Başkanlık sistemi Türkiye için iyi sonuçlar verebilir...
KAMUOYUNDA detaylar tartışılmadan, sistem tam olarak sorgulanıp-anlaşılamadan, birileri çıkıp "Türkiye biter" diyor! Söylediklerine saygı duyuyorum ama aklıma da şu soru geliyor: Bu sonucu kamuoyu ile paylaşmadan önce gerekli araştırmayı yaptınız mı?
Sevgili dostlar, Türkiye gibi "gelişme sürecinde" hızlı yol alabilecek ve en önemlisi "doğru kararların verilmesi halinde" yeni dünya düzeni içindeki yeri gereği "çok hızlı gelişebilecek" bir ülkede, iyi kurulmuş bir başkanlık sistemi çok iyi sonuçlar verebilir... Diyeceksiniz ki; "tek adam" her şeye hâkim olacak "Devlet siyasallaşacak"! Buna çok detaylı bir karşı tez yazılabilir ama yer müsait olmadığı için çok kısa bir detay vereceğim: Başkanlık sistemi "olması gerektiği" gibi dünya standartlarına uygun kurulursa; bakanlar "seçim dinamiklerine bulaşmışlardan" değil, "mesleğinde yol almış profesyonellerden" seçilecek. Bunun anlamı da çok açık; "siyasi çarka" bulaşmadan sadece bir konuda iyi olduğu için ülkede "o konuda söz sahibi" olma şansı elde edecekler ve ideallerini ülke için hayata geçirebilecekler...
Sonuç: Türkiye "2000 yılın altın fırsatını" yaşıyor. Gerek "konjonktür", gerekse değişen dünya düzeni Türkiye'nin "yeni denklem" içinde "ağırlıklı" bir yer edinmesine imkân verebilir. Bu geçiş ve yeniden kuruluş döneminde Türkiye, doğru bir Başkanlık sistemi kurabilirse; çok kısa zamanda çok hızlı yol alabilir... Daha açık yazayım: Türkiye'nin yeni küresel vizyonu "Başkan" ile bütünleştirilebilirse, 100 yıl önce yaptığımız çıkışı yeni bir dalga ile 100 yıl sonra yeniden yakalayabiliriz... 1900'lü yılların başı "Türkiye'nin doğuşu ve kuruluşuydu", 2000'li yılların başı da "Türkiye'nin dünya düzenine ve sistemine"
yerleşmesi ve kök salması olacak... Yaşasın Büyük, Emperyal, Güçlü Türkiye...
Yeni bir 'Türk yüzyılı' için '2023 emperyal vizyon ve strateji' belgesi...
AĞUSTOS 2010 tarihinde bir yazı kaleme almış ve acilen "emperyal vizyon 2023" başlığı ile yeni bir belgeyi Türk Devleti olarak hayata geçirerek, önümüzdeki 13 yılı planlamamız gerektiğinin altını çizmiştim...
Yaşanan gelişmeler ve özellikle "askeri yapımızdan, nükleer stratejimize" kadar çıkan birçok tartışma, beni "bu konuda" daha da fazla ikna etti ve bu sabah yeniden aynı çağrıyı yapıyorum: Yeni bir yüzyıl için strateji belgemizi oluşturmalı ve detaylandırmalıyız...
Sevgili dostlar, Türkiye yeni dünya düzeni içinde planlanan prangalarını kırarak hatta yerleşik küresel güçlerin engelleme istek ve müdahalelerine rağmen bugünlere geldi. Artık engel olmak isteyenler, "nasıl ortak" oluruz derdindeler!
Şimdi şunu fark etme zamanı: Yeni bir Türkiye gerçeği doğuyor ve maalesef bunu biz hariç, bütün dünya özellikle küresel etkin yapılar çok net görüyor.
Sonuç: Türkiye tarihi fırsatların eşiğinde! Böyle bir "gerçeklik" içinde yeni bir teze ve değişimi kapsayan yeni bir paradigmaya ihtiyacımız var. Bu noktada bizi yönetenlere ve yönetme iddiasıyla aday olanlara çok önemli bir görev düşüyor. "Yeni Türkiye Vizyonu" ortaya konmalı ve "kimi seçeceğimiz" laflar üzerinden değil "yapılabileceklerden" tartışılmalı...
Son söz: "Tek kimlikli-çok kültürlü" yeni ulusal etiketimiz tanımlamalı ve bu topraklardaki herkesi içine alacak şekilde yapılanmalı! Avrupa Birliği ile "üyelik sürecimizi" net bir şekilde kesmeli ve "AB'ye alternatif olarak genleşen" bir yapı ortaya konmalı! Ekonomide çevre ülkelere burada
"yatırım yapma imkânını" sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmeli! Enerji politikalarımız "oynamadan" ortaya konmalı! Devlete ait olan "savunma" şirketleri tek çatı altında toplanarak oluşan şirketin hisseleri Türk ve yabancı yatırımcılara % 49'u geçmeyecek şekilde satılmalı, ortaya çıkan para ile "askeri-endüstriyel" yapımız yeniden kurulmalı... gibi birçok başlık altında sorgulama yapılabilir... Ben örnekledim, sorumlular devam etsin...