İMKB 65.000'in altında, yönetimini 'kör havuz' kararından dolayı kutluyorum
Aylardır yazıyorum; YAPMAYIN diyorum! Yapıyorlar, bana değil, ülkeye yapıyorlar...
Gazeteler manşet atıyor: "...çıkan para Rus borsasına gidiyor"... Ama altını dolduramıyorlar; NEDEN!
Değerli dostlar, "IMF baskısına direnip", içeriden-dışarıdan "anlaş" baskılarına boyun eğmeyen hükümet, İMKB yönetiminin "yabancılar istiyor" tezi eşliğinde Cumhuriyet tarihinin en büyük hatasının yapılmasına fırsat verdi, sessiz kaldı ve ortaya "gördüğü yerden" % 10 üstünde satılan bir İMKB gerçeği çıktı...
Peki daha neler olabilir?
İnanın "sistem böyle kaldıkça" her şey ama her şey olabilir...
Nasıl mı? Örneklemeye çalışayım: Sermaye ve para piyasalarında başlayan "spekülatif ataklar" ana dengeleri bozmuş, altmış bin üstünden yirmi binlere kadar satılan İMKB'den çıkan para "dolara" yönelmiş, faizler kontrolden çıkmış ve Türkiye 2001 'lere geri dönmüş...
Daha yazayım mı? Sonrasında ne olmuş; siyasi otorite en ağır darbeyi almış, hükümet ve devlet kimseye "one minute" diyemez hale gelmiş ve en önemlisi "yerleşik düzen" yeniden ortaya dökülmüş...
Olur mu? OLUR hatta fazlası bile olur! İMKB yönetimi "şeffalığı kısıtlama", yabancıları "görünmez yapmakta" ısrar ederse sistem çökebilir, 10 yılda oturttuğumuz "denge denklemi", bir anda "koas denklemine" dönüşüverir, aynen
2001'de olduğu gibi...
Sonuç:Türkiye'nin 2007 sonrasında yarattığı FARK ve denge durumu, "artan şeffalığa" dayanıyor ve Türkiye'de "her şeyin bilinebilir, teknik detayların görülebilir" olması yatırımcıya güven verirken, kirli tezgâhların da önüne geçiliyor...
Son söz: Defalarca uyardım! Şimdi sonuçlarını görüyoruz, daha da göreceğiz! İMKB yönetimi Türkiye'nin "istikrarına", hükümetin "ekonomik-finansal" başarısına dinamit koyuyor! Neden yapıyorlar anlayamıyorum, en çok anlayamadığım detay da hükümetin neden buna engel olmadığında yatıyor! Hükümeti korumak-uyarmak da bana düşmez ama dediklerini yaparlar ve "ülkeyi 2001 gibi saldırıya açık" hale getirirlerse; kaybeden sadece
siyasiler değil, bu ülkenin halkı olacak... Bir vatandaş olarak; 2001 gibi "ülkenin kanını emenlerin" siyasi-askeri-ekonomik-sosyal dinamiklere hâkim olduğu bir Türkiye asla ama asla istemiyorum...
Not: İMKB yönetimi "hatasını göremiyor"! SPK ve siyasi otorite olaya el koymalı! Türkiye'nin çıkarı için!
'Anadolu Kaplanları'nı yok edenler, edilmesine seyirci kalanlar!
Başbakan Erdoğan'ın da işaret ettiği "Anadolu sermayesi" nedir, birlikte tarif edelim! Kimi köşe yazarlarına göre "kendine yakın olan" sermaye! Asla bu tarife katılıyorum!
Doğru tarif edebilmek için bir soru daha soralım: Nedir "Anadolu-Trakya" olarak adlandırabileceğimiz "küçük ve orta" ölçekli sermaye?
Hemen arz edeyim: 'İstanbul surları içinde' yerleşik olmayan, surlar içinde temsil edilemeyen, haklarını çok net olarak bilmeyen, yapılan bütün global anlaşmalarda araya sıkışan, İstanbul sermayesi dediğimiz grup ile menfaatleri ve çıkarları özellikle AB pazarında örtüşen ve nasıl bir oyun oynandığını bilmediği için kendini asla koruyamayan grup...
Daha mı açık yazayım: Bu "sınıfı" şöyle tarif edebiliriz; Türkiye ile ilgili her alınan kararda, TÜSİAD gibi örgütler, hükümetlerin başında boza pişirip istediklerini alırken, dikkate bile alınmayan "topluluk"... Bir bakıma aslında gerçek halk!
Sakın sanmayın ki; sadece bugün böyle! Osmanlı'da da böyleydi! Türkiye'de her zaman "parayı veren" düdüğü çaldı!
Ya Osmanlı? Çok mu farklıydı! Osmanlı'nın imzaladığı 1839 Baltalimanı Anlaşması sonrası tasfiye edilenlere hiç ekonomik veriler ile baktınız mı! Bakın ve şunları görmeye çalışın; İngiliz sermayesi ve Osmanlı içindeki "uzantıları", ithal İngiliz malları eşliğinde "piyasayı" ele geçirip, üretimi "yok ederken"; orta ve küçük ölçekli "sermeye" tasfiye edildi!
Sonuç: Yukarıdaki "döngüyü" daha önce de tarif ettim ve asla "ne işe yaradığını anlayamadığım TOBB ile ilgili çok önemli soruları" gündeme getirdim! Şimdi "büyük" olarak düşünülen bana göre bir bölümü "yerleşik" olan sermayenin "yeniden eski günlerine dönme" özlemini gördükçe soruyorum: Küçükleri "kimler" neden istemiyor!
Son söz: Türkiye'de "orta ve küçük ölçekli" sermaye gözünü açmaz ve Avrupa Birliği, küresel sermaye gibi etkiler ile Ankaraİstanbul hattında atılan imzaların rüzgârına kendini bırakmaya devam ederse, çok yakında hepsi TÜSİAD ve TOBB'un tepe yöneticilerinin şirketlerinde "hizmet veren" olarak çalışmaya başlayacaklar! Aç gözünü ANADOLU sermayesi! AB gibi boş balonların peşinde "seni yok etmek" isteyenlere karşı hakkını-hukukunu koru!
Not: Yukarıdaki konu çok ama çok önemli! Defalarca sorgulanması için yol açmaya çalıştım, açmaya da devam edeceğim! Böyle saçma bir sistem ve "her şeyini yabancılara endekslemiş" bir "BURJUVAZi" bozması olamaz! Ve en kötüsü TÜSİAD çizgisinde olmaması gereken, halkını kollaması gereken TOBB da aynı çizgide!