Bebek ve tren arasındaki benzerlikler hakkında
BİR bebeğin büyümesini izlemek, hayattaki en ilginç tecrübelerden biri... Toplam hayatı birkaç aydan oluşan bu minik insanın günbegün yaşadığı değişimlere, gelişen becerilerine, farklılaşan alışkanlıklarına ayak uydurmak biz yetişkinler için son hızla giden bir trenin üzerinde ayakta durmaya benziyor...
Tren demişken, Uzay bana bu aralar birçok hareketiyle hızlı treni andırıyor; mesela uyumadan önceki son anlarda. Şimdiye kadar yatağa götürdüğümde 5 dakikada uyuyan çocuk değil o. Enerjisinin son damlasına kadar tüketmeden yatay duruma geçmiyor. Yatakta kendini bir o yana bir bu yana atıyor. Öyle güçlü ve hızlı hareket ediyor ki bu sırada onu tutup sakinleştirmeye çalışmak treni elimle durdurmaya benziyor. Aslında bu hafta trenlerden değil başka bir konudan bahsetmek istiyorum hızlı büyüme evrelerinden.
Uzay bazı zamanlar sebepsiz (!?) yere değişiyor... Her zamanki tatlı, mutlu, düzenli çocuk gidip yerine biraz mızırdak, fazla hassas, düzeni karman çorman bir çocuk geliyor sanki... Görünürde belirgin bir sebep yokken değişen bu davranışlar beni dertlendiriyor... Hem onun adına (Bir yeri mi ağrıyor, bir derdi mi var?) hem de kendi adıma (Neden çocuğumun derdini anlayamıyorum?) şüpheye düşüyorum.
Bir anne için bebeğin derdini anlayamamak en kötüsü.
Hollandalı araştırmacılar Dr. Hetty van de Rijt ve eşi Dr. Frans Plooji'nin yazdığı 15 farklı dile çevrilen WONDER WEEKS isimli kitap bu sıkıntıma çare oluyor... (Türkçesi yok maalesef.)
Kitabın yazarları senelerini bebek davranışları üzerine çalışarak geçirmiş bir karı koca... Bu çalışmalar arasında 2 senelerini ünlü şempanze gözlemcisi Jane Goodall ile geçirerek şempanze bebeklerini incelemek, bunun haricinde yüzlerce anne-bebeği kendi evlerinde gözlemlemek ve annelerin detaylı tuttukları günlükleri analiz etmek de var...
WONDER WEEKS yani "Mucize Haftalar" aslında hızlı büyüme evreleri olarak da tanımlanabilir. Teorinin özü şu: İnsan yavrusu hayatının ilk 20 ayında belli aralıklarla (en az 6 kere) "zor haftalardan" geçiyor; bu zor zamanlar bebeklerin zihinsel gelişiminde önemli adımlar atılan dönemlerdir ve her bebekte aşağı yukarı aynı zamana denk gelir. (Van de Rijt ve Plooji'ye göre bu sadece insan yavrularına özgü değil; şempanze dahil 12 değişik memeli türünde aynı davranış gözlemlenmiş ve kayıt altına alınmış.)
Hızlı büyüme evrelerinde bebekler normalde olduklarından daha huysuz, alıngan, ağlamaya daha meyilli oluyorlar. Günlük düzenleri bozuluyor ve daha çok ilgi istiyorlar... Büyümek zor iş!
Yeni bir zihinsel beceri demek, algıda açılan yeni bir kapı demek; bu da o zamana kadar tanıdığın, bildiğin dünyanın bir anda baştan tanımlanması demek... Mesela aylarca kendini "bir" zannettiğin annenin senden ayrı bir yaratık olduğunu ve aslında seni bırakıp gidebileceğini fark etmek... (İşte bu kıyamet.) Mesafe denen, bireyselliğin başlangıcı denen bu yeni gerçekliğe alışmak elbette şıp diye olamıyor... Bebekler, sıkıntılı alışma dönemlerinde en iyi bildikleri insan olan anneye daha fazla yapışarak kendilerini sağlama alıyorlar...
5, 8, 12, 15, 23, 34, 42 ve 51. haftalar bebeğin hayatının ilk senesinde yaşadığı hızlı büyüme evreleri... (Bir hafta önce, bir hafta sonra olabilir). Bu evrelerin sıkıntılı dönemi aşağı yukarı 1-2 hafta sürüyor ve bir bakıyorsunuz ki şimdiye kadar sadece oyuncakları dağıtmayı becerebilen ufaklık bir anda toplamaya da başlamış... (Uzay bu aralar kutuların kapaklarını kapatıyor mesela.)
Kitapta şöyle deniyor: "Bir sabah uyanıp kendinizi hiç tanımadığınız garip bir gezegende bulsanız ne yapardınız?"
Şükür ki bu küçük yaratıklar değişikliklere biz yetişkinlerden çok daha kolay adapte oluyorlar. Bir bakıyorsunuz her şey yine eski haline dönmüş. (Sadece görünüşte; çünkü bebeğiniz yine değişti ve büyüdü... Neyse; siz birkaç hafta rahat ediverin şimdilik... )