Bence serinin en şahanesi olmuş!
BAŞINDAN uzlaşalım. Transformers serisinin yeni filmi Dark of the Moon mükemmel bir bilimkurgu değil. Ama bence serinin en eğlenceli, özellikle ilk yarısı ile ciddi sayılabilecek bir hikâye temeline sahip ve bu kez robotların savaşları çok daha güzel çekilmiş. Yönetmen Michael Bay serinin ikinci filminin kötülüğünün arkasından belli ki şapkasını önüne alıp uzun uzun düşünmüş ve bence serinin bu filmiyle aksiyon-bilimkurgu sevenlere kendini biraz olsun affettirmeyi başarmış. Filmin 60'lı yıllardan başlaması ve insanoğlunun uzay macerasına farklı bir açıdan bakması hem psikolojik gerilimi artırıyor hem de gerçekten sonu merak edilesi bir hikâye veriyor. Bay, film teknolojisi demosu tadında bir seyirlik hazırlamış. Sinema teknolojisindeki tüm gelişmeleri filmde görmek mümkün. Öncelikle robotların kavgaları bu kez daha iyi çekilmiş. Kavgada hangi robotun hangisine saldırdığı filan çok daha net görünüyor. Özellikle ikinci filmdeki savaş sahnelerindeki karmaşa yerini daha belirgin görüntülere bırakmış. Birçok yeni robot var ama bence en etkileyicisi Sentinel Prime. Optimus Prime'ın akıl hocası olan robotu ise bir sürpriz isim seslendiriyor: Léonard Nimoy. Yani meşhuuuur Mister Spock. Zaten filmde minik bir kareyle Star VVars'a gönderme de yapılmış. Bir otomobil sever insan olarak yeni otomobil robotların eklenmesi de hoşuma gitti. Ferrari Italia ve Mercedes SLS AMG o filme kaç paraya girdilerse verdikleri her kuruş helal olsun. Çünkü tanıtımları müthiş olmuş. Zaten filmin neredeyse her karesinde bir sponsor veya ürün yerleştirme var. John Turturro, Frances Me Dorman, Patrick Dempsey, John Malkovich filmin artılarından. Seriye güzel kadın kontenjanından katılan Rosie Huntington-VVhiteley ise asla ve asla bir Megan Fox değil. Üstelik oyunculuk kabiliyeti berbata yakın. Filmin son bir saatine denk gelen büyük ve uzun aksiyon sahnesi ise hem çekim teknikleri hem de karanlık tonu ile tarzın hayranlarını koltuğa çarpacak cinsten. Hele bir gökdelen sahnesi var kiii.... Tamam sustum. Filmin 3B'si ise şahane. Tavsiyem eğer fırsatınız olursa IMAX'te izlemeniz.
***
Hollywood'da kadın düşmanı tavırlar
KADINA bakış sadece ülkemizde sorunlu değil. Amerikan sinemasının da erkek egemen anlayış konusunda ülkemizden geri kalır yanı yok. En basiti Transformers'ta bile kadın karakterlerin kullanılma şekli, kadın karakterlerin alt metnindeki tuhaf tonlama hayli rahatsız edici. Mesela Rosie Huntington'un film boyunca (en pislik- döküntü içindeki sahnelerde bile)
topuklu ayakkabısını çıkarmayışı, üstünün başının neredeyse hiç pislenmeyişi, dudak parlatıcısını o heyecan içinde bile yalamayıp hep pırıl pırıl gezmesi insanı sinir ediyor. Hele Frances Mc Dorman'ın canlandırdığı karakterin John Turturro ile bir araya geldikten sonra bir saçmalaması var ki evlere şenlik. Şaşırtıcı değil ama artık çok komik oluyor.
***
YÖK'ün şanlı demokrasi anlayışı
MEĞERSE Ali Demir aslında istifa sözü vermiş. Hem de bizzat YÖK Başkanı Dr. Yusuf Ziya Özcan'a. Bu anlaşma karşılığında da Ali Demir'e soruşturma izni verilmeyecekmiş. Ama Ali Demir hepimizin bildiği üzere istifa etmedi. Yusuf Ziya da bu duruma şaşırmış olmalı ki verdiği demeçte "İdari zaafları vardı. Disiplin soruşturması istedim ama oylamada kaybettik. Ben istifa ederdim" açıklamasını yaptı. Bunun üzerine söylenecek hiçbir şey yok. Sadece gençlere, "Ders çalışmakla filan yormayın o güzel kafanızı. Bir siyasi partiye kaydolun. Kendinize, gerektiğinde sizi kayıracak arkadaşlar edinin. Çünkü belli ki adam kayırmacalık, bilgiden, ilimden çok daha değerli" diyorum.