11 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
04 Ekim 2016 Salı, 00:59:22 Güncelleme:09:03:51

Büyüme kaybı enflasyon kazancı

 

Son dönemde büyümenin düşmesi ekonominin en önemli sorunu haline geldi. Bugün açıklanması beklenen Orta Vadeli Program’da da revizyonlara gidilmesi bekleniyor. Ama en merak edilen konu büyüme oranının nerede tutulacağında. Önceki plana sadık kalınırsa 2017’de büyümenin yüzde 5 alınması lazım. Ancak bu yılki zaten hedeflendiği gibi yüzde 4.5 çıkmayacak. Ekonomi yönetiminin beklentisi bu yönde. Son alınan önlemlerle birlikte tüketimin ne ölçüde artacağını ise göreceğiz.

Gelecek yıla düşük hızla girileceğinden yüzde 5 büyümeyi yakalamak zor olacak. Zorluğun bir ayağı yurtdışında, çünkü dünya yavaşlıyor ve ihracatın gazına basarak büyümeyi artıramıyoruz. Büyümenin yavaşlayan diğer ayağı ise içeride. İçeride de yatırımların artmayışı büyümeyi sınırlıyor.

DÜŞÜK BÜYÜME ETKİSİ: Toplam talebin sınırlı arttığı, emtia ve enerji fiyatlarının yatay seyrettiği ve kur artışının enflasyonun altında kaldığı bir dönemin enflasyonu da buna göre oluyor. Bir yerde büyüme eğiliminin düşmesinin bir karşılığını enflasyonda görüyoruz. Ya da büyümeden kaybediyor ama enflasyondan kazanıyoruz.

- Eylülde yüzde 0.18 olan tüketici enflasyonu endeksin hesaplanmaya başladığı 2003 yılından bu yana ikinci en düşük eylül enflasyonunu oluşturdu. Bundan önceki de yüzde 0.14’le Eylül 2014’e ait. Dün açıklanan enflasyon ise beklentilerin yaklaşık üçte biri düzeyinde.

- Bu düşüşe asıl katkıyı gıda ile giyim ve ayakkabı yaptı. Yüzde 0.70 gerileyen gıda fiyatları enflasyonu yüzde 0.20 aşağı çekti. Giyim ve ayakkabı fiyatları da yüzde 3.49 geriledi ve enflasyonu yüzde 0.31 düşürücü etki yaptı.

- Sonuçta yıllık enflasyon yüzde 8.05’ten yüzde 7.28’e geriledi. Mevsim dönüşü ve okul hazırlıkları nedeniyle genelde enflasyonun yüksek çıktığı bir ay gayet iyi bir şekilde atlatıldı. Yıl sonunda yüzde 7.5-8 bandının yakalanabileceği ihtimali iyice arttı.

- Eylülde sadece tüketici fiyatları değil, çekirdek enflasyon da, üretici fiyatları da geriledi. En çok itibar edilen ve en geniş kapsamlı çekirdeği oluşturan (I) Endeksi yüzde 8.41’den yüzde 7.69’a indi. Bu endeksteki düşüş 8 aydır düzenli olarak devam ediyor. (I) Endeksi, yeni sepetin hesaplanmaya başladığı 2003’ten beri en yüksek düzeyine Mart 2016’da yüzde 9.72 ile ulaşmış ve tüketici enflasyonunun 2.26 puan üzerine çıkmıştı. Normalde olması gereken ise tam tersiydi.

- Çekirdek enflasyonu en çok etkileyen ise döviz kurunun seyri. Piyasalardaki yüksek oynaklığa karşılık döviz kuru bu yıl fazla artmadı. Dolar geçen yılı 2.9167’den kapatmışken 30 Eylül’de ancak 2.9975’e yükselebildi. Bu da yüzde 2.77 artış demek ve 9 ayda yüzde 4.77 olan TÜFE’nin altında kalıyor. TÜFE’yi yükseltmemiş, aşağı çekmiş.

TERSİNE RUSYA ETKİSİ: Ters giden işlerimizden biri de Rusya ile ilişkiler ve bu bağlamda Türk ihraç ürünlerine uygulanan ambargoydu. Bu durum ihracatımızı düşürdü ve turizm gelirlerini vurdu. Ancak bu kötülükten bir iyilik çıktı. Türkiye içinde meyve sebze bolluğu yaratarak fiyatların düşmesine yol açtı. TÜİK verilerine göre ocak ayında 319.69 olan Gıda Endeksi eylülde 307.86’ya geriledi ve 8 ayda yüzde 3.7 düştü. Gıda içinde de fiyat düşüşünün öncülüğünü meyve ve sebze çekti. Bu anlamda bir kötülükten, bir iyilik daha çıktı.

- Hangisi daha yararlıdır tartışması bir yana, buradaki kaybımızı daha ucuz meyve sebze yiyerek bir ölçüde çıkardık.

- Aynı durum büyümenin düşmesinde de geçerli. Düşük büyümenin kaybını bir ölçüde düşük enflasyonla telafi etmiş oluyoruz.

- Fizik kuralında olduğu gibi, makro ekonomide de yoktan var, vardan yok olmuyor. Olaylar, sorunlar, cisimler yer değiştiriyor, içerik ve kimyasını değiştiriyor. Dolayısıyla makro ekonomide bir sorunumuz veya varlığımız ortadan kalkmıyor, yer değiştiriyor ya da bir başka bir şekle bürünüyor.

 

HAYATIN İÇİNDEN

FAİZ DÜŞÜŞÜNE YENİ FIRSAT

- Enflasyondaki beklenmedik ekim ayı verileri ileriye yönelik beklentileri kısmen kırmış olsa gerek. Üstelik sepet içindeki ağırlığı fazla olan doğalgaza yapılan yüzde 10’luk indirim ekim ayına yansıyacak. Ekstra yeni bir zamla karşılaşmazsak ekimde de beklenenden düşük bir rakamla karşılaşmak mümkün.

- Enflasyonda düşüşle birlikte yıl sonu tahmininin gerçekleşme ihtimalinin artması, faiz düşüşüne devam etmek için iyi bir gerekçe oluşturdu. Dünyadaki konjonktür de şimdilik faiz indirmeye uygun. Küresel piyasalarda bir fırtına kopmaz ve sermaye akımları tersine dönmezse TCMB 20 Ekim’deki toplantısında muhtemelen faiz düşürmeye devam edecek. Hatta tek bir oranda yapılan indirim bu kez alt banda da sarkabilir.

SONUÇ: “Kul bunalmadıkça Hızır yetişmez.”

Türk Atasözü

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Pazar 18 MPH 14°
Güneşli