Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        G.SARAY'DA olup bitene baktığınız zaman ne iktidarın nede muhalefetin koca kulübün geleceğini aydınlatacak durumda olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. Adnan Polat ve yönetim kurulunun yaptıkları birkaç işe rağmen tarihin en kötü yönetim kurulu olduğu konusunda hem fikir olmayan yok. Ama aynı şekilde muhalefetin de bu kadar dağınık olduğu bir dönem de yok. Ve böyle bir ortamda insanlar "Bari Adnan Polat kalsın" diyebiliyorlar.

        Peki Galatasaray bu hale gelecek bir kulüp mü? Değil tabi ki. Galatasaray bu kadar sahipsiz mi? Tabii ki değil. Ve Sayın İnan Kıraç'ın Galatasaray'a yaptığı Muz Cumhuriyet'i şeklindeki davranışı hak ediyor mu? Tabii ki hayır. Ama şu var. Bu muhalefetle ve bu iktidarla bu iş olmaz. Eğer "Uydururuz" derlerse bırakın parlak geleceği daha da karanlık bir tablo ortaya çıkabilir.

        Bunun herkes farkında mı, farkında. Peki o zaman neden sahip çıkılmıyor? Neden izliyorlar? Ali Dürüst neyi bekliyor? Galatasaray yönetiminde görev yapmış, şu anda Genel Yayın Müdürüm olan Fatih Altaylı neden sessiz kalıyor? Özer Saraçoğlu nerede, Burak Elmas nerede?

        Mete Başol nerede, Özkan Olcay nerede, Ersin Borteçen, Selçuk Uygur, Ahmet Yolalan. Mete İkiz ve Özcan Çetinsoy nerede? Ben merak ediyorum neden izliyorlar olup bitenleri? Elbette bazı şeyler insanları soğutmuş olabilir. Ama bu kulübün bu isimlere ve daha sayamadığım birçok isme ihtiyacı var. Sonuçta özne Galatasaray. Ve şu gerçeği unutmamaları gerekiyor. Galatasaray Kulübü tarihinin en sahipsiz ortamını yaşıyor. Neyin ne olduğu belli değil. Her şey birbirine girmiş durumda. İçten dıştan paramparça. "Burası G.Saray Kulübü bir şey olmaz" demenin hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Çünkü bir şeyler oluyor artık. Bir şeyler yitip gidiyor. Haydi çıkın ortaya artık.

        Bu kadroya iyi bakın

        Elimde İsviçre-Avusturya'da yapılan son Avrupa Şampiyonası'nın kadroları var. Hani Fatih Terim ile harikalar yarattığımız Avrupa Şampiyonası. Servet Çetin, Gökhan Zan, Kazım Kazım, Arda Turan, Ayhan, Hakan Balta ve Sabri. Yedi kişi. Yani takımın yüzde 80'i neredeyse. Bu futbolcular şimdi nerede? Galatasaray'da. Hani kadrosu yetersiz dediğimiz Galatasaray'da. Bu futbolcuların şu anda gösterdiği performansa bir bakın? Yerlerde sürünüyorlar. Aslında malzeme iyi. Peki sorun nerede o zaman? Çok fazla aramayın. Sorun iyi yönetilmemede. Helvayı yapamayanlarda. Hocaları yanlış seçenlerde. Krizi iyi yönetemeyenlerde. Futbolculara güven veremeyenlerde. Onlara destek olmayanlarda. Bu çocuklara sahip çıkamayanlarda.

        Bir garip bildiri

        Trabzonspor'un yazdığı son bildiriyi okudum ve çok şaşırdım. Aceleyle ve hiç düşünülmeden yazılmış bir bildiri. Ve son derece gereksiz bir bildiri. Orada konuşmak ve yazmak bir moda oldu. Ama fazla etkisi olmayan bir moda. Sadece ve sadece kalan haftaları birbirine sokacak bir açıklama. En çok takıldığım iki konuya bakıyorum. Gençlerbirliği maçının yan hakemi Fenerbahçe Başkanı ve ikinci başkanla hemşehriymiş. Trabzonspor gibi ciddi bir kulüp böyle ciddi bir bildiriye nasıl bunu yazabilir? Aziz Yıldırım "Bu benim hemşom. Yan hakem olsun mu" dedi. MHK da "tamam mı" dedi. Acaba

        Trabzonsporlular buna gerçekten inanıyor mu? MHK ne yapacak? Bundan sonra her hakemi maça verirken başkanlar ile aynı memleketten olup olmadığına mı bakacak?

        Simao'nun golünü vermeyen yan hakem Trabzonlu muydu ya da Kayseri'nin penaltısını vermeyen orta hakem? O hakemler nasıl hata yaptıysa Gençlerbirliği maçında da yaptı. Fenerbahçe'nin ligin ikinci yarısında oynadığı bütün maçlara baktım. Tekrar tekrar. Ama ben son maç hariç bir tane bile hakem hatası bulamadım. O zaman bu bildiri neden yazıldı? Bu kadar süre içinde dokuz puan kaybedildi, en büyük rakipleri Fenerbahçe önünde tek bir pozisyon bulamadan maçı kaybettiler. Ama onlar sorgulanmıyor hakemler sorgulanıyor. Bu her zamanki gibi en kolay yol.

        Bir de aynen şöyle diyor bildiride: "Aziz Yıldırım'ın Kulüpler Birliği ne hiçbir katkısı olamaz ve olmuyor da". 2 Ağustos'ta başkan Sadri Şener bana aynen şöyle demişti: "Allahtan Aziz başkan bu görevde. Ben olsam yapamazdım. Herhangi bir kulübün dosyasını bile iki saat hiç üşenmeden inceliyor. O elini kaldırınca ben de kaldırıyorum. Çünkü hepimizin hakkını koruyor." O zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Galiba her zamanki gibi susmak en iyisi. Trabzonspor sadece futbolunu oynarsa şampiyon olabilecek güçte. Ama böyle olmaz. Sadri Başkan, Kayserispor önünde kaybedilen iki puanın sorumlusunun, Volkan Babacan açıklaması yüzünden sadece kendisi olduğunu unutmamalı. Rakiplerinin, başkanın verdiği demeç yüzünden o maça ne kadar motive olduğu ve ne kadar artı enerji harcadıkları geçen hafta yenildikleri Manisa maçıyla ortaya çıktı. En azından bu ders olmalı. Ne diyeyim Trabzonspor beni şaşırtmaya devam ediyor.

        Diğer Yazılar