Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Döviz kuru hem Merkez Bankası'nın sert müdahaleleri hem de küresel risk alma iştahının yükselmesi sonucu kontrol altına girdi.

        Üzerine küresel risk iştahı ile birlikte sermaye girişlerinin artması eklendi. Halbuki sermaye çıkışı olmasından korkuluyordu.

        Avrupa'nın yanında Amerika da, bol ve ucuz para politikasını 2013 ortasından 2014 sonuna kadar uzattı. Bu durum risk iştahı ile ülkeye giren sermaye miktarını artırırken yurtiçinde beklentileri iyileşti.

        Böyle bir ortam Merkez Bankası'na faiz koridorunun üst sınırını aşağıya çekme fırsatı verdi. Merkez Bankası politika faizini değiştirmedi, sadece koridorun üst sınırı bir puan düşürdü. Ama bunun sinyal etkisi güçlü oldu. Çünkü aynı zamanda piyasaya verdiği likiditenin faizini yüzde 7.5 dolayına düşürmüştü.

        BİR YILLIK ARADAN SONRA:

        Üstelik bu faiz kararını alırken atıfta bulunduğu gelişmelerin biri, bugün tekrarlanacak. Avrupa Merkez Bankası üç yıllık likidite desteğinin ikincisini gerçekleştirecek. İlkine verilen faiz tepkisinin ardından, eğer ikinci likidite operasyonu da başarılı olursa Türkiye'nin faizleri daha aşağı çekmesi mümkün olabilir.

        Nitekim bu beklentiler fiyatlara yansıdı. Hazine gösterge faizi yüzde 9'un altına indi. Merkez Bankası'nın son haftalık bülteninde gördük ki, durum kredi faiz oranlarına da yansımış.

        Tüketici kredileri ile ticari kredilerde aralık ve ocak ayında en yüksek oranları görüldükten sonra şubatta aşağı yönlü net bir kırılma gerçekleşti. Bu düşüş de bir yıllık aradan sonra geldi.

        ŞUBAT DÜŞÜŞ AYI: Aşağıda bunun bir tablosu yer alıyor.

        ■ Taşıt kredileri 2010 Aralık ayında yüzde 9.3 kadar gerilemişken bir yılı aşkın süre sonunda Ocak 2012'de yüzde 15.3'e kadar yükseldi. 17 Şubat itibarıyla bankaların taşıt kredi faizleri ağırlıklı ortalama olarak yüzde 14.7'ye indi. 0.6 puanlık bir düşüş gerçekleşti.

        ■ Konut kredi faizleri 2008 sonunda yüzde 20.7 düzeyindeydi. 3 yıl sonra Aralık 2010'da yüzde 9.6'ya kadar geriledi. Daha sonraki artış mevsiminde konut kredileri yüzde 14.6'ya kadar yükseldi ve şubat

        ayında 0.8 puan gerilemeyle yüzde 13.8'e indi.

        ■ En fazla düşüşün gerçekleştiği alan ise ticari krediler oldu. 2008 sonunda yüzde 22.8'den başlayan düşüş 2010 sonunda yüzde 8.3'e indi ve kredi türleri içinde en çok düşen faiz oranı oldu. Oradan başlayan tırmanma Aralık 2011 'de yüzde 14.9'a kadar yükseldi. Ticari kredilerdeki düşüş ocaktan başladı ve şubatta da sürdü. 17 Şubat itibarıyla ticari kredilerin faizi yüzde 13.7'ye indi, düşüş oranı 1.2 puana vardı.

        AB'nin likidite operasyonu Türkiye'ye de yarar

        Düşüşün ticari kredilerde erken ve fazla olmasında, faizinin bankalar tarafından değiştirilebilme özelliği yanında rekabet de etkili. Taşıt ve konut, birer tüketici kredisi ve faizi, kanunla tüketici lehine sabitleniyor. Bu nedenle bankalar faiz değişikliklerini gecikmeli şekilde bu kredilere yansıtmayı tercih ediyor.

        Türkiye'deki faiz oranlarının seyri açısından Avrupa'nın bugün yapacağı likidite operasyonunun başarı oranı da belirleyici olmaya aday. Başarılı bir likidite oranı Avrupa'da daha fazla para, artan güven ve Türkiye'ye daha fazla sermaye girişi anlamına geliyor. Bu da faiz düşüşünün devamını getirebilir.

        Sermaye girişinin artması ve beraberinde faiz düşüşü ekonomik büyümeyi artırıcı etki yapar. Bu durumda cari açıkta istendiği oranda düşüş olmayacak ama finansmanında da sıkıntı olmayacak.

        SONUÇ: "Herhangi bir çözümünü bulamadım, fakat bu probleme gerçekten hayran oldum."

        Ashleigh Brilliant

        Diğer Yazılar