Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİZLER kendi içimize o kadar kapandık ki; ülkemizin en büyük, en güçlü olduğu propagandasına kendimizi öyle inandırdık ki; kasabasındaki dükkânından çıkıp büyük işadamlığına hızlı geçiş yapan insanları büyük işadamı olarak algılamaya o kadar hızlı başladık ki; kendimize kurduğumuz bu Alis harikalar dünyasındaki fanteziye benzer fanteziye öyle bir kaptırdık ki dünyada olan çok önemli bir gelişmeyi atlıyoruz.

        Yeni moda, Batı’yı kafalardan silmek ve Doğu’yu yüceltmek olduğundan, Batı hep kötülüklerin kaynağı olarak anlatıldığından, aynı Batı’da dünyanın geleceğini kuracak yeni bir oluşumun şekillendiğini maalesef göremiyoruz.

        O Batı’da son yıllarda çok büyük bir servetin el değiştirmesi yaşanıyor. Kriz döneminde hızlandı bu el değiştirme süreci. F.Scott Fitzgerald’ın, “Onlar bizlerden her konuda çok farklıdır” diye tanımladığı zenginler, eskiden “paraya doğarlardı”, yani babalarından kalan servete sahip olurlardı. Şimdi ise servetin el değiştirmesi sürecinde zengin olarak ortaya çıkan sınıfta insanların çoğu çalışarak büyük paralar kazanıyorlar.

        GLOBAL ELİT BÖYLE İŞTE

        Onlar çalışıyorlar, üretiyorlar, büyük paralarla oynuyorlar ve büyük fikirleri de var. Hepsi de dünyada olan bitenle alakalılar, içlerine kapalı değiller, dünyada her ülkede kendileri gibi olan insanlarla iletişim içindeler, milliyetçi değiller. Onlar için fikirler, yaratıcılık ve sınıfsal dayanışma çok daha önemli.

        Bu yeni elitler veya yeni yönetici sınıf, bu yüzden aynı zamanda son derece global de.

        Yeni yönetici sınıf siyasi bir varlık değil, onlar boş vakitlerinde bile cep telefonlarıyla, tabletleriyle sürekli çalışan, üreten ve yaratıcı fikirler ortaya koyan yeni bir elit sınıf.

        Bir özellikleri de hepsinin son derece yardımsever olmaları. Devlete vergi vermek yerine o paralarla vakıflar kurup sosyal anlamı olan işlere para yatırmak hoşlarına gidiyor, bu da global bir fenomen.

        Türkiye’nin artık ilgilenmek istemediği Batı’da birçok ülkede bu yeni elitlerden var ve birbirleriyle bağlantı halindeler.

        Ben en iyi bildiğim New York’tan bir örnek vereyim: Manhattan adasının eski parayı barındıran batı yakasının aksine doğu yakasında, yeni paranın insanlarını her gece restoranlarda, barlarda birbirleriyle sohbet ederken görmeniz mümkün. Hepsi genç yaşlarda büyük paralar kazanmış ama sosyal bilinçleri de olan yaratıcı zenginler.

        Hepimizin bildiği bir örnek vermek istiyorum. Bu yeni elitlerden biri Bill Gates, diğeri de Steve Jobs’tur. Bunlar çok meşhur olanları, ama şimdi dünyanın geleceğini kurmakta olan onlar gibi yaratıcı çok genç insan var.

        YENİ ELİT KÜLTÜRÜ

        Bu yeni elitin etkilerinden kaçınmak mümkün değil. Bizler en azından onların ürettiği yeni teknolojiler kullanmak zorunda kalacağız.

        Ama bir şey daha var; bunlar yepyeni bir kültür yaratıyorlar, yepyeni bir çalışma etiği, yaşam ahlakı oluşuyor dünyada. Bütün bunlar Batı âleminde oluyor. Doğu henüz bunları ya anlayamıyor ya da hiç bilgisi yok bu konularda. Türkiye yeni servetini ve yeni işadamını avamın içine yerleştirerek ve ufkunu Doğu’yla sınırlı tutarak Batı’dan gelecek bu güçlü dalga karşısında durabileceğini, direnebileceğini sanıyorsa çok yanılıyor.

        Türkiye’de kendini elit sanan yeni kesim dünyadan kopuyor, kendi içinde kapalı yaşıyor, onlar avam dünyalarında çok memnunlar.

        Gençlerimizde bu yeni elitle global bağlantı kurabilecek potansiyel var ama avamın iktidarıyla ve gündelik yaşam kalitesizliğimizle bu gençleri de, yani potansiyel elitimizi de canından bezdiriyoruz. İsteyen ufkunu Doğu’ya çevirebilir, ama ben önemli değişimin yine Batı’dan geleceğini ve geleceğin Batı tarafından kurulacağını düşünüyorum. Ve o gelişmenin dinamiğini sürekli izleyip aktarmaya çalışacağım. En azından Doğu ideolojik takıntısında olmayan insanlara bir yardımım olsun istiyorum.

        ŞEHİRLİ OLMAK

        NEW York’un Jets adlı bir Amerikan futbolu takımı vardır. Bu yıl harikalar yaratıyorlar. Adım adım şampiyon olmaya gidiyorlar. Şehrin iki önde gelen tabloid gazetesi, hemen her gün Jets birinci sayfasıyla çıkıyorlar.

        Şehirde bir gelenek vardır. Empire State binasının tepesi, günün anlam ve önemine göre renklendirilir. Örneğin, bir ulusal bayramda bina Amerikan bayrağı rengine bürünür. Deplasmandaki son maçından sonra binanın tepesi Jets takımının rengi olan yeşil-beyaz renklere bürünmüş.

        Takım deplasmandan dönerken antrenörü, uçağın kaptanından bir ricada bulunmuş, kaptan da bunu kuleye iletmiş. “Oyuncular binanın ışıklarını görmek istiyorlar, acaba rotamızı değiştirip bizi yakınından geçirebilir misiniz” demiş. Kule de işin üzerinde çalışıp rotayı açmış ve bir süre sonra telsizden uçaktaki oyuncuların tezahüratları yükselmiş.

        New York Post Gazetesi, bu şık olayı manşet yaptı ve ben de kendisini ıslıklayan futbol seyircisine kızan Başbakan’dan ve kendi seyircisi hakkında cadı avı başlatan takım başkanından ve tüm avamlıklardan bıkmış bir insan olarak New York’u tekrar çok özledim ve çok kıskandım.

        O güzel duyguları orada bir Jets taraftarı olarak bir barda kutlarken, o gazeteyi okumuş olmak isterdim.

        Burada bazen içim çok sıkılıyor.

        Diğer Yazılar