• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Said-i Nursî'nin kayıp kabri

04 Mayıs 2011 Çarşamba, 10:18:41

AMERİKAN askerleri Usâme bin Lâdin'i öldürüp cesedini denize attılar ya...
Dün, bazı yazarlar Usâme'nin mezarının olmaması ile Said-i Nursî'nin kabrinin ortadan kaldırılması arasında benzerlik kurdular.
Yazdıkları, bana bundan 30 küsur sene önce Bayezid'deki Sahhaflar Çarşısı'nda şahit olduğum bir sohbeti hatırlattı.
Çarşı'daki 12 numaralı dükkânın sahibi Ekrem Karadeniz, Türk Müziği'nin bir ses sistemi ortaya koyup bunu kitap halinde yayınlamış son nazariyatçısı idi ve benim de musiki hocalarımdandı. Asıl mesleği hukukçuluktu, uzun seneler Tekel Bakanlığı'nda müfettişlik yapmış ve bir teftiş seyahati sırasında göz sinirlerinin donması üzerine emekli olmuştu. Aslında hayatının geri kalan kısmında çalışmaya pek ihtiyacı yoktu, zira varlıklı sayılırdı ama hem meşgalesiz kalmaması, hem de adresinin belli olması için her sabah Bayezid'de babasından kalan dükkânına gider, orada akşama kadar misafir ağırlardı.
Seneler boyu, haftanın en az iki günü ben de yanında idim. Hem musiki nazariyatı öğretir, hem de klasik eserleri meşkederdi.

YENİ BİR MÜŞTERİ
Dükkâna bir gün orta yaşlı bir bey geldi. "İyi bir Osmanlı tarihi istiyorum" dedi. "Hem en mükemmeli, hem de en ucuzu olacak!"
Ekrem Bey sahhaflığı vakit geçirmek için yaptığından, müşteriye mutlaka birşeyler satabilmenin derdinde değildi ve sinirlendiği zaman ters cevaplar verdiği de olurdu.
Gelen müşterinin talebini duyunca "Efendi!" dedi... "Bir malın hem en kalitelisi, hem de en ucuzu nerede görülmüş? Olur mu öyle şey? Ama mutlaka hacimli bir Osmanlı Tarihi istiyorsan, şuralarda biryerlerde 'Tarih-i Ebu'l-Faruk' var. Koskoca kitaptır ama içi bomboştur, al onu oku!"
Müşteri birşey söylemeden kitabı aldı, sonra aradığı başka kitapların isimlerini verdi. Tam o sırada çarşının çaycısı geldi, Ekrem Bey müşteriye de çay ikram etti ve "Siz ne işle meşgulsünüz?" diye sordu.
Aldığı cevap "Korgeneralim!" oldu. "Ben, emekli Korgeneral Faruk Güventürk!".
Yani, ismini 1958'de, Demokrat Parti iktidarına karşı ortaya çıkartılan "9 Subay Olayı" ile duyuran, 27 Mayıs Darbesi'nden sonra adından sık sık bahsettiren ve bazı kitaplar da kaleme alan meşhur general...
Paşa, Ekrem Hoca'nın dükkânına ilerki senelerde de sık sık geldi. Fikirleri birbirlerine tamamen ters olmasına rağmen defalarca uzun uzun sohbet ettiler ve orada olduğum günlerde ben de bir kenarda sohbetlerini dinledim.

KÂBE ENDİŞESİ
Ekrem Bey, Paşa ya bir gün "Said-i Nursî'nin mezarını Urfa'da sizin açtığınız söylenir" dedi. "Hep merak ederim, cenazeyi nereye defnettiniz?"
Güventürk Paşa'nın cevabı, aradan 30 küsur sene geçmiş olmasına rağmen sesinin tonu ile hâlâ hatırımdadır:
"Tayyareden attım! Urfa'dan alıp tayyareye koyduk ama nereye götüreceğiz? Defnedeceğimiz yer Kâbe gibi olurdu, onun için tayyare daha havada iken kapakları açtırıp attım!"
Sonra, Paşa ile Ekrem Karadeniz arasında bir tartışma başladı. Hoca "Yahu günahtır, Müslüman adama böyle iş yapılır mı?" diyor, Paşa "Ne yani, türbesini Kâbe haline mi getirtecektim?..." diye yaptığı işin ne kadar doğru olduğunu müdafaa ediyordu.
Ben, cenazenin uçaktan atılması hadisesinin doğru olup olmadığını bilmiyorum ve burada sadece o gün duyduklarımı naklediyorum.
Meselenin bir başka tarafı daha var: Said-i Nursî'nin mezarının açılıp cenazesinin çıkartıldığı gün İstanbul'daki askerî havaalanında nöbetçi olan bir yedeksubay da Urfa'dan Yeşilköy'e gelen uçağın boş olduğunu söylüyor.
Bu yedeksubay, bir gazeteci ağabeyimizdir.

Diğer Yazıları

Siz sadece pop yapın hanımefendi!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
POP müzik dünyasında son senelerde yeni bir moda çıktı: İşin tâââ başından buyana bu müzikle meşgul olan sanatçılar şimdi ardarda alaturka albüm çıkartıyor ama tavır ile üslûp bilmedikleri için alaturka müziğin canına okuyorlar!Bu albümleri yapanların...
Devamını Oku

Yeni kahraman yaratma heveslileri

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:28
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs'a bu sene bir haller oldu...Resmî kutlamaların yapılıp yapılmaması, stadyumlarda öğrencilerin katıldığı gösterilerin bundan böyle de düzenlenip düzenlenmemesi yahut Anıtkabir'e çıkılıp çıkılmaması meselelerinin yanısıra, 19 Mayıs 1919...
Devamını Oku

Osmanlıca hocalarına KPDS şartı

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:31
  • [javascript protected email address]
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Osmanlıca'nın okullara seçmeli ders olarak konması gerektiğini söyledi. Şimdi, bu dersi liselerin tarih mi yoksa edebiyat öğretmenlerinin mi verecekleri tartışılıyor.Mesele ise, bu dersi verebilecek bilgiye sahip hocaların...
Devamını Oku

Çek kadın politikacıyı astıran kadın savcı davadan 58 yıl sonra, 88’inde hapse girdi

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:59
  • [javascript protected email address]
28 Şubat'ın ardından 27 Mayıs darbesinin de yargılanması talepleri ve zamanaşımı tartışmaları, bana bundan dört sene önce Çek Cumhuriyeti'ndeki bir yargılamayı hatırlattı: Çekler'in, ülkenin demokrat liderlerinden olan kadın politikacı Milada Horakova'yı...
Devamını Oku

18 Mayıs 1944

  • Yayın Tarihi: 18/05/12 09:33
  • [javascript protected email address]
TÜRKİYE, birkaç seneden buyana, 1910'lardan 1950'lerin sonuna kadar yaşanan bazı tatsızlıklarla yüzleşme merakında..."Tatsızlık" derken Anadolu'da meydana gelen toplu göçlerin, azınlıkların ve harekâtlarda can veren sivil vatandaşlarımızın kaderinin...
Devamını Oku
Tüm Yazıları