ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
22 Ocak 2011 Cumartesi, 08:39:59 Güncelleme:08:39:59

Büyükada Barınağı için sarsıcı iddia

Hasdal Hayvan Barınağı’nın ardından Büyükada Barınağı için de korkunç iddialar ortaya atıldı. Hayvanlara son kullanma tarihi geçmiş makarna yedirildiği, yaralı köpeklerin ölüme terk edildiği, telef olanların çöpe atıldığı öne sürülüyor...

BİLİYORSUNUZ... Bir grup hayvanseverin Hasdal Hayvan Barınağı’yla ilgili iddiaları, geçtiğimiz haftaya damgasını vurmuştu. Let’s Adopt adlı grup, ziyarete gittikleri barınakta dehşet veren görüntülerle karşılaştıklarını öne sürmüştü. Yaralı hayvanların kanlar içinde bırakıldığını, ölüme terk edildiğini, köpeklerin pislik içinde yaşadığını, aç kaldığını söyleyen hayvanseverlerin barınakta çektiklerini iddia ettikleri görüntüler de insanın kanını donduruyordu. İşte bu çarpıcı açıklamalar ve fotoğraflar, toplumda infiale neden olmuştu.

EYLEM YAPACAKLAR
Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde konu uzun uzun tartışıldı, tepki grupları oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi her ne kadar barınaklardaki köpeklere çok iyi bakıldığını, kötü muamelenin söz konusu olmadığını söylese de hayvanseverler geri adım atmadı, iddialarını sürdürdü.
Hatta 23 Ocak Pazar günü, barınaklara dikkat çekmek amacıyla protesto gösterisi yapmaya karar verildi. Yine bildiğiniz üzere bu gelişmeyi de sizlere duyurmuştuk.
Hasdal’daki barınakla ilgili tartışmalar sürerken dün, Acil Şikayet Hattı’na bir başka barınakla ilgili sarsıcı bir mesaj daha geldi. Bu kez şikayetlerin adresi Büyükada’ydı. Ada’da yaşayan psikolog okuyucumuz, barınakta gördüğü akıl almaz manzaraları bakın nasıl anlatıyordu...

TÜYLER ÜRPERTEN İDDİA
“Geçtiğimiz hafta, bahçemde bir köpek doğum yaptı. Ben de yavruları alıp Büyükada Hayvan Barınağı’na götürdüm. Ertesi gün, yavrulara bakmak için barınağa gittiğimde yavrulardan ikisinin öldüğünü söylediler. Üstüne üstlük telef olan yavruları çöpe attıklarını itiraf ettiler.
Barınakta karşılaştığım tablo insanlığa sığmayacak kadar vahimdi. Yaklaşık 400 hayvanın kaldığı barınakta sadece bir görevli var. Hayvanlara, son kullanma tarihi hayli geçmiş makarnalar yediriliyor. Hayvanlar perişan bir halde. Ölüme terk edilmişler. Köpeklerin çoğu hasta. Bazılarının ağızlarında kurtçuklar vardı. Sözde burada yaralı hayvanlar tedavi ediliyor. Ama ne tedavi!
Hayvanlar son derece kötü şartlarda ameliyat edilip steril olmayan buz gibi ıslak ve pis odalara üçer dörder atılıyor. Narkozdan çıkarken hayvanlar o ıslak yerlerden kayıp yerlere düşüyor, dikişleri patlıyor bir de acıdan birbirlerini parçalıyorlar. Ölen ölüyor çöplere gidiyor ölmeyen mikrop kapmış yaralarıyla bayat, küflü, kurumuş ekmeklere karıştırılmış kuru mamalara talim ettiriliyor.
Sokakta yaşayan, aç kalan hayvanların barınaklara alınmasını istiyoruz ama barınakların durumu da içler acısı bir halde. Artık yerel yönetimler bu soruna ciddi bir şekilde eğilse de bu insanlık ayıbına bir son verse... Her şeye para bulunuyor da bu zavallı hayvanlara gelince bütçenin yetersizliğinden söz ediliyor. Bu tamamen bahane! Belediyeler istedikten sonra hayvanlara pekâlâ da çok iyi şartlarda bakılabilir. Ama nerede bizde o duyarlılık!”

Hastalar, curcunanın orta yerinde kalıyor

KENTİN her noktasında trafik karmaşası yaşanıyor ama bazı yerler var ki curcuna zıvanadan çıkmış durumda. Özellikle de hastane önlerinde... Geçtiğimiz günlerde, Fulya, Fatih, Kartal gibi bölgelerde, hastane önlerinde yaşanan keşmekeşi çarpıcı fotoğraflar eşliğinde dile getirmiştik. Acil servislerin önündeki minibüs ve taksi işgalini göstermiştik.

