyle, donanmasıyla, diplomatlarıyla ABD’nin güçlü bir varlığı var. Özellikle İran ile süregelen sorunlar aşılmadıkça bu durumda bir değişiklik de olmayacaktır.

        Amerikalılar ile 30 küsur yıllık hesabı olan İranlılar bir konuda istediklerini elde ettiler.

        Muharip birlikler ayrılmadan önce Irak’ta hükümet kurulamadı. Tahran bunun için özellikle gayret de sarf etti. Geçenlerde bir Birleşmiş Milletler toplantısı sırasında Irak Dışişleri Bakanı Hoşyer Zebari, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile sohbet ediyormuş. Yüzündeki alaycı gülümsemesiyle Ahmedinejad, Zebari’ye şunu söylemiş: “Amerikalı dostlarına bir sor. Ağacı suladılar, budadılar, ihtimam gösterdiler. Tam meyve verecekken neden gidiyorlar?”

        Amerikan hegemonyasını emperyal bir düzene dönüştürme hamlesi olan Irak savaşı, ABD açısından büyük ölçüde bir fiyaskoyla sonuçlandı. 53 milyar dolara mal olan savaşa başlangıçta büyük destek veren Amerikan toplumunun yüzde 59’u bugün savaşın yanlış olduğunu, yüzde 72’si ise bu savaşın maliyetinin ülke açısından çok yüksek olduğunu söylüyor.

        Irak bu savaşın sonucunda korkunç bir insani ve maddi bedel ödedi. Ölü sayısı, hangi kaynağa baktığınıza bağlı olarak 120 bin ile 1.2 milyon arasında değişiyor. Bu ölümlerin hatırı sayılır bir kısmı Irak’taki düzenin yıkılması ardından çıkan iç savaşın sonucu. 2007 yılından beri önemli Sünni aşiretlerin Amerikan ordusu ile yakınlaşmaları sonucu ortalık biraz durulsa da temel siyasi sorun halledilmedikçe şiddet belli bir düzeyde sürecek.

        Temel siyasi sorun da iktidarın yeni kurulan Irak’ta nasıl dağıtılacağı. Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle Iraklı Sünniler mutlak bir iktidarı kaybettiler. Şimdi de haksızlığa uğradıklarını düşünerek yeni rejime karşı mücadele ediyorlar. Yeni hükümetin kurulamamasında Iraklı siyasetçilerin çürümüşlüğü kadar Irak ulusal kimliğinin tanımı üzerinde anlaşma olmamasının da payı var. Irak’ın Sünni komşularının Şiilerin tümünü İran etkisinde diye değerlendirmeleri ve İran’ın artan gücünden korkmalarının da bunda payı var.

        Buna bağlı olarak tüm taraflar, kendi pozisyonlarına göre, Irak’ın komşularının işlerine karışmasından şikâyet ediyorlar. İşin ilginç tarafı ülkede en etkili dış güç olarak kabul edilen İran’ın bile birtakım gelişmeleri önleme gücü olsa da kendi istediğini yaptıracak etkiyi gösterememesi.

        Amerikan birlikleri Irak’tan ayrılırken ülkenin siyasi geleceğine belirsizlik hâkim. Türkiye yedi yılın ardından farklı bir gerçeklikle karşı karşıya. Irak’ın geleceği konusunda İran ile rekabeti sürüyor. Tüm gruplarla iyi ilişkileri olmasına karşın doğal müttefiki, Türkiye’ye yaslanmak zorunda olan Kürtler. Erbil’de, Musul’da konsolosluk açılması Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kalıcılığının kabul edilmesinin bir sonucuydu. Ankara Kürtlerin Bağdat ile bağının kopmamasını, hem Kerkük’ün Kürdistan bölgesine dahil edilmemesi hem de toprak bütünlüğünün muhafazası için istiyor.

        Ancak Türkiye’nin tek başına Irak’ı toparlaması ve siyasi gelişmeleri belirlemesi söz konusu değil. Buna karşılık Türkiye’nin bölgesel hegemon olma vizyonunun gerçekçiliği de Irak’ın geleceğinde oynayabileceği rolle ölçülecek.

        Diğer Yazılar