• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Ne şehit ne gazi!

06 Eylül 2010 Pazartesi, 11:53:58

Bir ülkede devlet ile millet bir de “çok kutsal görmekte” iddialı olduklarında şaşı bakıyorsa…
Evliya Çelebi
gibi yakararak “Samimiyet ya Resulallah!”
Son İstiklal Savaşı gazilerini de tüketip otobüste yer verecek kimse kalmadıktan sonra, milenyumu zaten binlerce (genç) şehit ve gaziyle doldurduk da…
Onca insan da, kaybettiğini şehit; bedeninin parça parça kaybedeni gazi saydırabilmek için sessiz isyan içinde.
Bakmayın çok cenazenin “Şehit” diye kaldırıldığına…
Tabutta öyle yazsa, haberler öyle çıksa, vali ile komutan öyle davransa bile… “Düşman kurşunu” yoksa, “şehit” şehit sayılmıyor (kolay kolay).

***

Geçen Kastamonu’nda askeri araç devrildi, üç uzman çavuş öldü.
Bir babanın dediği gibi piknikten dönmüyor, görevden geliyorlardı;  üstelik, Dipsiz Kuyu’da yazıldığı gibi araçla ilgili şaibe vardı. O görevde, o lastiklerle kullanılmaması gerekiyordu!
Ama devletim şöyle ince hesap yapmış:
O askerler “mesai saatini tamamlamış, servis ediliyormuş.”
Ayrımın sadece bir ilke, kural ve hukuk meselesi olduğunu sanmayın. Galiba “duygusal” da!
Büyük devletim, sivil ve askeri büyükleriyle, bir yandan şehit ve gazi artışını durduramazken, bir yandan da kağıt üstünde azaltmaya çalışıyor!
Kan devri bitmiyor fakat öyle yolda, kazada ölenden tasarruf var sanki!

***

Uzman Çavuş Mevlüt için askeri tören düzenliyor devlet. Tabutuna “Şehit” yazılıyor. “Şehit” bayrağa sarılıyor. Tam defnederken aileye ikinci şok geliyor. “Allah rahmet eylesin. Şehitliğe gömemeyiz. Siz aile mezarlığına kaldırın.”
Öyle işte.
Daha önce “baskını tartışılan” Dağlıca’da devlet nezdinde “hakiki şehit” Selçuk Uzman Çavuş’a yapılanı yazmıştım. Şehitti ama, kerhen bir madalya tutuşturulunca aileye, o madalya aynen iade edildi!

***

Rafet Keleş de Ergani’de jandarma komando idi.
“Aylarca dağda yattım, çok operasyona katıldım ama kurşun beni terhisime 50 gün kala, bir uzman çavuş silahından çıkıp buldu. Sakat kaldım.
5434 sayılı kanunla vazife malulü sayıldım ama operasyonda terörist kurşunu yemediğim, mayına basıp sakat kalmadığım içinTerörle Mücadele Kanunu’ndan yararlanamadım.
Devlet şehit veya gazi saymadığı için iş bulma, tazminat, ev kredisi, toplanan yardımlardan pay gibi maddi; nişan, berat, madalya, şerit, rozet gibi manevi değeri olanlardan yararlanamıyoruz.
Terörist kurşunu yiyip mayına bassam şanslıydım yani!
AKP’nin
‘Evet derseniz Gazilere özel ayrıcalık” afişini gördüm.
TBMM AKP Grubu’nu aradım. Kimsenin haberi yoktu. Milli Savunma’da bir uzmana yönlendirdiler. O da ayrımdan rahatsızlığını söyledi. Güzel bir dille izah etti ki, hiçbir çalışma yoktu.
AKP İl Başkanlığı’na sordum. Dediler ki,
‘operasyon harici sakat kalanın da dava hakkı olacak’. Bu hak zaten var. Ama avukat tutmayı bırakın, kredi kartı ödeyecek param yok.
8 yıldır şehit ve gazi aileleri için özel bir şey yapılmadı, şimdi özel ayrıcalık vaat ediyorlar.
Madem bir sürü suçluya, borçluya af çıkarılabildi, hadi şehit ve gazi aileleri borçları da affedilsin ya da ödeme kolaylığı sağlansın!
Çok mu yük getirir? Peki hayatını, organını, umudunu kaybetmenin maliyeti ne Umur Bey? Lütfen bizim gibilere ses olun. Sizinle daha gün çıkabilir sesimiz.
Bugün 1 Eylül. Vazife Malulü aylığımı aldım. Kredilere kesilen borçlardan sonra 150 liram kaldı. Önümde bayram ve 29 koca gün. 4 yaşında oğlum var. 4 gün önce doğum gününde sizce hediye alabilmiş miyimdir?”

***

Sonra şehitlerimiiiz, gazilerimiiiz, bayrağımııız!
“Eğitim zayiatı”
denen, “kazada öldü, kazara öldü” denen çocuklar sanki geride acı, evlat, eş, aile ve genellikle ona umut bağlamış bir yoksulluk bırakmadılar!

Diğer Yazıları

Katliamları da onlar yaptı!

  • Yayın Tarihi: 08/02/12 13:01
  • [javascript protected email address]
Başbakan'ın "Dindar nesil" alternatifi diye, "Tinerci, isyankâr gençlik mi istiyorsunuz" demesi, öteki çocuklar bir yana, "tinerci çocuk" için de acımasız!Nasıl "dindar, muhafazakâr" olmayan tüm çocuklar "tinerci" olmadıysa; bu çocuklar "dindar,...
Devamını Oku

Bahçemiz, Çarşımız… Bobomuz, Yobomuz!

  • Yayın Tarihi: 07/02/12 11:52
  • [javascript protected email address]
Fenerbahçemize zor zamanda bol moral verdiğimiz için memnunuz.Davetimiz üzerine seyircimizi de götürmüşüz ama yangınımızı çıkarmışız, koltuğumuzu sökmüşüz.Söz vermişiz, bundan böyle sadece takımımızı seyirci yapacakmışız.Maçımızı centilmence oynamışız;...
Devamını Oku

Haklanan halklar!

  • Yayın Tarihi: 06/02/12 10:23
  • [javascript protected email address]
Halklar bir kez daha "İmitasyon Soğuk Savaş"ın sıcak hevesleri içinde boğuluyor. İyi kalpli ABD ve kankaları... İyi kalpli Rusya ve Çin! "Tarihin kaçınılmaz seyri"nden "Tarihin sonu" palavrasına kadar umut pompalanmıştı... Şimdi artık aşırı "ideolojik"...
Devamını Oku

Katliam, katliamdır!

  • Yayın Tarihi: 05/02/12 11:43
  • [javascript protected email address]
Suriye artık sadece "kendi halkını katleden" bir bomba olmaktan çıkıyor... Adım adım "Bölgesel bir Müslüman iç savaşı" modeli olarak kanla büyüyor. Giderek daha fazla oranda; "Devlet şiddeti, Esad katliamı"nın adı "Alevi" olarak...
Devamını Oku

Bırakın nesil dağınık kalsın!

  • Yayın Tarihi: 04/02/12 12:31
  • [javascript protected email address]
Hiçbir şey yetiştirmeyin. Nesil filan yetiştirmeye hiç kalkmayın. Bugün siz, yarın başkası; sadece hak, hukuk, özgürlük, imkân adalet sağlamaya uğraşsın... Herkes kendini kendi aklında ve vicdanında yetiştirsin! Belirli zamanda çocukların, gençlerin...
Devamını Oku
Tüm Yazıları