DÜZENİ SAĞLAYIN
Benzer bir şikayet de Bağcılar’dan geldi... Acil Şikayet Hattı’na başvuran böge halkı, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hemen önünde kaosun hiç eksik olmadığını söyledi. Tabii bu sorunu gündeme taşımak da farz oldu. İşte çevre sakinlerinin kaleminden tüm detaylar... “Hastane önünde kimin nereden geldiği, nereye gittiği hiç belli olmuyor. Bir yandan minibüsler bekliyor, yol daralıyor. Diğer yandan ara sokaktan araçlar kontrolsüz bir şekilde ana caddeye çıkıyor. Yayalar deseniz bu hengamenin ortasında sıkışıp kalıyor, nereden geçeceğini şaşırıyor. Burası bölgenin en büyük hastanelerinden biri... Dolayısıyla da çok yoğun... Hastalar kendi dertleriyle mi uğraşsın, trafikle mi? Trafik karmaşası yüzünden hastaneye girip çıkmak eziyetle eşdeğer. Şuraya bir çare düşünülse! Hiç değilse trafik ekipleri düzeni sağlasa ne olur!”

Bir zahmet demirleri kaldırımdan kaldırın

SÖZ Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden açılmışken hastane çevresindeki bir başka soruna daha değinmeden geçmeyelim istedik. Zira, hastanenin etrafında, yani Güngören Caddesi üzerinde, hastaneye yaya olarak gidenleri bekleyen büyük bir tehlike var. Aslında tuzak desek daha doğru olacak.

DEMİRLER BIRAKILDI
 Zira kaldırımın üzerinde bırakılan demir çubuklar, yayaların güvenliğini tehdit ediyor. Peki bu demir çubukların kaldırımda ne işi var? Cevabı basit... Yaya yolları yenilenirken aydınlatma direkleri kaldırılmış ama demir çubukları sökmek kimsenin aklına gelmemiş. Kaldırım boyunca, 5-6 yerde bu çubuklardan bırakılmış. Hastaneye giden vatandaşların ayağı bu demirlere takılsa, düşüp yaralanmaları işten bile değil. Zaten çevre sakinlerinin söylediğine bakılırsa bu demirlere takılıp düşenlerin haddi hesabı da yok.

GEÇ GEÇEBİLİRSEN
 Anlayacağınız, zaten daracık olan kaldırımlarda yürümek zor mu zor... Artık belediye mi ilgilenir yoksa BEDAŞ mı bilinmez ama birilerinin ivedilikle harekete geçip bu demirleri kaldırması şart. Yoksa birinin canı fena halde yanacak.

Kentin yıllardır kanayan yarası olan banliyö trenleri nihayet yenileniyor. Artık yolcular modern ve güvenli vagonlarda seyahat ediyor

Geç oldu ama çok güzel oldu

HEP olumsuz tablolardan, vatandaşı bekleyen tehlikelerden bahsedecek değiliz ya! Bu kez de güzel ve umut veren bir gelişmeyi sayfalarımıza taşıyalım istedik. Malumunuz... Kentteki banliyö trenlerinin hali içler acısıydı. İstanbullular çok uzun yıllar boyunca trenlerden şikayet etti. Vagonlar, kelimenin tam anlamıyla bakımsızlıktan dökülüyordu. Koltuklar paramparçaydı. Çoğu vagonda kapı bile kalmamıştı. Bunu da geçtik, trenlerdeki en büyük sıkıntı güvenlik zafiyetiydi.

KOLLARI SIVADILAR
Ne idüğü belirsiz tiplerin doluştuğu trenlere binmek cesaret istiyordu. Öyle ya trenlerde az mı olay yaşandı? Bıçaklamalar, gasp, tinerci saldırıları, vs. vs... İşte tüm bu nedenlerden dolayı İstanbullular banliyö treniyle yolculuk yapmaktan korkar olmuştu. Sonunda Demiryolları, bu gidişe ‘dur’ demek için sıvadı kolları... Vagonlar yenileniyor, güvenlik önlemleri alınıyor, İstanbullular da gönül rahatlığıyla trenle yolculuk yapmanın keyfini çıkarıyor. Kısa bir süre öncesine kadar ‘Trenlerde yolculuk yapamıyoruz’ diye isyan eden vatandaşlar, şimdi Acil Şikayet Hattı’na, ‘Bu yenilik çok güzel oldu’ mesajları bırakıyor. Biz de yetkililere demiryolunda yaptıkları bu köklü değişim için teşekkür ediyoruz ama şunu da söylemeden geçemiyoruz: Şu yenileme projesini daha önce hayata geçirseydiniz de karayolu ulaşımındaki yükü biraz olsun hafifletseydiniz ne olurdu?

