Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Büyüme iyi.

        Milyonlar daralmasa!

        Kalkınma iyi.

        Milyonlar düşmese!

        Eğitim seferberliği iyi.

        Milyonlar telef olmasa.

        ***

        Memleketin o kadar çok çocuğu var ki…

        Yüz binler halinde harcanabiliyor.

        30 bin ölümüz”… “40 bin ölümüz” oldu.

        Ama sorun çözülecek!

        Sayı yeteri kadar korkunç değildi ki, asker çocukların eline bomba verip altına mayın döşeyen bile çıktı.

        N’olacak!

        Çocuklar o kadar çoktu ki, her tarafta “savaş ve kan”ı tek yol belleyenler için 40 bin bile azdı!

        ***

        Hadi ölüm devletin veya örgütün emri; bir de hayat böyle olmasa.

        Yüz binlerce genç (ve ailesi) şimdi “üniversite sınavı kuşkusu” içinde?

        İster Cumhurbaşkanı ikna olsun, ister ÖSYM başkanı milyonlarca kitapçık saçsın.

        Kurt düşünce içine, kuzu perişan olur kafadan!

        (Çocuklarınız için hemencecik ikna olan Cumhurbaşkanı’na kızarken, şaibe ve kuşkuya boğulmuş bir sistemde bile kendi çocuğunu bu ülkede okutmasının yasaklanmış olduğunu da unutmayın!

        Çünkü düzen şu: Mağrur da mağdurdur; mağdur da fırsatını bulunca mağdur edecektir. Bugün cellatsan yarın kurban!)

        ***

        Kuşku bitmez. Gençlerin harcanması da bitmez.

        Şaibe”nin durduğu yerde “adaletsizlik”; “Adalet”in durduğu yerde şaibe; bir çark döner.

        Şu sıra on binlerce önlisans mezunu ayaklanıyor.

        Anlaşıldı ki bu düzende onlara pek yer yok.

        Sınavları aşa aşa KPSS duvarına çarpmış, çocukmuş, büyümüş, kutsal mesleğe koşturmuş ama sillelerle düşmüş 200 bin öğretmen adayına da yer yok.

        Kayırma, kadrolaşma kuşkusu her köşeye sinmiş memur alımlarında, yüz binlerce gence kafadan yer yok.

        Poliste bazılarına yer yok. Üniversitede bazılarına yer yok.

        ***

        Yer bulduğunda bile, o yerde insan olarak yok gibisin!

        On binlerce “profesyonel” asker, kimi 14’ünde adım attığı, kimi daha ileri yaşta cazip duyurularla koştuğu mesleğinde “sen kimsin ya” muamelesine batırılıp çıkarılıyor.

        Burası öyle bir “imtiyazsız cumhuriyet” ki, on binlercesine; onca eğitimine, onca yıl hizmetine, ölümlerden dönmesine de rağmen, mesela kıdemine ve eğitimine göre her memurun hakkı olan “1’in4’ü”nde de yer yok. Özlük haklarında yer yok, insan haklarında yer yok. Sır üstleri hep üstün kalsın diye!

        ***

        Aklımızın almadığı hep şu oldu:

        Azınlıklara yer vermeyen bir düzen, kendini çoğunluk sananlara da hakkaniyetli, insanca, adaletli bir yer vermez!

        Hiç düşünmedik mi:

        Mesela, Alevileri dışlamış Devlet, Diyanet, Laiklik zihniyeti, kendini çoğunluk sanan ötekileri de aynı anda üniversiteden veya kamudan dışlayabildi.

        Artık epey azınlık kalmış başka inanç sahiplerini umursamamış bir sistem, genel olarak inançlara pek saygılı olmadı.

        Kendi de sık sık dışlanan, aşağılanan milyonlarca insan, başkalarını dışlamak, aşağılamak, haklamak için çıldırabildi!

        ***

        Aklımız ve vicdanımız karışık olduğundan, her sefer yeni baştan düşünüyoruz başımıza gelenleri.

        Yıllarca hak, hukuk, özgürlük, adalet dahilinde bir yer bulamayanları umursamayan taş kafamız, gün gelip benzer duvarlara çarpıyor.

        Kökeninden, mezhebinden, inancından, kılığından, rütbesinden dolayı “size burada yer yok” denenlere müstahak görmüşseniz itilmeyi, kakılmayı…

        Biri de geliyor, yandaşına candaşına yer açarken aynı tabelayı kaldırıyor başkasına:

        Size yer yok!

        ***

        O yüzden ister cumhuriyet deyin; ister demokrasi…

        Bakmayın tercümelerine; ikisinin tarihi idealinin özünde de, asırlar boyu yeryüzünde milyonlarca insanın kanlarıyla yazdığı gibi, esasta “Eşitlik, özgürlük, kardeşlik, adalet, hakkaniyet, hak” yatar.

        Ama her zaman, herkes için yani!

        Diğer Yazılar