Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü’nde bir bilgilendirme koplantısı düzenlenmiş ve devam eden yol ve tünel çalışmaları hakkında bilgi verilmiş. Haberim olsa mutlaka katılmak isteyeceğim toplantıda, Karayolları 2. Bölge Müdürü Erol Altun ve arkadaşları yürüyen ve hazırlıkları yapılan projeler hakkında bilgi verirken, Yeşildere’yi Konak’a bağlayacak tünel sonrası Konak Meydanı’nın alacağı görüntüyü de ilk kez gün yüzüne çıkarmış, katılımcılara göstermiş. Kent estetikçilerinin, kent planlamacıların, mimarların, mühendislerin yorumlarının ne olduğunu henüz bilmiyoruz ama, ortaya çıkacak görüntünün hiç de hoş bir manzara olmadığını sade bir vatandaş olarak belirtmek ve bir kez daha sormak isterim; Bu tünel bu kentin öncelikleri arasında kaçıncı sırada yer almalıydı? Ya da çok mu gerekliydi? Ama “yapacağız” denildiğine göre, mutlaka yapılacak ve bitecektir... Dün Milliyet Ege’de Hamdi Türkmen, Aydın Otoyolu’nu, yapım ve proje çalışmaları süren İstanbul ve Ankara Otoyolu’na bağlayacak bir köprülü kavşak projesinden sözediyor ve yapım tekniğine karşı çıkıyordu. Söz konusu proje, binlerce konut ve işyerinin bulunduğu alanlardan, bir anlamda şehrin göbeğinden dolgu sistemi ile geçirilecekmiş. Hamdi kardeşimin belirttiği gibi “bu çağda böylesine çağdışı bir sistem”, gelişmiş inşaat teknolojilerinden habersiz, akıllara durgunluk verecek cinsten. Bunca konutu, bunca işyerini yerle bir et, çuvallar dolusu istimlak parası öde, dağı taşı delik-deşik edip dolgu malzemesi çıkar ve kentin ortasına döşe... Pes doğrusu... Bir kentin ancak böyle canına okunur...

        41 anne ile kızı buluşturan kitap

        İzmir Reklam Dünyası’nın yakından tanıdığı, grafik ve tasarım ustası Güler Sarıgöl Köymen‘in, “son tasarımı” (şimdilik) mükemmel bir yemek kitabı olmuş ve ismine de, babasının kendisi için kullandığı sıfattan etkilenerek “anasınınkızı” demiş. Güler Hanım’ın Levent Marina’da düzenlediği “41 kız ve anneleriyle ile 5 çayı”na program yoğunluğundan katılamamış olmanın üzüntüsünü yaşarken, o kitap kargodan çıktı. Kese kağıdından ambalajın içinde cüsseli bir kitap, zarif bir dizayn, harika bir kapak, üzerinde kurutulmuş baharatlardan oluşan mini kekik demeti ve ucunda el işi göz nuru bir çiçek sallanan kitap ayıracı... Tasarım sanatına yıllarını vermiş bir tasarımcıdan da ancak böylesi beklenirdi... Nitekim Güler Sarıgöl Köymen de öyle düşünmüş, öyle yapmış... “Annesininkızı”, 40 kız arkadaşın (kendisi ile 41) annelerinden öğrendikleri yemekleri, yine anneleri ile birlikte, annelerinin gözetiminde yaptıktan sonra tariflerini vermelerinden, devamında da zamanın yemek kültürünü, paylaşımını anlatımından, doğal olarak da “o günlere dair fotoğraflar”dan oluşuyor. Kitabı şöyle bir karıştırıyorum; tanıdık anneler ve tanıdık kızlarla dolu... Her ne kadar damak zevki ve yemek kültürü gelişmemiş bir vatandaş olsam da, çevremdeki hanımlardan yemek kitapları konusunda şöyle bir yakınmayı sık duydum; Kitapta yazanları aynen uyguladım, ama bir türlü tutturamadım... Çünkü, yazarların çoğu yapmadıkları yemek tariflerini veriyor. “Annesininkızı”nın, bu tür yakınmalara cevap açısından, bizzat yapılmış, yaşanmış, denenmiş tariflerden oluştuğu, bu özelliği ile “tarifleri tutturamayan” hanımlar için de önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nefis kitaptan, “tam kıvamındatam lezzetinde” yemekler çıkacağı inancıyla, “annesininkızı”nın yazarı, yaratıcısı Güler Sarıgöl Köymen‘e “eline sağlık” diyor ve içtenlikle

        kutluyorum.

        Diğer Yazılar