Bu trafik keşmekeşinde gel de TIR’latma!

KAMYON terörü hız kesmeden devam ediyor. Tabii kamyoncularla ilgili şikayetler de... Yollarda aşırı süratle ilerledikleri, kuralları altüst ettikleri, kazalara sebep oldukları yetmiyormuş gibi bir de yolları işgal ediyorlar ki, İstanbulluları çileden çıkartıyorlar...

KİMSE GÖRMÜYOR MU!
Bu sayfaların takipçileri hemen anımsayacaktır... Geçtiğimiz günlerde, İstinye, Yenibosna ve Pendik’ten bu yönde gelen şikayetlere yer vermiştik. Çevre sakinleri, yol kenarlarına sıra sıra dizilen kamyonların trafik akışını engellemesinden dert yanıyordu. Meğer Ataşehir’de de benzer bir sıkıntı yaşanıyormuş. Meğer orada da koca koca TIR’lar yolları istila ediyormuş. Gelin bölge halkına kulak verelim, tüm ayrıntıları onlardan öğrenelim... “Erenköy Gümrük Kapısı’nın karşısında TIR parkı bulunuyordu. Yaklaşık 400 TIR’ın girebileceği büyüklükte olan bu park, bir süre önce boşaltıldı. Tabii hal böyle olunca da önceden parkta bekleyen TIR’lar, şimdi yol kenarlarında beklemek durumunda kalıyor. Dört şeritlik yolun üç şeridi bu TIR’lar nedeniyle kapandı. Trafik tek şeritten sağlanıyor. Bu durumda da sadece sabah ve akşam saatlerinde değil, günün her vakti trafik allak bullak oluyor. Birkaç yüz metrelik mesafeyi en az yarım saatte katediyoruz. Bir kaza olsa itfaiyenin, ambulansın buraya ulaşması mümkün değil. Yetkililer bu konuyla acil olarak ilgilenmeli. TIR’ların yol kenarına park edilmesi mutlaka önlenmeli. Artık çıldırma noktasındayız.”

OKULLARDAKİ YENİLEME ÇALIŞMALARI UZADIKÇA UZADI

Öğrenciler perişan...

DEPREM riski altındaki kentte, sadece konutlar değil, kamu binaları, özellikle de okullar tehlike altında. İşte bu nedenle İstanbul’daki okullarda güçlendirme çalışmaları yapılıyor. İnceleme yapılan 916 okuldan 399’u güçlendirildi. İl Özel İdaresi ve Dünya Bankası’ndan sağlanan kredilerle 173 okul da yıkılıp yeniden yapıldı. Son güçlendirme ihalesi de geçtiğimiz temmuz ayında gerçekleştirildi. 108 okul güçlendirmeye alındı.

KALABALIK SINIFLAR
Bu okullardaki çalışmaların Kasım 2010’da bitirilmesi hedeflenmişti, ne var ki güçlendirilen okulların büyük bir kısmında çalışmalar tamamlanamadı. Projenin uzaması da öğrencileri ve velileri perişan etti. Binlerce öğrenci, başka okullarda misafir öğrenci olarak eğitim görüyor ve türlü türlü sorunlarla boğuşuyor. Doğal olarak hem öğrenciler, hem de veliler isyan bayrağını çekiyor. Dün, Acil Şikayet Hattı’na konuyla ilgili çok çarpıcı bir mesaj geldi. Pendik Batı Mahallesi’nde bulunan Merkez İlköğretim Okulu’ndaki çalışmaların tamamlanmaması, velileri kızdırmıştı. Bakın veliler neler neler anlatıyordu... “Okulumuz yenilenecekti. Bu nedenle de geçen yıl çalışmalar başladı. Okulun öğrencileri de ilçede bulunan diğer okullara dağıtıldı. Okuldaki çalışmalar bitirilene kadar eğitimlerine burada devam edecekler. Bu durum hem velileri hem de öğrencileri zor durumda bırakıyor. Öğrenciler kalabalık sınıflarda ders görmek zorunda kalıyor ve gerekli eğitimi alamıyor. Benim çocuğumun geçici olarak devam ettiği okulda şu anda üç okulun öğrencileri aynı anda eğitim görüyor. Tabii kalabalık sınıflarda motivasyonları olumsuz etkileniyor. Aylar geçmesine rağmen okuldaki çalışmalarda kayda değer bir gelişme yok. Üstelik eskiden yürüyerek gittikleri okula şimdi servisle gitmek zorunda kalıyorlar. Bu durumda da masraflar artıyor. Yetkili mercilere şikayetlerimizi ilettik. Ancak bürokratik engellerden bahsediyorlar. Yetkililerden okul yapımının hızlandırılmasını ve öğrencilerin bu eziyettten kurtarılmasını istiyoruz.”

