Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Herzeliya, İSRAİL

        HERZELİYA Konferansı İsrail’de yapılan en önemli uluslararası güvenlik konferansı olarak kabul ediliyor. Dünyanın dört bucağından katılımcılar var. Kurucusu Uri Azad Başbakan Netanyahu’nun ulusal güvenlik danışmanı. Daha önceki yıllarda hükümet üyeleri, başbakanlar bu platformu kullanarak önemli açıklamalar yapmışlar. Bu yıl, Meclis dururken ne diye orada konuşuluyor diyenler yüzünden Netanyahu veya kabinesinden kimse gelmemiş.

        Toplantı kamuya açık, zaten televizyondan da izlenebiliyor. Ancak on bir adet de yalnızca davet edilenlerin katılabildiği yuvarlak masa tartışması var.

        Cumhurbaşkanı Peres Mısır’daki gelişmelerin ışığında Filistin ile barışa daha fazla odaklanılması gerektiğini savundu. Anamuhalefet lideri Livni ise ülkenin Yahudi-demokrat kimliğinde demokrasi tarafının daha fazla öne çıkması gereğinden bahsetti. Büyük İsrail projesinin kaybedilmiş bir dava olduğunu söyleyerek İsrail’in bekası açısından Filistin sorununun halledilmesi zorunluluğunu o da vurguladı.

        Toplantıya katılan İsraillilerin bir kısmında, Lübnan, Tunus ve Mısır’da çok hızlı yaşanan gelişmeler dolayısıyla bir kuşatılmışlık duygusu hâkim. En hafifinden bir tedirginlik havası var. Mısır’daki değişimin İsrail açısından nasıl bir güvenlik sorunu yaratabileceğinden, İsrail devletinin meşruluğunu sorgulayan söylemin yaygınlaşmasına; siyasi sistemin kilitlenmesinin yarattığı dertlerden (6 aydır BM’ye büyükelçi atayamamışlar) İran’ın nükleer programına kadar her konuda analizler yapıldı, rahatsızlıklar, kaygılar dile getirildi.

        Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi Mısır’da olup biteni sadece kendilerinin değil Mısır genelkurmayının da öngöremediğini söyledikten sonra, bölgedeki gelişmelerin radikal cepheyi güçlendirdiğini savundu. Geleneksel Arap liderlikleri zayıflarken, Türkiye’nin yönelim değiştirdiğine değindi. Türkiye ile ilişkilerde yaşanan gerginliğin güvenlik konularıyla ilgilenenleri fazlasıyla meşgul ettiği belli.

        Konferansçıların bir kısmı şartlar değişse de İsrail’in hemen tüm konularda eski çizgisinde kalmasını ve daha sert olmasını savunuyor. Bu kişiler açısından Mısır’da olup bitenler Filistin meselesini çözmenin değil çözmemenin gerekçesi. Bir konuşmacıya göre otoriter istikrar, demokrasiye tercih edilmeli. Kurumlar oluşmadan demokrasiye geçilmesi düzeni yıkar. Her yerde Hamas ya da İhvan ile baş başa kalırsınız.

        Diğer tarafta, bu çok yüksek sesle ya da net şekilde söylenmese de, İsrail’in farklı pozisyonlar geliştirmesi gerektiğini söyleyenler bulunuyor. Bunlara göre eski yaklaşım ve yöntemler sınıra dayandı. Meşruiyet konusundaki sıkıntıları iki devletli çözüme yönelik ciddi bir adım atmadan aşmak mümkün değil. Demokratik katılımdan da korkmamak gerek.

        Son olaylardaki tutumu nedeniyle Washington’a kızanı da kızmayanı da ABD ile ilişkilerin nereye gideceğini sorguluyor. Bu nedenle ABD Başkanı Obama’nın eski ulusal güvenlik danışmanı James Jones’un konuşması merakla bekleniyordu.

        Jones lafı dolandırmadı. Statükonun ne İsrail’in ne de bölgenin çıkarına olduğunu söyleyip, Suriye ve Filistin’le barış yapılamamasının İran’ı güçlendirdiğini vurguladı. “Zaman bizden yana değil ya statükoyu seçeceğiz ya da iki devletli çözüme doğru ilerleme sağlayacağız. Bu tarihi fırsatı kaçırmayalım” diye sözlerini bitirdi.

        ABD el yordamıyla ve çelişkiler içinde kalarak da olsa, Ortadoğu’daki yeni dinamikleri gözetecek bir siyaset arayışı içinde gibi. Buradaki tartışmalardan İran’la savaş seçeneğinin kısa dönemde gündemde olmadığına da kanaat getirdim. Bu bağlamda Türk-Amerikan ilişkilerinde hayli ilginç ve verimli bir dönemin başlayabileceğini de söyleyebiliriz.

        Diğer Yazılar