ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
17 Ocak 2011 Pazartesi, 13:42:55 Güncelleme:13:42:55

Çıkmaz sokaklarda koştururken…

Katı olan her şey buharlaşıyor” başlıklı (harika) kitabın (Ayrıntı Yay.) yazarı Marshall Berman’ın daha eski bir kitabının yeni baskısı Türkçe de çıktı:

Özgünlüğün Politikası” (Sel Yay.).

Berman, bir zamanlar “Yeni Sol”un “demokratik kapitalizmden şikayeti”ni şöyle özetliyor:

Demokratik kapitalizm her bireyi; bireysel duygularını, ihtiyaçlarını, fikirlerini, enerjisini ifade etmesini engelleyen rekabetçi ve agresif çıkmazlara sürükler.”

Bahsedilen dönem 60’lar; meşhur adıyla 68.

Bu cümle şimdi, “Yeni Kapitalizm” safhasında; “sosyal paylaşım ağları” gibi bir düzeltme istiyor elbette:

Mailler, bloglar, yazılara ve haberlere yorumlar, facebook, twitter ve diğerleri.

Hepsi “ifade etme” imkanı tanıyan kanallar.

Değil mi?

 

***

 

O kadar değil.

Bence o tespit hala geçerli.

O sıkışma, o ifade engellemesi hala geçerli.

Yeni ifade kanallarında genellikle başka adla, ama de ki kendi açık adıyla kendini ifade edebilenlerin, eleştirisini, itirazını, hatta isyanını dile getirebilenlerin çoğu “esas sosyal ortamları”nda aynı baskı altında.

Esas sosyal ortam, yani işyeri.

Kamu ya da özel; sivil veya askeri.

Hiyerarşinin en temel kurumu.

Baskının, sıkışmanın, köleleşmenin, aşağıda olduğunu bilmenin, aşağılanmanın, itiraz edememenin en güçlü surlara sahip kalesi.

Örgütlü, toplu itirazın yerini “bireyler”in aldığı ve bireylerin birer birer birey birey ufalandığı merkezler.

 

***

 

Sadece ilkel işyerleri değil; esas, en modern görünenler.

Tabiri caizse, demokrasi veya cumhuriyet, ille de hukuk lafnın dilden düşmediği mahaller.

Teknoloji, bilişim, iletişim, yönetişim vesaire…

En ileri bina, mekan, ortam, araç, cihaz, iş örgütlenmesi… her tür şık aksesuar…

Bir yandan da müthiş cilalarıyla, diplomalarıyla, tertemiz kılıklarıyla, sivilleri yahut üniformalarıyla, masada veya kasada, dört duvar arasında yahut sokak sokak “Yeni Dickens çocukları.”

 

***

 

Banka mesela, başlı başına bir derya.

En ileri teknoloji, eğitim ve de hızın ortasında; “rekabetçi ve agresif çıkmazlar” kulvarı.

Bireysel duyguları, ihtiyaçları, fikirleri, enerjiyi; bunların ifadesini ve elbette itirazını, eleştirisini, direncini engelleyen, yok eden, silen, sindiren “Yeni demokratik kapitalizm” şubesi.

Bilmiyorum…

Kayseri’de, bir banka veznesinde, her gün elinden onca para geçerken, kendi bankasından yüksek kredi aldığı ve ödemekte zorlandığı söylenen ve canına kıyan Hasibe Duru nelerle dolmuş, nelerle taşmış, nelerle bitmişti.

Belki yukarıda yazdıklarım değildir; belki öyledir.

Ama bir veznedarın…

Kendi bankasından kredi alıp…

Ödeyememe kriziyle…

İntihar etmesine…

Kapitalizmin köklü eleştirisi”nin en babaları herhalde “yabancılaşmanın dik alası” derdi.

Yabancılaşma”nın kökten kardeşi de “köleleşme” olageldi hep.

İnsanlığına, üretimine, işine, emeğine yabancılaşmanın kökünde hep köleleşme bulunduğu için.

Varlığını eğip büken, kısıtlayan güçler”in altında, “birey” kendi benliğinle, ifade çıkmazıyla, direnci düşerek zayıflar, zayıflar… bir kölenin isyansızlığına, bir kulun itirazsızlığına, bilemedin, bir rehinenin kurtuluş hülyasına kadar zayıf düşer.

Bilmiyorum; bankacı Hasibe Duru tam hangi noktada koptu kendinden.

Bildiğim; yabancılaşma, köleleşme sonucu ruhu yok edilen insan sayısının çok fazla olduğu.

Beden ayakta kalsa da, kimi zaman bireyin ölen ruhu her gün bir cenaze gibi kaldırılıyor bu çıkmaz sokaklardan!

Yoksa, statlardan bloglara kadar; “sosyal paylaşım ortamları”nda insanlar protesto ediyor çok şeyi. Sonra işyerine dönünce, o hiyerarşinin altına yalnız bir birey olarak girince…

Rekabetçi ve agresif bir mengene üstlerine yürüyor!

Ruhun esas çıkmaz sokağı o zaten!

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Pazar17 MPH32°
Güneşli