Postacılar uğramıyor ki!

POSTA ulaşımındaki aksaklıklar devam ediyor. Hatırlarsınız geçtiğimiz aylarda vatandaşların Küçükçekmece, Bağcılar, Üsküdar ve Güngören’den yükselen ‘Mekuplarımız, önemli evraklarımız elimize ulaşmıyor. Büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalıyoruz’ isyanını gündeme taşımıştık. Yayınlarımızın ardından yetkililer soruşturma başlatacaklarını dile getirmişlerdi. Ancak Acil Şikayet Hattı’na gelen mesajlardan anlıyoruz ki sorun tamamen çözüme kavuşturulmuş değil. Dün, Beylikdüzü’nden gelen ‘Aylardır postalarımız adresimize ulaşmıyor’ şikayetini yansıtmıştık. Bugün de Eyüp Alibeyköy’e uzanalım. Bakalım bölge halkı neler söylüyor... “Göztepe Mahallesi, Mehmet Akif Ersoy Caddesi’ne yaklaşık üç aydan beri postalar ulaşmıyor. Semt sakinleri olarak bu konuyla ilgili şikayetlerimizi PTT merkezine ilettik. Ancak problem devam ediyor. Yetkililerin ilgisizliği nedeniyle evraklar, faturalar elimize ulaşmıyor ve mağdur durumda kalıyoruz. Yetkililerin ivedilikle bu konuya bir çözüm bulması gerekiyor.”

Taksim’de bile yol işgal edilirse...

TAKSİM’deki taksi istilasını kaç kez yazdık, bu işgale kaç kez yer verdik, sayısını biz de unuttuk artık. Yetkililere sorsanız ‘Sürekli denetim yapılıyor, yol kenarında bekleyip trafiği karıştıran bilmem kaç tane taksiciye ceza yazılıyor...’ ama manzara hiç değişmiyor... Kanıt mı? İşte size ispatı...
TRAFİK EKİBİ YOK
 Yukarıda gördüğünüz fotoğraf dün öğle saatlerinde çekildi. Taksiler, meydanda, yol kenarına dizilmiş, müşteri bekliyordu. Acil Şikayet Hattı ekibi dakikalar boyunca orada kaldı, taksiler yerinden kıpırdamadı bile... Üstüne üstlük ortalarda tek bir trafik ekibi de yoktu. Hani denetim yapılıyordu? Hani taksicilere ceza yazılıyordu! Nerede o kontrol? Biz niye göremiyoruz? Yukarıdaki fotoğraf, öğle vakti çekildiği için trafik karmaşası görünmüyor. Ancak sabah ve akşam saatlerinde nasıl bir karışıklık olduğunu tahmin etmek zor değil.

YA HAFTA SONU!
Zaten günün her saatinde yoğun olan Taksim’de bir de sağ şeridin işgal edilmesi ortalığı iyiden iyiye karıştırır. Hafta sonları ortaya çıkacak tabloyu düşünmek bile sinir bozucu. Taksiciler, şehrin göbeğinde bile yol kenarını işgal edebiliyorsa kimbilir başka yerlerde neler yaşanıyordur...

KISACA

*Yoğun olan üstgeçitte bir de işporta tezgahları var
Yenibosna Metrobüs Durağı metrobüsün en yoğun duraklarından biri. Metrobüs durağına ulaşmak için kullandığımız üstgeçit ise bu yoğunluğu karşılamıyor. Üstgeçidin merdivenleri çok dar, iki kişi yan yana zor yürüyor. Ayrıca üstgeçitte bulunan işporta tezgahları, geçidin geniş olan bölümünü işgal ediyor. Yolculara adım atacak yer kalmıyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde açılan bu tezgâhlar, zaten yoğun olan köprüyü panayır yerine çeviriyor. K. D.

* Cep yerlerinin genişletilmesi gerekli
 Her sabah işe giderken, Maslak trafiğinden geçmek zorunda kalıyorum. Ancak her sabah oluşan trafiğe artık tahammülüm kalmadı. İETT ve halk otobüsleri bu yolun tıkanmasında önemli bir unsur. Otobüsler yolun ortasında yolcu alıp bırakıyor. Sözde bu otobüsler için duraklarda cep açılmış. Ama bu cepler o kadar küçük ki, iki otobüs art arda durağa yanaşamıyor. Yol ortasında duran otobüsler de trafiği kilitliyor. M. E.






SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Ziyaretçi
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Perşembe24 MPH28°
Az Bulutlu