Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Anlayamadığım şu:

        Protesto ayıp değildir ki!

        Bir başbakan protesto edilebilir.

        Elbet o haklı, hakkaniyetli bulmayabilir; ama edilir.

        Hele statta.

        Stat dediğin, seyircinin, hele bizim taraftarların sık sık öteki takımları, hele bizde, sık sık kendi takımı protesto ettiği, eh yenisinde de edeceği arena.

        Adına Arena demişsin, parayı veren telefon düdüğü çalmış; sonra konuşma, bağırma, kızma, karşı çıkma, protesto etme.

        Arena dediğin sadece hükümdar ile Aslan değil aslanım; köleler var, gladyatörler var, ölen var, kalan var, çıldıran, isyan eden, ezilen var.

        Yoksa…

        Ali Sami Yen hangi başbakanın katkısıyla yapılmıştı, hatırlayan var mı?

        Bu kulübü kuranları tam tekmil hatırlayan var mı?

        Cebinden harçlığını koyup bir liseden Türkiyeli bir sevda doğuranları anan var mı?

        Ayıp olan, başbakanların, başkanların protesto edilmesi değil; “milletin sevdası ve parası”yla yapılanların milletin başına kakılmasıdır.

        Ayıp olan, “Avrupa şampiyonu”nun başkanının, güç karşısında sürünmesi, kibarlıktan değil korkudan stadı terketmesidir.

        Diyebilirsiniz ki, seyircinin yaptığı vefasızlık.

        Olabilir.

        Belki öyledir.

        Peki vefayı nereden, kimden başlatacağız?

        O lisenin sınıflarına kadar mı gideceğiz; Çanakkale’de ölenleri mi ziyaret edeceğiz, kulübün çoğu ismi vefasızca kovaladığı o muhteşem kadroya mı yanacağız?

        İşadamı başkanların, ihtiraslarını, arsızlıklarını halk kulüplerinin boynuna birer tasma gibi geçirdiği bir “piyasa”da vefa ne!

        Fenerbahçe tribününde tak şak yapan bir muhtıracının askeri ihale cemaati…

        Galatasaray stadında her devir iş bağlayan, her iktidara yaltaklanan işadamları.

        Açılışta öyle protesto belki ayıptır.

        Ama asıl ayıp, milyonlarca insanın en sorgusuz, en kör sadakatini, asırlık kulüplerin kan ter içindeki tarihlerini cebine atıp ihalecilik, borsacılık, inşaatçılık, şöhretçilik, yalakalık sahnelerinden inmeyen; bir güç karşısında iki büklüm olarak o tarihleri yerlerde süründüren ama sıradan insanlara despotluk taslayan, paralarıyla borçlandırdıkları kulüpleri rehin alan başkanların halidir.

        Asıl ayıp, o ya da bu güç karşısında sporun özgünlüğünü de, basının özgürlüğünü de çiğneyip hakikatini kaybeden, kıblesini şaşıran tükenmiş medya halsizliğidir.

        Protestodan korkmayın.

        Provoke bile edilmiş olabilir.

        Asıl korkulacak şey, karaktersizliktir.

        Asıl korkulacak, bugün sana biat ettiğini düşündüklerinin bir güce yanaşma, yapışma, alışma, yavşama kabiliyetleridir.

        Nasıl oluyorsa…

        Bir büyük kulübün en has yöneticilerinden biri…

        Hem darbeci, muhtıracı generallerin kankası…

        Hem iktidarın yalakası olabiliyor!

        Bir kulübün sarı lacivert yüz yıllık hatırasını, milyonlarca merhum veya mazlum taraftarın sevgisini sermaye yapıp daha fazla servete tahvil edebiliyor.

        Bu ülkenin ordusu denen kurum, sanki generaller patrondur; milletin parasını bunlara saçıyor.

        Asıl ayıp budur.

        Asıl facia…

        Siz aklınızca o yana bu yana diye saflaşırken; bu para, piyasa, güç, kudret, tahakküm mahfilleri peşinde toplaşarak kafayı sıyırıp saflaşmanızdır.

        İster sarıııı… kırmızııı…

        İster sarıııı… laciveeert…

        İster siyaaah… beyaaaz…

        Kendinizi en büyük zannederken; renge, aşka, sevdaya tahakküm eden istismar ağalarını büyütmenizdir!

        Yoksa, vefasızlık derseniz…

        Çok geriden başlarız!

        Çok daha mütevazı; mağrur değil ama vakur insanlardan.

        Diğer Yazılar