Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ne bağımsız ve adil yargı diye bağıran demokrat hükümet…

        Ne üstlerin yargılandığı davalara “hayret eden” Genelkurmay, “hukuk devleti” gereğini yaptı.

        Defalarca yazmaya çalıştım. Binlerce asker de her köşeden ses vermeye uğraştı.

        Türkiye çoktan uyarılmıştı. Ama üstlerin devleti, üst hukuka uymadı. Ve Türkiye mahkûm oldu. Devam ederse, yine olacak!

        ***

        Konu: Askerlikte, üstten ziyade kendini üstün sananların iki dudak arası kararıyla astlara oda hapsi cezasının hukuksuzluğu ve insafsızlığı!

        Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; “yargısız infaz”ın “insan hakları ve adil yargılanma hakkı”na aykırı olduğunu çoktan belirtmişti.

        Demokrat ve adaletçi hükümet de…

        Cumhuriyetçi Genelkurmay da; insanların kolayca ezilmesinden vazgeçmeyi yediremedi.

        Cumhuriyet Halk’ın halkçı başkanı da, “Bozkurtların” lideri de; barolar, her cepheden yargı dernekleri, her şeye vakıf hocalar¸ gazeteciliğe her cezayı münasip görebilen yargı ve Yüksek Yargı mensupları da, “Kağıttan kaplan”cı hukukçu siyasetçiler de, eski AİHM yargıcı gazete yazarı, mebus adayı da; yargısız, adaletsiz, keyfi cezaya, binlerce askerin iki dudak arası infazına gık demedi.

        Halkı askerlikten soğutmak gerekçesiyle davalar gırla giderken…

        Halk çocuklarını adaletten soğutmak diye düşünce bile olmadı!

        ***

        Basın nihayet bunu da yazdı!

        Bu konuda zerre vicdani ve mesleki arşivi olmayanlar mecburen haberi koydu:

        AİHM, sadece bir komutanın keyfi emriyle oda hapsi cezası verilmesinin insan hakları ihlali olduğuna hükmetti!

        AİHM, Türkiye’nin, İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini, bu nevi ceza ve itirazların bağımsız yargıda karara bağlanabileceğini belirtti. (Askeri Yargı’nın bağımsızlığı da, yargı bağımsızlığı da ayrı mesele!)

        Davaya konu ceza, Diyarbakır’da bir askere, komutanı yüzbaşı tarafından verilmişti. (Haberlerde “er” deniyor; muhtemelen astsubay!)

        AİHM, Türkiye’nin o askere 9 bin 500 Euro ödemesine hükmetti; cezaların yargı denetimine kapalı olmasını yapısal sorun saydı; acele çözüm istedi.

        ***

        Sadece AİHM’e gitmiyor hepsi…

        Yoksa on binlerce asker bunun her an mağduru…

        On binlercesi, terhise yahut emekliliğe rağmen, bu yargısız infazı pek unutmadı.

        Ülkelerini dava etmek gibi insani tereddütleri veya hayatlarına ebediyen musallat kimi korkular bulunmasa…

        Al haksızlığı çarp on binlerle!

        Al 9 bin 500 Avro’yu çarp on binlerle!

        Bu ceza; hukuk ve adaleti dilden düşürmeyen iktidar ile muhalefete…

        Meclis’te halkın hakkını arayamayan parmak çocuklara…

        Bağımsız ve adil yargı, adalet gibi kavramların hayatiyetini (yeni) anlamış gibi yapan komutanlara…

        Askeri, astını aşağılama, keyfince ezme hakkını doğal gören genç subaylara da, olgun büyüklerine de…

        Tabii, emir komuta zinciri içinde, altındaki eratı ezen astlara da…

        Askerlere, kanunda hapis cezası bulunduğu halde, hizmetçi, uşak muamelesi yapanlara…

        Darbeler bir yana, binlerce insana daimi darbe hukuku dayatanlara…

        İnsanları ezen, kahreden askeri ve sivil bir düzenin nice acısını, izlerini; ruhları, kişilikleri, aileleri yaralayışını asla görmek istemeyen cumhuriyetçi, demokrat, liberal, muhafazakâr, ulusalcı ve milliyetçilere de kapak olsun!

        Not: Tabii mesele sırf ordu değil. Poliste, kamuda, şirketlerde, hatta medyada fiziksel ve manevi şiddetle ceza kesenlerin, Tekel işçisine ve onlara destek çıkana mapusluk biçebilen devlet, iktidar, kanun adamlarının; alttakini, altındakini ezenlerin cehennemi burası! Hepsi de halkçı, milliyetçi, cumhuriyetçi, demokrat filandır!

        Nota: Ahmet Şık ile Nedim Şener nasıl olsa çıkacak. Ne kadar uzarsa uzasın ve nasıl kahrederse kahretsin, sayılı gün olacak. Ama meslektaşlarının onlarla ısrarlı dayanışması, herkese nasip olmayan ve olmayacak bir bahtiyarlık ve kardeşlik olarak hep akılda, yürekte kalacak. Hepsi çok yaşasın!

        Do not: İstanbul’a yeni boğaz gibi hayalleri olanların adı “İnsanlık Anıtı” olanın kafasını kopartmaları akıl alacak gibi değil! Yoksa, tam da akıl alacak gibi mi!

        Diğer Yazılar